Türk Toplumunun Kültürel DNA’ları / Hatice Yıldıran

İnsan ve oluşturduğu sistemler, dinamik ve karmaşıktır. Sistemi meydana getiren öğeler, birbirleriyle etkileşime girerek patern(örüntü) oluştururlar. Bu paternler, tıpkı, genetik talimatları içeren DNA’lar gibi kodlanarak kuşaktan kuşağa aktarılır. Nelerin iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, güzel ya da çirkin olduğuna karar vermemizi sağlayan inanç ve değerlerimizi barındırır.  Bir pusula gibi seçimlerimize ve davranışlarımıza yön verir.

İnsan bilinçlendikçe, potansiyelini sınırlayan inançlarını değiştirir, karakterinin yapı taşları olan değerlerinin farkına varır ve bu değerlerini onurlandıracak bir yaşam tarzı geliştirir. Toplumlar da bilinçlendikçe, kültürel değerlerine sahip çıkarlar ve onurlandırırlar.

Araştırmalara göre, Türk toplumunun değerleri bağımsızlık, kahramanlık, yurtseverlik, mertlik, kanaatkarlık, toprağa bağlılık, konukseverlik, kadına saygı, yaşlılara hürmet, hayırseverlik, hoşgörülülük, alçakgönüllülük, namus-şeref, iç temizliği, ciddiyet ve ağırbaşlılıktır. Toplumun temel değerleri ise, başta dil olmak üzere, tarih, bilim, ahlak, hukuk, gelenek, sanat olarak ifade edilebilir. Günümüzde bu değerleri onurlandırdığımız söylenebilir mi? Kültürel kodlar, neden bugüne taşınamadı?

20.Yüzyılın ikinci yarısında dilde başlayan yozlaşma, iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle tüm değerleri erozyona uğrattı. Teknoloji üretmeden, teknolojiyi kullanmanın bedeli olarak düşünebiliriz bunu. Aldığımız herhangi bir yabancı marka cihazın kullanım kılavuzunu açtığımızda birçok dil seçeneği olmasına rağmen neden Türkçe bir talimat göremiyoruz? Bu konuda bir kültürel stratejimiz var mı? Türk toplumunun değerleri içselleştirilmeden evrensel değerleri onurlandırmak nasıl mümkün olabilir?

Romalılar, yaptıkları hiçbir savaşta Keltler’i yenememişler. Roma Kralı, Keltler’i nasıl yenebileceği konusunda bir bilgeden tavsiye almış. Bilge, “Kelt dilini yok ederseniz, savaşı kazanırsınız” demiş. Öyle de yapmışlar ve Romalılar Keltler’i yenmişler. Dil kültürel DNA’ların kuşaktan kuşağa taşınmasını sağlar. Dili yok etmek, kültürü yok etmektir. Dünyanın en büyük lideri Atatürk, Dil Tarih Kurumu’nu bu nedenle kurmuş ve yaşamasını vasiyet etmiştir.

İletişim teknolojileri sayesinde, dünya üzerindeki tüm kültürler birbirleriyle etkileşime girdiler. Biz bu kültürlere kendimizi nasıl anlatıyoruz? Kendi dilimizle mi? Bilimsel başarılarımızla mı? Sanatımızla mı? Hukuk sistemimizle mi? Dilimiz olmadan ne bilim ne sanat üretebilir ne de kendimizi doğru ifade edebiliriz.

Kişisel farkındalık, özsaygıyı, öz sevgiyi, özdeğeri ve öz sorumluluğu artırır ve bireyleri özgürleştirir. Aynı zamanda bireyin içinde yetiştiği kültürün değerlerini de fark edip bu değerleri onurlandırmasını sağlar. Dünyanın bütün dillerini öğrenerek, dünyanın bütün kültürleriyle etkileşime girebiliriz, ancak, dünyanın saygısını dilimize ve kültürel değerlerimize sahip çıkarak, otantik yanımızı göstererek kazanabiliriz. Gelişmiş toplumların yaptıkları gibi.

Yunus Emre,

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsin,

Ya nice okumaktır!

Derken bunu söylüyor. Sokrates “Kendini bil” derken bunu söylüyor.

Hatice Yıldıran

23.01.2021