Koçluk Neden Hızla Yayılıyor?/Hatice Yıldıran

Tek bir koçluk görüşmesiyle koç olmaya karar verdiğim günü hatırlıyorum. Koçum, benim içimdeki girişimcilik tutkusunu ateşlemiş, maddi koşullarım yeterli olmadığı halde, kısa süre içinde yeni bir kariyerim ve şirketim olmuştu. O gün ben koçum dediğimde, birileri “ben de akrebim” diyordu.

Aradan 15 yıl geçti. 2013’te koçluk meslek olarak kabul edildi, koçluk konusundaki farkındalık olağanüstü arttı. Bunda şüphesiz, bireylerin hayatlarında yarattığı pozitif etkiler nedeniyle, profesyonel koç olanların sayısının artmasının büyük rolü var. ICF Türkiye’nin değerli yöneticilerinin ve gönüllü ekiplerinin payı da çok büyük. Bununla beraber, koçluğun ülkemizde ve tüm dünyada hızla yayılmasının en önemli nedeni, sistemin modern çağın karmaşıklığına cevap verebilmesi ve bireylerin potansiyellerini geliştirmesi.

Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler, hayatımızın her alanında değişim ve dönüşüm yaratmaya devam ediyor. Her şey değişken, belirsiz, karmaşık ve muğlak. Koçluğa bu dönemdeki kadar ihtiyacımız olmadı, çünkü, ezberlerimizin bozulduğu VUCA diye adlandırılan bu dönemde cevaplar, kısa raf ömrüne sahip. Ama iyi bir soru, tüm sistemi ileriye taşıyabiliyor. İşte koçluğun sihri tam da burada yaşanıyor.

Koçlar, bireylerin ya da organizasyonların kendilerine soramadıkları soruları soruyor, karmaşıklığı basitleştiriyor, belirsizliği ve riski en aza indiriyor, empatiyi artırıyor, stresi yaratıcı gerilime dönüştürüyor, geleceği netleştiriyor. Bunu Mevlâna’ nın “Göz iki, kulak iki, ağız ise tektir. Çok görüp, çok dinleyip az konuşmak gerekir.” yaklaşımıyla yapıyor. Hiçbir şey bilmeksizin, anda olarak bireylere ayna tutarak yapıyor.

Her dönem kendi bilincini yaratır. Cevapların olmadığı bu kaotik dönemin bilinci de KOÇLUK. Hayatıma katkıları nedeniyle 15 yıldır “iyi ki koç olmuşum” dedirten koçluğun, günümüzün işe yarayan sistemlerinden biri olduğunu söylemiyorum, “işe yarayan tek sistem” olduğunu söylüyorum. Herkesin yararlanması dileğiyle…

Hatice Yıldıran
31.12.2020