Aşka Yüksel! /Buket Özen

İrаnlı bir Şаir ԁiyor ki; “Аşk’а uçаrsаn kаnаԁın yаnаr…” Bunun üzеrinе Mеvlаnа Celalettin Rumi ԁiyor ki; “Аşk’а uçаmаzsаn kаnаt nеyе yаrаr…?”

Aşk ile ilgili sıkça kullanılan bir deyim vardır. “Aşka düşmek”. İngilizcesi de aynı şekilde “fall in love”… Hep merak etmişimdir; Neden aşık olmayı düşmek ile özdeşleştirirler? Halbuki aşk insanı yükseltir.  Hem kendimizi bulutların üzerinde gibi hissetmez miyiz aşık olduğumuzda…?

Kalbini aşka açmış bir insan ruhani mertebe olarak aşık olmayandan yüksektedir. Her baktığı şeye aşkla bakar, pozitiftir, doğaldır, spontandır. Aşk onun insani özelliklerini parlatır. Peki aşkımızı yaşarken ve mutluyken böyle de , ya aşkımızdan ayrı düşmüş ve acı çekiyorsak ve kendimizi kör kuyuların dibinde hissediyorsak…?  Yine de yüksekteyiz… Çektiğimiz acı bizi olgunlaştırır, pişirir, ruhani olarak geliştirir.  Aşka bir kere açılmış kalp çatlamış bir tohum gibidir, saklı kalmış güzellikleri ortaya çıkarır. Kalbimizi koşulsuz aşka açar. Aşkımız önceleri bir amaç iken sonraları bizi ilahi aşka taşıyacak bir vasıta haline gelir.

“Aşıklık ister nefsani olsun ister ruhani olsun, sonunda bizi ötelere götürecek bir rehber, bir kılavuzdur” der Mevlana.

Aşka düşmeyelim, aşka yükselelim, aşkla yükselelim.

 

YAZAR: Buket Özen, Profesyonel Koç (PCC), ID Coaching’de Eğitmen, Mentör

 

1991 Yılında Marmara Üniversitesi İngilizce öğretmenliği Bölümünden mezun oldum, Beşiktaş Anadolu Lisesinde başladığım İngilizce öğretmenliği görevini özel liselerde sürdürdüm. 2001-2003 yılları arasında California Los Angeles’ta bir devlet okulunda (Bethune Middle School) öğretmenlik yaptım. 2003 yılında Türkiye’ye dönerek bir vakıf üniversitesinin Yabancı Diller Fakültesinde okutmanlık yaptım. Hem Türk hem de yabancı öğrencilerle çalışırken hangi kültürden olursa olsun günümüz gençlerinin okul eğitiminin yanında yaşam yönetimi, duygu yönetimi ve ilişki yönetimi konularında da gelişmeye olan ihtiyaçlarını fark ettim. Gençlerin gelişmesine daha fazla katkıda bulunabilmek amacıyla 2011 yılında ID Coaching International’ dan Bütünsel Koçluk eğitimi alarak kişisel gelişim dünyasına adım attım. Bir yandan okutmanlık yaparken bir yandan da üniversitenin kariyer merkezinde öğrenci koçluğu, kariyer koçluğu ve kariyer uzmanlığı yaptım. Sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonunu benimseyerek, gelecek nesillere ışık tutmak amacıyla kendimi her an yenilemeye ve güncellemeye devam ettim. 2016 Yılında üniversiteden ayrıldım ve ID Coaching International’da eğitmen, mentör olarak çalışmaya başladım.

Kişisel Gelişim, Profesyonel Koçluk, Öğrenci Koçluğu, Ebeveyn Koçluğu, Kariyer Planlama, İletişim Teknikleri, Sınav Başarısı, Stres ve Öfke Yönetimi alanlarında yüzlerce seminer ve eğitime imza attım, toplamda 2000 saati aşkın bireysel koçluk seansı yaptım. Son yıllarda İntegral İlişkiler Koçluğu üzerine yoğunlaştım.

 

Bütünsel Aşk / Buket Özen

Bugüne kadar aşk ilişkileri ile ilgili bir çok eğitim ve seminere katılmış olabilirsiniz. Sağlıklı ilişkiler kurma ve sürdürme ile ilgili bir çok yazı okumuş olabilirsiniz. Öyleyse bunların çoğunun aşk ilişkilerine sadece iletişim boyutundan yaklaştığını farketmişsinizdir. . Sözlü ve bedensel iletişim… Halbuki aşkın bir çok boyutu vardır ve aşk ilişkilerinin sağlıklı olarak sürdürülmesi bir çok dinamiğe bağlıdır.

 

  • Tüm bu dinamiklerin farkında olmak ve bunları eşinizle veya partnerinizle birlikte uyumlayarak bütünsel bir aşk ilişkisi yaşamak mümkün.
  • Bunun yanında mevcut ilişkinizin sürdürülebilir olup olmadığını tespit etmek de mümkün.
  • İlişkinizdeki sorunların görünen sebeplerinin derininde yatan gerçek sebepleri farketmek de mümkün.
  • Ya da yalnız veya bekar bir kişi olarak ilişki yönünden kendizi, potansiyelinizi, beklentilerinizi, enerjinizi, beden, zihin, kalp ve ruh bakımından gelişiminizi çok kapsamlı bir şekilde inceleyerek yeni bir ilişkiye daha bilinçli ve farkında olarak başlamak da mümkün.

 

Bütünsel Aşk İlişkisini birlikte yaratmak; aşk ilişkilerini başta Integral Teorinin kurucusu Ken Wilber’ın integral lensleri olmak üzere bir çok boyuttan inceleyip, ilişkiyi etkileyen tüm dinamik ve faktörleri gözden geçirerek ve dengeleyerek sağlıklı sürdürülebilir ilişkiyi eşinizle/ partnerinizle birlikte inşa etmektir.

 

Peki ilişkiyi etkileyen dinamikler nelerdir: İntegral kadranlarda uyum, bilincin seviyeleri (spiral dinamikler) spiritüel seviyeler, farklı kişilik tipleri, eril-dişil enerjilerin dengesi, bağlılık stilleri, sevgi dilleri, aşk stilleri, kadınlarda ve erkeklerde karşı cins algısı (anima &animus kompleksi gelişimi), 6 çakra üzerinde asimetrik ve simetrik iletişim, paylaşılan yaşam amacı ve dahası…

 

ID Coaching Türkiye’de ilk defa bu derece kapsamlı bir ilişki eğitimi ile Kasım ayında sizlerle birlikte olacak. Eğitim, katılımcılara zengin içeriğinin yanında bol bol uygulama, pratik, meditasyon, materyal ve testler sunacak. Önce kendinize, sonra eşinize, çevrenize ve bütüne hayır noktasında bir adım atmak istiyorsanız bu eğitimi kaçırmayın. Gelin mutlu olun, ve mutlu edin…

 

Buket Özen (İntegral İlişkiler Eğitmeni)

 

YAZAR: Buket Özen, Profesyonel Koç (PCC), ID Coaching’de Eğitmen, Mentör

 

1991 Yılında Marmara Üniversitesi İngilizce öğretmenliği Bölümünden mezun oldum, Beşiktaş Anadolu Lisesinde başladığım İngilizce öğretmenliği görevini özel liselerde sürdürdüm. 2001-2003 yılları arasında California Los Angeles’ta bir devlet okulunda (Bethune Middle School) öğretmenlik yaptım. 2003 yılında Türkiye’ye dönerek bir vakıf üniversitesinin Yabancı Diller Fakültesinde okutmanlık yaptım. Hem Türk hem de yabancı öğrencilerle çalışırken hangi kültürden olursa olsun günümüz gençlerinin okul eğitiminin yanında yaşam yönetimi, duygu yönetimi ve ilişki yönetimi konularında da gelişmeye olan ihtiyaçlarını fark ettim. Gençlerin gelişmesine daha fazla katkıda bulunabilmek amacıyla 2011 yılında ID Coaching International’ dan Bütünsel Koçluk eğitimi alarak kişisel gelişim dünyasına adım attım. Bir yandan okutmanlık yaparken bir yandan da üniversitenin kariyer merkezinde öğrenci koçluğu, kariyer koçluğu ve kariyer uzmanlığı yaptım. Sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonunu benimseyerek, gelecek nesillere ışık tutmak amacıyla kendimi her an yenilemeye ve güncellemeye devam ettim. 2016 Yılında üniversiteden ayrıldım ve ID Coaching International’da eğitmen, mentör olarak çalışmaya başladım.

 

Kişisel Gelişim, Profesyonel Koçluk, Öğrenci Koçluğu, Ebeveyn Koçluğu, Kariyer Planlama, İletişim Teknikleri, Sınav Başarısı, Stres ve Öfke Yönetimi alanlarında yüzlerce seminer ve eğitime imza attım, toplamda 2000 saati aşkın bireysel koçluk seansı yaptım. Son zamanlarda İntegral İlişkiler Koçluğu üzerine yoğunlaştım.

Aşk Koşulsuzdur, Fakat İlişkiler Değildir…/Buket Özen

Aşk koşulsuzdur, fakat ilişkiler değildir.

Grand Gudmundson

 

Aşk herşeye yeter mi? Aşk herşeyi halleder mi?

Çılgınca sevdiğimiz zaman aşkın herşeyin üstesinden gelebileceğini düşünürüz. Vücüdumuzda dolaşan kimyasal akım, bize herşeyin mümkün olabileceğini düşündürtür. Çoğunlukla bu düşüncelerle girdiğimiz bir ilişkinin devamında sorunlarla karşılaştığımızda hayal kırıklığına uğrarız. Hani aşkımız çok büyüktü? Hani aşkımız tüm engelleri aşabilirdi? Hani aşk mucizeler yaratırdı?

En sağlıklı ilişkilerde bile bu soruları kendi kendimize sorduğumuz zamanlar olmuştur. Peki neden böyle oluyor? Büyük hayallerle girdiğimiz bu güzel yolculuk neden çıkmaza giriyor?

 

Aşk bir duygudur ve hormanlarla ilgilidir. Bu yüzden koşulsuz olabilir. Karşımızdakini sadece olduğu gibi kabullenmemizi, onu olduğu kişi olarak sevmemizi sağlar. Koşulsuz aşk; karşılık beklemeden başka birisinin mutluluğunu önemsemektir. Bu çok yüce bir duygudur. Mesela, diğer insanlar bizi onların istediklerini yaptıklarımız için seviyorsa bu koşulsuz aşk değildir. Biz sadece onlar tarafından sevilmenin karşılığını ödüyoruz demektir. Dolayısıyla karşılıksız olmaz. Bu öyle bir aşktır ki, insanları birbirine sıkı bağlarla bağlar, tüm yaraları sarar ve tahmin edemeyeceğimiz güzellikte ilişkiler yaratır.

 

Koşulsuz aşk öncelikle kendimizi sevmemizi gerektirir ki başkasına verecek kadar sağlam bir kalbimiz ve zihnimiz olsun. Bazen gerçek arkadaşlar ve aile kesinlikle koşulsuz aşk gösterebilir. Bununla birlikte bu bile çok nadirdir, çünkü yaratılış olarak sevgimize karşılık beklemek üzerine programlanmışızdır.

 

İlişkiler de koşulludur. Koşulsuz aşk tamamıyla kalpten ve içten gelerek hareket etmemizi sağlarken; ilişki, düşüncelerimizi, kararlarımızı ve mantığımızı da kapsar. Çünkü ilişki bir sistemdir. İki insanın iletişimini, bağlılığını ve işbirliğini gerektirir. Dolayısıyla aşkın (duygular), ve ilişkinin (kararlar) farklı kuralları ve beklentileri vardır. Aşk bir duygu olduğu için koşulsuz olabilir ancak ilişkiler değildir. Çünkü ilişkinin bazı şartlara, kurallara ve sınırlara ihtiyacı vardır.

 

İşte bu yüzden, koşulsuz olarak sevdiğimiz insanla düzenli bir ilişki içine girdiğimizde artık karşılıklı beklentiler devreye girer ve beklentilerimiz karşılanmadığında aşkın ateşi sönmeye başlar. İlişki bir sistemdir, ve her sistemde olduğu gibi yürümesi bazı dinamiklere bağlıdır. Dişil -eril dengeleri, sevgi dilleri, bağlılık stilleri, aşk stilleri, bilinç seviyeleri, sriritüel seviyeler, tüm çakralarda ve integral kadranlarda uyum bu dinamiklerden bazılarıdır. İlişkilerini uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yürüten çiftler gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak tüm bu alanlarda uyum sağlayarak ilerlemiş olanlardır.

 

Integral (Bütünsel) aşk ilişkilerinin temelini oluşturan dinamikler nelerdir? Bunlar arasında nasıl uyum sağlanır? Tüm bunları anlamak, varolan veya gelecekteki ilişkinize uyarlayarak sağlıklı ve sürdürülebilir bütünsel ilişkiyi inşa etmek istiyorsanız Kasım ayında açılacak ICF/CCE sertifikalı İntegral Aşk İlişkileri Uygulayıcı Eğitimine katılabilirsiniz. Bu eğitimin sonucunda bir ilişkiye  tamamıyla gözü kapalı girmektense daha bilinçli ve farkında olarak başlayacak veya mevcut partnerinizle/eşinizle sağlıklı ilişkiyi nasıl sürdürebileceğinizi öğreneceksiniz. Bunun yanında zaten koçluk sertifikasına sahip olan kişiler, bu eğitime katıldıktan sonra danışanlarına “İntegral İlişki Koçluğu” yapabilecek aynı zamanda 24 saatten oluşan CCE kredilerini ICF ünvanlarını yenilerken kullanabilerceklerdir.

 

Dünyada hızla yayılan ve çağın felsefesi haline gelen İntegral Teoriyi temel alan Koçluk Eğitimini ve İntegral Aşk İlişkileri Eğitimini alarak Türkiyenin ilk İntegral İlişki Koçlarından olmak ayrıcalığına sahip olmak istemez misiniz? Dünyada insanların çektiği acıların büyük yüzdesinin (doğal afetler, açlık, savaşlar ve ölüm dışında) ikili ilişkilerdeki mutsuzluktan kaynaklandığını düşünürsek, kendinize, çevrenize ve dolayısıyla bütüne fayda sağlamak adına ilk adımı atmak için bizimle hemen iletişime geçin.

 

Buket Özen

Koç Eğitmeni, Profesyonel Koç (ICF-PCC), İntegral İlişkiler Koçu

www.idkocluk.com

 

YAZAR:  Buket Özen, Profesyonel Koç (PCC), ID Coaching’de Eğitmen, Mentör

1991 Yılında Marmara Üniversitesi İngilizce öğretmenliği Bölümünden mezun oldum, Beşiktaş Anadolu Lisesinde başladığım İngilizce öğretmenliği görevini özel liselerde sürdürdüm. 2001-2003 yılları arasında California Los Angeles’ta bir devlet okulunda (Bethune Middle School)  öğretmenlik yaptım. 2003 yılında Türkiye’ye dönerek bir vakıf üniversitesinin Yabancı Diller Fakültesinde okutmanlık yaptım. Hem Türk hem de yabancı öğrencilerle çalışırken hangi kültürden olursa olsun günümüz gençlerinin okul eğitiminin yanında yaşam yönetimi, duygu yönetimi ve ilişki yönetimi konularında da gelişmeye olan ihtiyaçlarını fark ettim. Gençlerin gelişmesine daha fazla katkıda bulunabilmek amacıyla 2011 yılında ID Coaching International’ dan Bütünsel Koçluk eğitimi alarak kişisel gelişim dünyasına adım attım. Bir yandan okutmanlık yaparken bir yandan da üniversitenin kariyer merkezinde öğrenci koçluğu, kariyer koçluğu ve kariyer uzmanlığı yaptım. Sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonunu benimseyerek, gelecek nesillere ışık tutmak amacıyla kendimi her an yenilemeye ve güncellemeye devam ettim. 2016 Yılında üniversiteden ayrıldım ve ID Coaching International’da eğitmen, mentör olarak çalışmaya başladım.

Kişisel Gelişim, Profesyonel Koçluk, Öğrenci Koçluğu, Ebeveyn Koçluğu, Kariyer Planlama, İletişim Teknikleri, Sınav Başarısı, Stres ve Öfke Yönetimi alanlarında yüzlerce seminer ve eğitime imza attım, toplamda 2000 saati aşkın bireysel koçluk seansı yaptım. Son zamanlarda İntegral İlişkiler Koçluğu üzerine yoğunlaştım.

Tam Koçluk Zamanıdır Şimdi! / Zeynep Balaban

Ülkece yaşadığımız özellikle şu son bir haftalık ekonomik şok, yerini zaman içinde çeşitli tedbirlere bırakacak. Alışkanlıklarımızın bazılarından vazgeçmeye başlayacağız: belki arabaya daha az binecek, her gün tüketebildiğimiz bazı temel gıdaları bile daha fazla hesaplayarak almaya başlayacağız. Yoksulluk ölçeği tamamen dış kaynaklı olan bir sistemde, bu zorunluluklar, kişide duygusal olarak “öfke”, “mutsuzluk”, zihinsel olarak “yetersizlik” ve “umutsuzluk” olarak yansıyacak. Ruhumuz değerlerimizle beslenir: belki onca yıldır kendinle birlikte getirdiğin ve gerçekleştirdiğinde en mutlu olduğun “özgürlük” değerin, özellikle bu değerini para harcayarak yaşıyor isen, örneğin dünyanın çeşitli yerlerine seyahat, dilediğinde haftada bir dışarıdan yemek yemek, vs. ise -, artık sana lüks gelmeye başlayacak; yerini -bir süreliğine olmasını umarak- “parayı (sıkı sıkı korumayı) “ koyacaksın.

Tıpkı dış kaynaklı ekonomi gibi, dış kaynaklı mutluluk ve denge arayışı da, çoğu zaman bu gibi dönemleri kişi için daha da zorlaştırır.

 

Aslında insan, kendi türünün tarihinde “eski sistemlerin artık bir işe yaramayıp yavaş yavaş çökmeye başladığı” dönemlerde hep bir çıkış yolu bulmuştur:

Avcılık koşulları beslenmeyi güçleştirdiğinde tarıma geçmiş, kıtlık tehlikesi olduğunda stok yapmış, sıcak tutacak giysi bulamadığında koyunu kırkarak yün yapmış, kumaşı bitkilerden boyamayı akıl etmiş, bildiğimiz ilaçların bize zarar verdiği, tedavilerin işe yaramadığı anlaşılınca (özellikle günümüzde) bitkilere yönelerek yine de çare bulmaya çalışmıştır.

 

Dünyaca on yıllardır emek verdiğimiz “kişisel gelişim” alanının en önemlisi Koçluk, aslında kişinin, tıpkı tüm insanlık tarihinin de bize kanıtladığı gibi, bütün çözümleri kendi içinde barındırır, der.

Koçluk kadar önemli bir bakış açısının, en önemli ekollerinden Integral Koçluk ise, hem kişinin kendi potansiyeline sonsuza kadar inanır, hem de kişiyi bir “bütün” içinde ele alır. Bu kısaca şu demektir: Sen, dışa bağımlı olarak iniş çıkışlarını, kendine bütün olarak baktığında, her zaman dengeleyecek potansiyele, enerjiye sahipsin. Sen, tüm çözümleri kendi içinde zaten bilirsin.

 

Koçluk ve özelinde Integral Koçluk, bize korkularımızı değil, ulaşabileceğimiz hedefleri hatırlatır. Korkularımız, bizim, kendi potansiyelimizi hatırlamamız için sadece bir tetikleyicidir.

 

Biz istediğimizde.

 

Geçmişte olduğu gibi, bu dönemde de koçluk aracılığı ile kendi koşullarımızı yeniden belirleyeceğiz. Eski sistemde işsiz kalırsak, yeni sistemde, yeni işler yaratacağız. Arabamızı satacağız, farklı yürüyüş yolları keşfedeceğiz. Haftada bir restorana gitmek yerine, herkesin ilk kez tadacağı yeni yemek tarifleri yaratacağız. Hafta sonu termosumuza çayımızı doldurup pahalı yerler yerine parklarda zaman geçireceğiz. Bazı pahalı ilaçları almamamız, ilaç firmalarını yeni arayışlara itecek…Homeopatiye daha fazla güveneceğiz. Öfkeler yerini yaratıcı çözümlere bırakacak. Bunları yapabildiğimizi görünce kendimize güvenimiz artacak. Korkular hayatımızın belirleyicisi değil, kendi potansiyelimizi keşfetmemiz için sadece tetikleyici olacak.

 

Kendi hayatımızın kontrolü hala ve hep bizde kalacak.

Kendimizi “kurban” olarak görmek, ancak kendi tercihimiz olacak.

 

Ve bir integral koç olarak şunu soruyorum: “Bırak dışarıyı! Kendi İç Kaynaklarına Dönmenin Vakti Gelmedi Mi?”

 

Tam Koçluk Zamanıdır Şimdi!

 

 

 

Yazar: Zeynep BALABAN – Profesyonel Koç

 

1976 yılında İzmir’de doğdum.

Galatasaray Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi mezunu olduktan sonra Sorbonne Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve İletişimi bölümünde Master yaptım.

Bir süre mezun olduğum alanlarda çalıştıktan sonra Tasarım eğitimi alarak Moda ve Grafik Tasarımcısı oldum ve yaklaşık bir yıldır sadece özel projelerde yer alıyorum.

Profesyonel öğrenci olarak baktığım hayatımın bu döneminde, ID Coaching ile tanıştım ve Bütünsel Yaşam Koçluğu eğitimimi de tamamlayarak Profesyonel Koçluk yapmaya başladım.

Hayatımdaki herkesten ve her şeyden öğrenmeye devam ediyorum.

Eyvah! Yapay Zeka Geliyor… / Füsun Soydan

Çocukluğumda annemin merdaneli çamaşır makinası ile, çamaşır günlerini kendine dert ettiğini, bütün bir gününü bu işe ayırdığını hatırlıyorum. 80’li yıllarda tam otomatik çamaşır makinaları evlere girdiğinde annemin ve bazı komşularımızın acaba deterjan aldımı, suyu var mı,temiz yıkıyor mu diye başında beklediğini bilirim. Sonuçları görünce ikna oldular hayatları kolaylaştı. Tüm bu otomasyona geçişle birlikte iş hayatına giren kadınlarımızın da sayısı arttı.

Bilgisayarların hayatımıza girmeye başladığı ilk yıllarda işsizler ordusu doğacağı düşünülüyordu. Bankacılık mesleğine başladığım 1988 yılında pek çok banka ve kurum henüz bilgisayara geçmemişti. Benim çalıştığım banka otomasyona geçmiş olmakla birlikte, değişik işlemler için 3 farklı tip bilgisayar kullanıyorduk. Bu gün elimizdeki telefonlarla o gün 3 farklı bilgisayarda yaptığımız işlemlerden fazlasını yapıyoruz.

Şimdilerde yapay zeka kavramından çokça söz ediliyor,insansız ulaşım araçları bazı ülkelerde kullanılmaya başlandı, artık şoförsüz arabalar konuşuluyor. Uluslararası bir maden şirketinde çalışan mühendis bir arkadaşım maden alaşımları hazırlanırken dozaj ayarlamada yapay zeka kullandıklarından, insan eliyle yapılamayacak çok hassas ölçümler yapılabildiğinden bahsetti. Bir kaç ay önce televizyonda izlediğim bir programda ingilizce olarak programlanan yapay zekanın kendi aralarında yeni bir lisan geliştirdiklerini duyduğumda ürperdim ve yapay zekayı biraz daha araştırmaya başladım. Anlaşılıyor ki yakın gelecekte pek çok alanda hayatımızda olacak.

İnsan Kaynakları konusunda da yapay zeka ön plana çıkıyor. İşe alımlar, performans değerlendirmeleri, performansı düşüren nedenleri saptama, çalışanlara önerilerde bulunma, verilerin oluşturulması, arşivleme… yapay zekanın işi olacak. Sonuç olarak Yapay zeka bu kadar şeyi yapacaksa insanlar ne iş yapacak endişesi doğuyor, yapay zekanın kullanım alanlarının çoğalmasıyla işsizliğin %14 civarında artacağı öngörülse de, ben çok kötümser değilim. Geçiş dönemleri biraz sancılı olabilir belki ama yeni iş alanları mutlaka ortaya çıkacaktır. Nasıl ki bilgisayarların hayatımıza girmesiyle yeni  meslekler doğdu ;bilgisayar mühendisliği, programcılar, tamirciler ya da telefonu kılıfı ve aksesuarı üretimi gibi.(Bu gün her alış veriş merkezinde bir kaç tane telefon aksesuar dükkanı var.)

Çalışanların veri toplama gibi yoğun zamanını alan işleri yapay zekaya devretmesiyle yaratıcılıklarını geliştirebilecek, belki çalışma saatleri azaltılarak kendilerine daha fazla zaman ayırabilecekler. Bu da yeni iş alanları açılmasına neden olabilecek. İnsani değerlerimize daha çok sarılacağız ve koçluğun önemi artacak. İnsanların yeni alanlara kayması, değişimi yönetmesi özellikle de geçiş dönemlerinde koçluk ihtiyacını doğuracaktır.

Değişimin sırrı,tüm enerjini eskiyle  savaşmak yerine yeniyi yaratmak için odaklanmandadır.” demiş  Socrates. Koçluğun özü de zaten danışanlarının değişimi yönetmelerinde, yeni oluşumlarda neyi farklı yapmaları gerektiğini bulmaları konusunda yol arkadaşlığı yapmaktır.

Evrensel Temel Gelir

Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle, son bir kaç yılda işsizliğin doğuracağı bir takım tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla “Evrensel Temel Gelir” kavramı tartışılmaya başlandı. Ülkemizde de “Vatandaşlık Temel Geliri”adıyla bir platform oluşturuldu. Amaç ayırım gözetmeksizin tüm vatandaşlara temel ihtiyaçlarını karşılayacak gelir sağlanması. Bu konuda Elon Mask’ın ifadesi şöyle “Otomasyon yüzünden Evrensel Temel Gelir veya benzeri bir modele geçiş yapmamız olası. Otomasyon, işsizliği artırırken verimliliği de yükselteceği için ortaya çıkan gelir ve yararın topluma dağıtılması gerekiyor.”

İsviçre, Finlandiya, Kanada gibi ülkeler bu konuyu uygulamaya koymak üzere çalışmalar yapıyor ve yakın gelecekte uygulamaya konulacak gibi görünüyor.

Finlandiya, rastgele seçtiği 2.000 Finliye aylık 560 Euro vererek bir deney başlattı. eBay kurucusu Pierre Omidyar ve Linkedin kurucusu Reid Hoffman yapay zekanın yaygınlaşması sonucu olası toplumsal zararları küçültmek ve toplum yararına işler yapılması amacıyla 10 ‘ar milyon dolarlık bağış yaptıkları basına yansıyan haberlerde yer aldı.

Her dönemde olduğu gibi ‘Digital Çağda’da değişen dünyaya uyum sağlayanlar yola devam edecek,uyum sağlayamanlar sistem dışında kalacaklardır.Ancak çağlar değişse de ‘Değişmeyen tek şeyin değişim’ olduğu değişmeyecek.

 

ACC

ACC

Yazar: Füsun Soydan – Profesyonel Koç ( ACC )

Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü mezunuyum. İş hayatına bankacılık sektöründe başladım. Bu sektörde 25 yıl çalışdıktan sonra sektör değiştirmeye karar verdim. Bankacılık hayatımın son 10 yılında, aldığım eğitimlerin de etkisiyle kişisel gelişim ve psikolojiye ilgi duymaya başlamıştım. Bu konuda neler yapabileceğimi araştırırken geçmiş yöneticilik deneyimimi kullanabileceğim koçluk fikri cazip geldi. Geçen yıl bir arkadaşımın aracılığıyla  ID Coaching ile tanıştım ve koçluk eğitimleri aldım. Şu anda profesyonel koç olarak çalışmaktayım.

Gelecekte Koçluk / Buket Özen

Günümüzde Profesyonel Koçluğun geldiği noktayı aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

Lineer düşünce ve bilgiyi temel alan birçok iş alanında yapay zekânın insanların yerini alması beklendiğinden, binlerce insan makinaların yapamayacağı;  sezgi, yaratıcılık ve iletişime dayalı becerilere dayanan alanlarda kendilerini geliştirmeye başladı. Koçluk bunların içerisinde en çok tercih edilen meslek olmaya başladı.

Koçluk becerileri, başka insanları yöneten kişiler arasında oldukça yaygınlaşmaya başladı.

Koçluk eğitimi veren binlerce kurum açıldı.

Koçlukta uzaktan iletişim, evden çalışma, sanal toplantılar ve diğer uzaktan çalışma şekilleri çoğalıyor.

Webinar eğitim araçları, video chat ve diğer uzaktan eğitim şekilleri gelişiyor.

Koçluk hizmeti alanların çoğu ünvanlı koçlarla çalışmayı tercih ediyor.

Koçlukla ilgili bilimsel araştırmalar çoğalıyor.

Pozitif psikoloji kuvvetli bir koçluk aracı oldu.

Yaşam koçluğu ve diğer koçluk şekillerini kanunlarla düzenlemek için uzun süredir girişimler var. Ancak şu ana kadar koçluğu düzenleyen bir kanun yapılmadı.

Koçluğun Geleceği:

Futuristlerin öngörüleri baz alındığında;  günümüzde var olan bir çok meslek tarihe karışacak. Ancak koçluk yükselen değer olacak.

Teknolojinin insan hayatına müdahalesiyle birlikte birçok insan yaşam stillerinde büyük değişiklikler yapmak zorunda kalacak. Dolayısıyla değişimi yönetmek için koçluğa ihtiyaç çoğalacak.

Koçluk hizmeti ve sertifikası veren kuruluşlar artmaya devam edecek.

Profesyonel koçluk sanal olarak tüm dünyada yayılacak.

Eğer koçluk trendleri bu şekilde yükselmeye devam ederse gelecekte ne olacak:

10 yıl sonra:

Profesyonel koçların sayısı gittikçe artacak. Az donanımlı ve kendini geliştirmeyen koçlar piyasadan silinecek.

Koçluk artık exotik veya sadece parası olanlara hizmet eden bir meslek olmayacak. Koçluk çok yaygın olacak ve profesyonel olmayan koçlar (koçluğu meslek olarak değil, çevresine katkıda bulunmak için yapan kişiler) artacak.  Dolayısıyla insanlar çocukluk çağlarından itibaren koçlukla tanışacak.

Koçlar teknoloji sayesinde tüm dünyadaki müşterilerine ulaşabilecekleri harika seçeneklere sahip olacaklar. Bununla birlikte yüz-yüze koçluklar hala değerini koruyacak.

Birçok ülkede Profesyonel Koçluk ile ilgili kanuni düzenlemeler yapılacak. Bu düzenlemeler Akredite Koçluk Eğitimi almak, uluslararası unvan sahibi olma ve standart koçluk etiğine uymayı gerektirecek

Koçluk eğitimleri uzaktan eğitim şeklinde verilecek. ICF veya bazı üniversiteler tarafından akredite olan kurumlar dışında birçok koçluk eğitim kurumu kapanacak. Üniversiteler koç yetiştirme programlarını üstlenince eğitim ücretleri tavan yapacak (Örn: şimdilerde Penn State Üniversitesi yaşam koçları için pozitif psikoloji alanında uygulamalı bir program sunuyor. Bir yıllık eğitim 50.000 doların üzerinde.)

20 yıl sonra:

Koçluğun ilerlemesi ve gelişmesiyle toplumların bilinç ve farkındalık düzeyleri yükselmeye başlayacak. Bunun sonucunda birçok insan değer odaklı yaşamaya başlayacak. İnsanlar hayattan beklentilerini yükseltecek ve standartlarını yükseltmek için yeni yaratıcı yollar bulacaklar. Profesyonel koçlar her çevrede bulunabileceğinden bireyler birbirleri ile koç yaklaşımı ile iletişim kuracaklar. İnsanlar hayatlarının her evresinde koçluk alacak.

30 yıl sonra:

Toplumsal hayat iklim değişiklikleri, yapay zekâ ve profesyonel koçluğun etkileriyle büyük ölçüde değişmeye devam edecek. Çok yetkin koçlar çok yüksek ücretlerle çalışmaya devam edecek ve profesyonel koçluk ile ilgili kanun ve düzenlemeler dünya çapında geliştirilmiş olacak. Bunun yanında İnsanlar birbirlerine ücretsiz koçluk yapmaya devam edecek. Koçluk bir toplum hizmeti haline gelecek. Koçluk alan ve farkındalığı yüksek bir toplumda insanları ve grupları manipüle etmek, provoke etmek zorlaşacak. Liderlerden, politikacılardan, öğretmenlerden ve yöneticilerden beklentiler çoğalacak. Bireyler yaşamlarını daha cesurca yaşayacak, değişim ve dönüşüm için bir koçla çalışmak doğal bir ihtiyaç haline gelecek, bu da herkesin bir koçu olacağı anlamına geliyor.

Koçluğun geleceği oldukça parlak görünüyor. Bununla birlikte profesyonel koç olmayı ve bundan iyi para kazanmayı düşünüyorsanız kendinizi diğerlerinden farklı kılacak ve en iyilerden biri olmanızı sağlayacak şekilde yetiştirmeniz ve donatmanız gerekiyor. Bunun için ICF gibi bir kuruluştan en az bir sertifika almanız ve koçluk becerilerini destekleyen ek eğitimlerle sertifikalarınızı çoğaltmanız gerekiyor. Çünkü yaşadığınız yerde geçerli olan bir sertifika başka ülkelerde geçerli olmayabilir. Kariyeriniz ile ilgili bilgi ve becerilerinizi sürekli güncellemeniz, koçlukta yeni trendleri izlemeniz gerekir. Bu sizin daha çok tercih edilmenizi ve koçlukla ilgili yapılan kanun ve düzenlemelerin gerekliliklerini karşılamanızı sağlar.

Örneğin: Psikoloji diplomasına sahip bir kişi, üniversitelerden denklik alamadığı için diğer ülkelerde mesleğini icra edemeyebilir. Davranış bilimleri ve psikoloji alanlarından mezun olan kişiler, tüm dünyada geçerli ICF akredite koçluk eğitimlerine yönelerek küresel çapta bir meslek edinmeyi tercih ediyorlar.

 

35 Sebep…! / Buket Özen

Modern çağın iş dünyasında koçluk önemli bir model haline geldi. Profesyonel atletlerden başarılı iş adamlarına, orta yaşlı annelerden üniversite mezunlarına, koçluk alma sebepleri kişilere göre çeşitlilik gösterebilir.

Aşağıdaki durumlardan her biri ayrı bir koçluk konusudur. Gerek profesyonel, gerek kişisel alanlarda aşağıdaki sebeplerden birine sahipseniz koçluk hizmeti almaya başlayabilirsiniz.

Profesyonel Başarı

  1. Kariyerimde değişiklik veya mevcut işimde başarı istiyorum.
  2. Stratejik planlama konusunda yardıma ihtiyacım var.
  3. İşimi yönetme konusunda daha etkili olmak istiyorum.
  4. Hem kişisel, hem de finansal konuda başarılı olmak için fikir geliştirmeye ihtiyacım var.
  5. Daha güçlü bir lider olmak ve yönetim becerilerimi geliştirmek istiyorum.
  6. Markamı iyi yönetmek ve sektörümde lider olmak istiyorum.
  7. İletişim becerilerimi geliştirmek ve yaptığım işe değer katmak istiyorum.
  8. Gelirimi arttırmak ve finansal durumumu geliştirmek istiyorum.
  9. Hedeflerime ulaşabilmek için en uygun eylem adımlarını belirlemek istiyorum.
  10. Kısa zamanda çok iş yapabilmek için iş günümü organize etmek ve yapılandırmak istiyorum.

Kişisel Gelişim

  1. Üretkenlik ve zaman yönetimi becerimi arttırmak istiyorum.
  2. Zamanımı ve enerjimi verimli kullanabilmek için kişisel sınırlarımı belirlemeye ihtiyacım var.
  3. Daha fazla tutkulu olmak, ayrıca kendime ve başkalarına karşı daha az eleştirisel olmaya ihtiyacım var.
  4. Hayatımda ele almam gereken çok hayati ve kritik konularım ve açmazlarım var.
  5. Daha yüksek bir amaca hizmet etmedeki rolüm hakkında daha geniş bir farkındalığa ihtiyacım var.
  6. Özgüven ve öz değerimi yükseltmeye ihtiyacım var.
  7. İstediğim yaşamı dizayn etmemi sağlayacak bir yaşam planına ihtiyacım var.
  8. Bir kısır döngüdeyim ve yaşamımı kendi kontrolüm altına almak istiyorum.
  9. Başkaları ile paylaşmam gereken bir yaşam amacım ve değerlerim olduğunu düşünüyorum. Ancak bunların tam olarak neler olduğunu belirlemeye ihtiyacım var.
  10. Tamamlanmışlık ve tatmin duygusuna ulaşmak için kendi kişisel isteklerimi tanımlamaya ihtiyacım var.
  11. Şükran ve maneviyat duygumu geliştirmek istiyorum.
  12. Sorumluluk ve hedeflerimi önceliklendirmeye ihtiyacım var.
  13. Zorluklarla baş edebilmeye ve hedeflerim doğrultusunda yolda kalmaya ihtiyacım var.
  14. Zor insanlarla yapıcı bir tarzda baş edebilmeye ihtiyacım var.
  15. Yaratıcılığımı geliştirmeye ve tatmin duygumu beslemeye ihtiyacım var.

Zihinsel ve Bedensel Sağlık

  1. Stresimi yönetmeyi ve bedenimdeki etkilerini azaltmaya ihtiyacım var.
  2. Kişisel ve ailevi yaşamımı dengelemeye ihtiyacım var.
  3. Fiziksel ve bedensel sağlığımı, zindeliğimi ve görüntümü geliştirmeye ihtiyacım var.
  4. İhtiyaçlarıma en iyi şekilde cevap verecek pozitif davranış ve alışkanlıklar geliştirmeye ihtiyacım var.
  5. Hayatımı sadeleştirmeye ihtiyacım var. Kısır döngüden yoruldum.
  6. Diğer insanlarla ilişkilerimi geliştirmeye ve besleyici ilişkiler kurmaya ihtiyacım var.
  7. Kişisel yaşam ve sağlık konularında radikal değişiklikler yapmamı gerektiren zorluk ve sıkıntılar yaşıyorum.
  8. Hayatımın tüm alanlarında kendime önem vermek ve kendime bakmayı birinci öncelik haline getirmek istiyorum.
  9. Kişisel ihtiyaçlarımı belirlemek ve bunları tatmin etmenin yollarını bulmak istiyorum.
  10. Daha mutlu olmak ve keyifli bir yaşam istiyorum.

Kaynak: http://www.lifehack.org/articles/work/35-reasons-you-should-work-coach.html

 

Gerçekler ve Gerçekleşen Hayaller Üzerine / Füsun Soydan

“Yapamam ki, yapamadım… Uygun koşullara sahip olsaydım ben de bugün farklı konumda olurdum” Birçoğumuzun sıklıkla kullandığı sözcükler bunlar…  Bazen yaşadığımız olaylarla başa çıkamayacağımızı, içinde bulunduğumuz şartları değiştiremeyeceğimizi düşünürüz. Çaresizlik içinde bir kabullenmeyle hayatımız monotonlaşır, yaşam zevkimiz azalır, hatta tükenmişlik hissi duyabiliriz. Halbuki  böyle anlar, harekete geçip, atılım yapma zamanımızın geldiğini gösterir. İçinde bulunduğumuz durumdaki gerçekleri saptayıp, kendimize yeni bir yol haritası belirleyebiliriz. Yaşam haritamız içinde bulunduğumuz gerçekliğe uygunsa, hedefe varmak kolaylaşır. Bu bir “hayatımızı gözden geçirme” sürecidir. Bu süreç; vazgeçmeler ve düzeltmeler yapmayı gerektiren, bazen çok sancılı ve acı verici bir süreç olabilir.

Karateci olmak isteyen Japon çocuğun hikâyesini bilirsiniz. 10 yaşındayken bir kaza sonucu sol kolunu kaybeden çocuğa, moralinin düzelmesi için babası bir karate hocası tutar.

Hoca ilk dersinde çocuğa karşısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurma hareketini gösterir. İkinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi çalışırlar. Çocuk artık bu hareketi çalışmaktan sıkılmıştır ve hocasına “hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” der. Hoca ise bunu kabul etmeyerek, dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bu hareketi çalışmayı bitirmeyeceğini söyler. Çocuk bu teknikte iyice uzman olmuştur.

Hocası bir gün elinde bir kâğıtla gelir, kâğıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazmaktadır. Çocuk bu duruma  şaşırır  fakat çok da mutlu olmuştur. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken hocasına bu işin nasıl olacağını sorar ve sadece tek hareket bildiğini söyler. Hocası ise “sadece başaracağına inan ve hareketini yap” cevabını verir. Çocuk müsabakaya çıkar ve tek hareketiyle rakibini eler. Hatta tek hareketle finale kadar çıkmayı başarır. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardır. Önce çok korkar ama başaracağına olan inancı tamdır ve bildiği hareketi yaparak son rakibini de yenmeyi başararak şampiyon olur. Büyük bir mutluluk ve heyecanla hocasının yanına koşar ve sorar “hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece tek bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum.” Hocası çocuğa bakar ve der ki, “senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak.”

Burada Karate hocasının yaptığı, sadece çocuğun gerçeğine uygun hareket planı oluşturmaktı. Çocuk ise antrenmanları sırasında çok sancılı bir dönemden geçmiş olsa da hayalini gerçekleştirdi.

Her zaman bir yol vardır, aksi olsaydı dünya bugünkü durumuna gelemezdi.

 

ACC

ACC

Yazar: Füsun Soydan – Profesyonel Koç

Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü mezunuyum. İş hayatına bankacılık sektöründe başladım. Bu sektörde 25 yıl çalışdıktan sonra sektör değiştirmeye karar verdim. Bankacılık hayatımın son 10 yılında, aldığım eğitimlerin de etkisiyle kişisel gelişim ve psikolojiye ilgi duymaya başlamıştım. Bu konuda neler yapabileceğimi araştırırken geçmiş yöneticilik deneyimimi kullanabileceğim koçluk fikri cazip geldi. Geçen yıl bir arkadaşımın aracılığıyla  ID Coaching ile tanıştım ve koçluk eğitimleri aldım. Şu anda profesyonel koç olarak çalışmaktayım.

Değer Sistemleri Modeli

Değer Sistemleri Modeli:

Stratejileri Değerler Üzerine Kurmak:

Eğer ekibiniz veya organizasyonunuz bir ürün veya hizmet sunuyorsa başarılı olmak için müşterilerinize “değer” sunmanız gerekir.

Bununla birlikte, “değer” farklı müşteriler için farklı anlamlara gelir. Örneğin; yeni bir cep telefonu aldığınızı düşünelim. Sizin için fazla ek özellikleri olmaması ve uygun fiyatlı olması bir değer olabilir, bir başkası için biraz yüksek fiyatlı olsa da birçok ilginç özelliğe sahip olması bir değer olabilir.

Birçok değişik yolla değer sunmak mümkün olsa da, organizasyonlar bazı belirli konularda değer sunmayı tercih ederler. Sonuçta her zaman herkesi memnun edemezsiniz. Bu nedenle, müşterilerinize değer sunmanın en iyi yolunu bulmanız gerekir.

Bunun bir yolu Değer Sistemleri Modelini kullanmaktır. Bu model, müşterilerinize değer sunmanızı sağlayacak üç temel değer disiplinini açıklar

Model Hakkında:

“Değer Sistemleri Modeli” 1990’lı yılların başında The Value Disciplines Model Michael Treacy ve  Fred Wiersema tarafından geliştirildi.

Avrupa ve Amerika’daki yüksek performanslı şirketleri incelendiğinde üç değer sistemi ile karşılaşıldı. Bu sistemler Porter’s Generic Strategies’in geliştirdiği ve müşterilerin en çok değer verdiği faktörlere dayanmaktadır.

Bu üç Değer Sistemi şunlardır:

Operasyonel üstünlük

Ürün Liderliği

Müşteri Bağlılığı

Modele göre, bir organizasyon genel stratejisinin bir parçası olarak bu üç temel disiplinden birisine odaklanmalıdır.

Her bir disipline ayrıntılı olarak bakalım:

Not: Bu stratejik model birden fazla üniteye sahip organizasyonlar için üniteler bazında da kullanılabilir. Yani her iş ünitesi için değişik bir değer sistemi kullanılabilir.

  1. Operasyonel Üstünlük

Bu sistem iyi ürünü en ucuz maliyetle sunmaya dayalıdır. Bu sistemi uygulayan organizasyonlar atık ve israfı önlemek üzere operasyonu en sade ve etkin biçime getirmeye odaklanırlar. Yaptıkları her şeyde verimliliğe odaklanırlar. Amaçları, iyi ürünü en düşük maliyet ile sunmaktır.

Kaizen, Just In Time(JIT), Kanban , ve  Zero Defects   gibi yalın üretim araçları da bu sistem için kullanışlı yöntemlerdir.

Operasyonel Üstünlük konusunda başarılı şirketler operasyonel yetkinlikte iyi bir seviyeyi yakalamak için oldukça sistematik ve disiplinli çalışırlar. Bu şirketler çok güvenilir standartta ürün sunmakla birlikte, şirket prosedürleri ile ilgili oldukça bilgili çalışanlara sahiptirler. Bu da müşterilerin uygun, hızlı ve doğru hizmet almasını sağlayarak müşteri memnuniyetini arttırır.

  1. Ürün Liderliği

Bu disiplin innovasyon ve farklılık üzerine kuruludur. Bu sistemi uygulayan organizasyonlar en yeni özelliklere sahip son trend ürün ve hizmetler sunmayı hedefler.

Bunlar en yeni teknolojik gelişmeleri, yeni ve daha iyi ürün geliştirmek için kullanırlar. Her zaman rakiplerinin önünde olmakla birlikte kıza zaman diliminde yüksek kar marjı sunarlar.

Pratik innovasyon bu şirketlerin kültürünün bir parçasıdır ve yaratıcılığa çok değer verilir. Çalışanlar yaratıcı fikirler peşinde koşarlar, hızlı karar verme ve uygulama konusunda insiyatif alırlar. Bu organizasyonlar esnekliğe ve girişimci bir ruha sahiptir ve değişime çabuk adapte olurlar

  1. Müşteri Bağlılığı

Bu sistem, hizmet ve esnekliğe dayalıdır. Bu disiplini benimseyen şirketler bireysel müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayan kişiselleştirilmiş ürün sunarlar.

Bu organizasyonlar müşteri hizmetlerine odaklanır ve tam olarak onların ihtiyaçlarına cevap verir. Müşteri bağlılığının sürekli olmasına odaklanır. Bu şirketler müşterilerin memnuniyetini sürekli kılmak için yedek parça, servis ve eğitim imkanı gibi kişisel çözümler sunarlar.

Bu organizasyonlar ayrıca müşterilerine daha iyi hizmet sunabilmek için benzersiz yöntemler ararlar. Müşteri deneyimleri anketlerini sıkça kullanırlar,  deneyimli ve yetkin çalışanlara sahiptirler.

 

Değer Sistemleri Modeli

Treacy and Wiersema, tüm şirketlerin bu üç sistemi de çok iyi kullanması gerektiğini düşünüyor.

Bununla birlikte modele göre, bu değer sistemlerinden en az birisini seçip onda en iyi olmak ve diğer değerlerde de en azından averaja ulaşmanın en ideal olduğu belirtiliyor.

Bu nedenle, ekibinizi seçtiğiniz değeri desteklemek üzere yapılandırmanız gerekir. Bu durum  işe alımdan personel eğitimine ve takımları organize etmeye kadar tüm  operasyonel süreçlerde geçerlidir.

Buket Özen

Kaynak: https://www.mindtools.com/community/pages/article/value-disciplines.php

Tersine Mentörlük

Karşılıklı Faydaya Yönelik İşbirliği

Tersine mentörlük tek yönlü bir yol değildir.

İnsanlar çoğu zaman bir iş yerinde ne kadar uzun süre çalıştıysanız o kadar çok bilirsiniz ve öğrenmeye ihtiyacınız yoktur diye düşünürler. Bununla birlikte, işe yeni başlamış genç çalışanlar çoğunlukla yepyeni becerilere ve uzmanlıklara sahiptirler ve eski çalışanlara taze bir bakış açısı ve yeni yöntemler sunabilirler.

Şirketler artık yukarıdan aşağıya öğrenme sisteminin her zaman işe yaramadığını farketmeye başladılar, özellikle de işin içinde sosyal medya ve teknoloji varsa… Bu sistem genç takım üyelerine up-to-date bilgi ve becerilerini tecrübeli iş arkadaşlarıyla paylaşma fırsatı sunar.

Bu makalede ‘Tersine Mentörlük’ sistemini inceleyerek kuşaklar arası nasıl köprü oluşturacağını göreceğiz.

‘Tersine Mentörlük’ nedir?

Tersine mentörlükte yeni üye daha eski bir üye ile profesyonel iş birliğine girer ve karşılıklı bilgi, beceri ve bakış açılarını paylaşırlar. Örneğin; genç çalışan Pinterest, WhatsApp, Instagram gibi araçların kullanımında daha ustadır. Bu teknolojileri kullanmada  daha az tecrübeli bir çalışan ile eşleştirme o kişiye potansiyel müşteri ile kontak kurma konusunda kolaylık sağlayacaktır.

General Electric’in eski CEO’su Jack Welch, tersine mentörlük kavramını iş dünyasına kazandıran kişidir. 1990’lı yılların sonunda teknolojik becerilerinin az olduğunu keşfetti ve yeni jenerasyonun teknoloji konusunda yöneticilerinden daha bilgili olduğunu fark etti.  Bu nedenle 500 üst düzey yöneticisinden yeni başlayan gençler arasından mentör seçmelerini istedi.

Genelde mentörlerin  menteé den daha yaşlı ve daha tecrübeli olmaları beklenirdi.  Bununla birlikte tersine mentörlük sistemi iki tarafın da beceri eksiklikleri olduğunu kabul eder ve her bir çalışan diğer çalışanın güçlü yönleri  yardımıyla kendi  zayıf yönlerini geliştirebilir.

Neden ‘Tersine Mentörlük’ ilişkisi?

Tersine mentörlük  iş dünyasında kuşaklararası çatışmaları önler: Baby Boomers (1946- 1964 arası doğanlar),  X Kuşağı (1965-1976 arası doğan), ve Y Kuşağı , (1977-1998 arası doğan). Bu gruplar çok farklı sosyal ve kültürel altyapılardan gelmiştir bu da farklı iş anlayışı, farklı kafa yapısı ve farklı davranış kalıplarını beraberinde getirir.

Bu durum, baş etmesi zor bir çok ön yargılara sebep olur. Örneğin; bazı insanlar Milenyum (Y Kuşağı) kuşağını şımarık, ben merkezci ve düşük motivasyonlu olarak tanımlar. Buna karşılık, Milenyum kuşağı ise eski kuşakları etkisiz ve değişime dirençli olarak görür. Yöneticiler ve liderler kuşaklar arası boşluklar arasında nasıl köprü oluşturacaklarını öğrenmeli, genç kuşaklarla iletişim kurmalı, onları dahil etmeli ve Motive etmelidirler. Tersine Mentörlük,  bu stereo tipler ile ilgili zorlukları ortadan kaldırır ve hem takımın üyelerine hem de bütün olarak kuruma faydalı olur.

Not:

Şunu unutmamak gerekir ki, belli bir kuşağın tüm üyeleri aynı becerilere sahip değildir. Takımın her bir ferdini birer birey olarak ele almalı ve tersine mentörlük sistemini işletirken en doğru eşleşmeyi yapmalısınız. Bu süreci sağlıklı yürütmek için şirket ve kurumların koçluk hizmeti alması çok faydalı olacaktır.

(Çeviren Buket Özen)

Kaynak:

https://www.mindtools.com/pages/article/reverse-mentoring.htm