Karantina Altındaki Günlerim / Afife Beşik

COVİT-19 VİRÜSÜ İLE HASTANEDE KARANTİNA ALTINDA, 8 GÜN NASIL GEÇTİ?

Yapılan tedavi ile iyileşen biri olarak yaşadıklarımı, yaptıklarımı ve duygularımı paylaşmak istedim sizlerle. Birkaç tane de tavsiyem olacak nacizane☺

Öncelikle, şu an çok iyiyim… Zaten kendimi, ilk duyduğum an dışında, genel olarak hiç kötü hissetmedim. Bu süreci, bu kadar rahat atlatmamda, bir Nefes ve Bütünsel Gelişim Koçu olmamın, çok büyük katkısı olduğuna inanıyorum.

Benim hastalıklarım genelde, 2 bilemedin 3 günde biter. Bu sefer bir haftada geçmeyen bir vücut ağrısı ve nezle olunca doktora gideyim dedim. Kan tahlilinde bir şey bulunamadı. Enfeksiyon, maksimum ama dert edilecek bir seviyede değildi. Kontrolde tekrar bakmaya karar verdiler.  3 gün sonra kontrolde tedaviye rağmen enfeksiyon 4 katına çıkmıştı.

Doktorum, “Bir enfeksiyon doktoruna gitmenizi tavsiye ediyorum, paranoya yapma zamanı…” dedi ve ben bir enfeksiyon doktoruna gittim. Ömer Hoca, “belki normal zamanda bu değer bizi şüpheye düşürmez ama tomografi çekelim.” dedikten yaklaşık 1 saat sonra; bana Covit 19 +pozitiv teşhisi koydu. Sadece o, ilk duyduğum an! “Kendimi ertesi gün ölecek” gibi hissettim. Doyasıya ağlamak istedim…

Aklıma, Covit 19 virüsü yüzünden kaybettiğimiz insanlarımız geldi. İnançlar, aslında ne kadar da çabuk yerleşebiliyor zihinlere. Ne kadar iyimser olsanız da; kendinizi iç sesinizin etkisine bıraktığınızda, olumsuz inanç kalıplarının etkisi altında kalmak mümkün ve kolay oluyor.

12 m2’lik hastane odama bu düşünceler ve duygu yumağıyla girdim. Eşim, eşyalarımı bırakıp kapıyı kapattığında, tek başıma kaldım. Odadan dışarı çıkmam. Odaya birinin girmesi yasaktı. Hemşireler özel kıyafetlerle girebilecekti. Hissettiğim duygu sızı gibi, yalnızlık duygusuydu. Ve hemen ardından, bu duyguyu başka ne zaman hissettiğimi araştırırken, buldum kendimi. Cevaplar tek tek gelmeye başladı!

“İşte!” dedim koçluğun ilahi gücü…☺  O andan sonra her şey değişti. Odamın manzarasının ne kadar güzel olduğunu, acılarımın olmadığını, ne kadar çok sevenim olduğunu, hayatın aslında bana bir şeyler öğretmeye çalıştığını fark ettim. Ben “insansız olamam” derken, yaşanabileceğini gördüm. Ve yalnız geçecek günleri nasıl değerlendirebilirim diye düşünmeye başladım. Okunmamış kitaplarım vardı, onlar bitecekti. Fakat zaman içinde hasta olduğumu unuttuğumu fark ettim.☺Baş ağrılarım nedeniyle verilen ilaçlar uyumama neden olurken; odaklanamıyor ve okuyamıyordum. Bu durumu da kabullenmek gerekti: “Ben hastaydım sonuçta, değil mi?”

Günbegün hızla iyileşerek, 8 gün böyle geçti işte… Sonunda tedavim bitti… Genel durumum da iyi olunca taburcu oldum. Corona savaşı kazanılmıştı!

Ben, “Bu süreçten nasıl böyle rahat çıktım?” diye dönüp geriye baktığımda, cevap belki klasik olacak ama tek kelime;  FARKINDALIKLA…  İşte size naçizane tavsiyelerim:

Eğer nezlemin ve vücut ağrılarımın uzun sürmesini farketmeyip doktora geç gitseydim, belki de ateş nefes darlığı olacaktı. Yani, bedeninizdeki farklılığı iyi izleyin.

Eğer yalnızlık duygumu fark edip  çözmeseydim; iç sesimi daha uzun dinleyecektim. Sahip olduğum avantajlarımı göremeyecektim. Yani sizi durduran geriye çeken duygunuzu fark edin.

Dostlarımın ve Ailemin beni iyileştirdiğini fark etmeseydim, onlarla digital ortamda da bağlantımı kesecek ve aramızdaki sevgi akışını engelleyecektim. Sevginin gücünü unutmayın! Ve bırakın o yolunu bulup sizi iyileştirsin.

Hastalığım sürecinde işte bunları öğrendim. Ne dersiniz hayatın her aşamasında uygulanabilir mi? Evet evet diyen sesleri duyuyorum sanki.

Kalın farkındalıkla ve sağlıcakla…………………