Bizcil Sistem Liderleri/Zeynep Balaban, PCC

Günümüz organizasyon ve topluluklarının aslında çok temel bir şeye ihtiyacı var: ‘Bizcil Sistemler’. Talimat veren ve itaat bekleyen figürler geride kaldı. Bunun yerine birlikte karar alan ve bu kararları ben, biz ve hepimiz için olmasına özen gösteren, kişisel değerlerin önemsendiği ve bu değerleri topluluk ve organizasyonun ortak değerleri ile buluşturan liderlere ihtiyaç var.

 Hepimiz uzun bir zamandır 80 ve 90’ların iş anlayışından muzdaribiz: Sadece çıktılarla ilgilenen bir organizasyon, rekabetçi bir iş kültürü, çalışanlarının ihtiyaçları yerine sadece müşterinin isteklerini hedef alan yaklaşımlar.

Gittikçe karmaşık hale gelen ve koşulların çok daha hızlı bir şekilde değiştiği günümüzde, insanlara deneyim ve bilgisi ile güven veren ve karşılığında onların deneyim ve bilgisine saygı duyan, potansiyellerini gerçekleştirmek için onların yollarını açan liderlere ihtiyaç var.

‘Biz’e yer açmak için dinleyen ve kulak veren bir Ben’ e, Hepimiz için ‘Biz’leri birleştiren liderlere ihtiyaç var. Belirsizlikten korkarak kalkanlarını kuşanan egolar ve ‘ya biz ya onlar’ anlayışı yerine, Hepimiz için çözümler üretmeye açık zihin, duygu ve aksiyonlara ihtiyaç var.

Kişiler üzerine kurulu organizasyon ve topluluklar değil, sistemsel çözümler üretmeyi hedef edinmiş, bütünün iyiliğini hedef edinmiş ‘Ego’lara ihtiyaç var.

Gözlem ve sezgi gücü biraz olan her kişi, toplulukta her bireyin, organizasyondaki her çalışanın buna çoktan işaret ettiğini görebilir.

Pandemiden önce ofis yolunda geri geri giden ayaklar, içinde kendi anlamımızı artık bulamadığımızı bildiğimiz ofis (ve son dönemde) zoom toplantıları, sadece başarı rakamlarına odaklı olmaktan kaynaklanan rekabetçi ve suçlayıcı iş kültürü ve ‘güvenliksiz’ arkadaşlıklar. Biraz şanslıysak, bize değerli hissettirebilen birkaç ofis arkadaşımızı göreceğimizi bilmek, bizi en fazla motive eden şey oluyor. Her ayın başında aldığımız maaşlarla kendimizi ve ailemizi geçindirebilmenin verdiği ‘geçici’ güç hissi, ayın ortasına doğru gittikçe azalan bir ivmeyle sönüp gidiyor.

Integral Felsefe ile birçok ortak noktayı paylaştığını düşündüğüm Öz-tayinlik teorisi kişinin motivasyonu için 3 temel ihtiyacın karşılanması gerektiğini söyler: Özerklik (otonomi), Yetkinlik (competency) ve Bağlılık (relatedness)*

Özerklik, kişinin kendi değerleri doğrultusunda aksiyon alabilmesidir, ki, Integral Felsefe de bunu vurgular: bunlarda bir uyuşmazlık olması, kişide yabancılaşmaya yol açar. Yetkinlik, kişinin motive olabilmesi için kendini geliştirmesi, neleri gerçekleştirmeye yetkin olduğunu görebilmesi, kısaca potansiyellerini keşfetmesidir. Bağlılık, günümüz bireysel topluluklarında herkesin ihtiyaç duyduğu ‘sevmek ve sevilmek, değer görmek ve göstermek’ ihtiyacıdır.

Peki bu üçünü sağlayacak ne olabilir? Size fazla kullanılmaktan dolayı içi biraz boşalan, eski ve en temel kavramı söyleyebilirim: İLE-TİŞ-İM. Yukarıdaki 3 ana ihtiyacın hepsi koçlukla kolaylaştırılacak iletişimle çözülebilir: Empati (kendini karşısındaki kişinin yerine koymak), dinlemek ve değerlerini ifade edebilmek.

Gerek organizasyon gerek içinde yaşadığımız topluluklar olsun, bunların üçünün de deneyimlenmesine artık eskisinden çok daha fazla ihtiyaç var. Kendi kendini yöneten (self-managed**) yapılar henüz çok nadir olduğuna (çoğunlukla İskandinavya ülkeleri) ve henüz lider figürlerine bolca ihtiyaç olduğuna göre, güvenli bir iletişim ortamını sağlamak onların ana sorumluluğudur.

Birlikte çalıştığı ekip arkadaşlarının değerlerini ve ihtiyaçlarını dinlemek, hata yaptığında ‘bir daha dene’ diyebilmek ve ona, bütün bunların sonucunda değer verildiğini hissettirmek günümüzde sadece ailelerin ve dostların değil, liderlerin de en büyük sorumluluğudur.

* Self Determination Theory, Basic Psychological Needs in Motivation, Development, and Wellness

Richard M. Ryan, Edward L. Deci, © 2017 The Guilford Press

**www.spiraldinamikler.org

Sevgi ile kalın.

Zeynep Balaban (PCC)

Lider ve Takım Koçu