Zamanla Geçer Mi? / Meryem Şanlı

“Ne hayallerimi gerçekleştirebildim… Ne de kendime istediğim gibi bir hayat kurabildim… Hep bir şeyler engel oldu… Şimdi geçmişe dönüp bakıyorum da kaybolan yıllar var sadece… Ama elimden ne gelir ki…? Geçen zamanı geri getiremem ya… Artık akışına bıraktım her şeyi… Zamanla geçer nasılsa…”

“Sahiden zamanla geçer mi her şey?” diye fısıldıyor içimdeki ses…

Ve usulca soruyorum:

“Akışına bıraktığın, zamanla geçmesini ümit ettiğin şey nedir?

Hayallerini gerçekleştirememiş olmaktan ötürü hissettiğin engellenmişlik duygusu mu?

İstediğin gibi bir hayat kuramamış olmanın verdiği üzüntü mü?

Kaybolan yılların için yaşadığın pişmanlık mı?

Geçen zamanı geri getiremeyecek olmanın verdiği çaresizlik hissi mi?

Ve asıl merak ettiğim;

Seni rahatsız eden bu duygulara alışmayı mı kastediyorsun “Zamanla geçer nasılsa…” diyerek?

Yoksa bu duygulardan arınmayı mı?

Derin bir sessizlikten sonra cevap veriyor:

“Sanırım alışmayı… Bu duygulardan nasıl kurtulacağım ki? Durum ortada… Hem bu saatten sonra neyi değiştirebilirim? Elimden bir şey gelmez ki…”

“Sana bunu söyleten nedir?”

“Geç kalmışlık hissi… Çok zaman kaybettim… Hayata geç kaldım…”

“Peki, 5 yıl sonraki sen dönüp bugünkü sene baktığında ne görüyor?”

Gözlerini kapatıyor ve derin bir sessizlik çöküyor ortama…

Bir süre sonra yüzüne dalga dalga yayılıyor bulduğu cevap karşısında yaşadığı şaşkınlık, korku, heyecan…

Ve gözlerini açıyor:

“Zaman kaybeden bir ben görüyorum. 5 yıl sonra yine aynı geç kalmışlık hissiyle bugünlerine hayıflanan bir ben…”

“Zamanla geçer nasılsa” demiştin diyorum yavaşça…

Gülüyor… “Yanılmışım.” diyor. “Yani zamanla geçer de… Benim o geçen zaman içinde ne yaptığım önemli…”

“Evet” diyorum…

Devam ediyor:

“Zaman, tek başına bir güce sahip değil ki… Zamanı güçlü kılan bizim onu nasıl kullandığımız… 5 yıl sonrasını düşünürken neyi fark ettim biliyor musun? Eğer geç kalmışlık hissiyle, ‘Bu saatten sonra elimden ne gelir ki?’ düşüncesiyle hareket edersem, kaç yıl geçerse geçsin maalesef daha farklı bir hayatım olmayacak. Ya da ben bu düşüncelerden arınmış olmayacağım. Belki sadece içinde bulunduğum duruma alışırım… Ama en kötüsü bugünümün de kaybolan yıllarım arasına karışacak olması… Düşünüyorum da zamanla geçsin diye beklerken aslında her yıl kaybolan yıllarıma bir yıl daha ekliyorum.

Yaşadığı farkındalık beni heyecanlandırıyor. “Lütfen devam et” diyorum gözlerimle…

“Bize yanlış öğretmişler” diyor öfkeyle… “Yıllarca çözemediğimiz problemleri, yaşadığımız acıları, kalp kırıklıklarımızı… Her şeyi ‘Zamana bırak, geçer’ diyerek teselli ettiler. Keşke tüm bunların üstesinden gelmek için zamanı nasıl kullanacağımızı öğretselerdi. Şu an her şey daha başka olurdu.”

“Peki… Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?”

“Hayatımın sorumluluğunu almayı… İstediğim gibi bir hayat kurmak ve hayallerimi gerçekleştirmek için harekete geçeceğim. Üzerime düşeni yaptıktan sonra zamana bırakacağım ki sanırım doğru olan da bu…” diye cevap veriyor heyecanla…

“Haklısın…” diyorum. “Zamana bırakmak demek öylece beklemek değildir… İstediğimiz hayatı inşa etmek ve hayallerimizi gerçekleştirmek için üzerimize düşeni yaptıktan sonra her şeyi akışına bırakmaktır. ”

Meryem Şanlı

 

 

Yazar: Meryem ŞANLI – Profesyonel Koç

1987 yılında sıcak bir yaz günü dünyaya geldim ama mevsimlerden en çok baharı severim.

Lise eğitimimi tamamlayana kadar 5 farklı okul, 3 farklı şehir gördüm. Aynı topraklarda birbirlerinden çok farklı kültürlere sahip insanlarla birlikte yaşadım. Şimdi fark ediyorum da yeni ve farklı olana merakımın temellerini atmış küçücük yaşta bir çocuk için oldukça zor olan bu değişimler…

2004 yılında liseden mezun olup üniversiteye başladığımda gördüm ki yıllarca bir fanusun içinde yaşamışım… Ve bugün geriye dönüp üniversite yıllarıma baktığımda zoraki yaşanmış zamanlar görüyorum sadece…

2009 yılında ODTÜ Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümü mezunu idealleri ve hayalleri olan genç bir öğretmen olarak hayata atıldım. Öğretmenlik zor ama bir o kadar da keyifliydi benim için… Öğrencilerimin gözünden hayata bakmak, ihtiyaçlarını keşfetmek ve onlara sadece fen değil, hayatı da öğretmek için emek harcamak… Bana kendimi harika hissettiriyordu.

Hayallerle ve idealist bir ruhla başladığım öğretmenlik yolculuğum iki yıl sürdü. Çünkü sancılı bir sürece girmiştim. İşte bu sancılı süreçte koçlukla tanıştım. Kendi kişisel gelişimim için çıktığım yolun sonunda koç olmaya karar verdim ve 2011 yılında ID International Coaching’de koçluk ve NLP eğitimleri aldım.

Koçluk eğitimlerini tamamladıktan sonra kendini daha iyi tanıyan ve ne istediğini bilen biri olarak farklı bir sektör tanımaya ve kurumsal iş tecrübesi edinmeye karar verdim. Bu kararla birlikte özel bir bankada eğitim uzmanı olarak işe başladım.  Bankada hizmet verdiğim dört yıl boyunca yetişkinlerin dünyasını daha yakından tanıdım. Aynı dönemde üniversiteden mezun olduğum günden beri hayalini kurduğum Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalında yüksek lisansa başladım ve yetişkin Öğrenmesi – Dönüştürücü Öğrenme Kuramı üzerine hazırladığım tez çalışmasıyla yüksek lisansımı tamamladım.

Yüksek lisanstan sonra Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı koçluk eğitimlerine devam ederek akreditasyon sürecini tamamladım.

Şu an profesyonel olarak koçluk yapıyorum ve hemen her gün birilerinin hayatına dokunabildiğim, onların yaşadıkları değişimlere şahit olabildiğim ve onlar kendi geleceklerini inşa ederken onlara destek olma şansına sahip olabildiğim için şükrediyorum.