Yeni Yetkinlikler

Günümüzün organizasyonları giderek yoğunlaşan küresel rekabet ortamında çalışıyorlar. Pazar koşulları sürekli değişiyor, kimse bir başkasına acımıyor, ikaz etmiyor ve özür dilemiyor. Her organizasyon, daha etkin ve verimli çalışmak, daha doğru karar almak, sorunları daha hızlı çözmek, daha düşük maliyetlerle daha kaliteli hizmetler ve ürünler üretmek zorunda olduğunu biliyor. Oysa birçok organizasyon bu zorunluluğu bilmesine ve değişimi istemesine karşın çeşitli nedenlerle başarılı olamıyor, sonuç alamıyor

Bu durumun ortaya çıkmasına neden olan faktörler incelendiğinde de çoğu kez karşımıza; kötü iletişim, ekip çalışması ve ortak sahiplenmenin olmaması, değişim ve yenilikten korkmak, iç rekabet, motivasyonu zayıf çalışanlar, birbirleriyle çelişen amaçlar, yüksek eleman devri, bilgi ve becerilerin kişisel düzeyde kalması ve kolay kaybedilmesi, güvene dayalı bir ortak kültürün olmaması, birimler ve bireyler arasında iş birliği ve anlayış bulunmaması gibi başlıklar altında uzayıp giden bir liste çıkıyor. Kısaca, organizasyonların rekabetçi ortamda zorlanmalarının; sağlıklı ve sürekli olamamalarının genellikle insandan kaynaklanan çok ve çeşitli nedenleri bulunuyor. Bu nedenle, başarılı ve kalıcı bir organizasyonda yaşamak isteyen insanların kişisel yetkinliklerini geliştirmesi, organizasyonların da bu çabaları desteklemesi gerekmektedir.

Günümüzün iç ve dış koşulları yeni yetkinlikleri zorunlu kılmaktadır. Kalıplaşmış bilgi, beceri ve tutumların, bilinen eski alışkanlıkların ve davranışların organizasyonları bugüne getirdiklerini biliyoruz. Bunların, bugünkü sorunların nedenleri olduğunu da görüyoruz, organizasyonları bundan daha ileriye götüremeyeceğini de anlıyoruz. Geliştirilmesi gereken yeni yetkinlikler, çoğumuzun hissettiği, belki bazılarımızın fantezi bulduğu, ancak zamanla hepimizin anlamını ve önemini kavrayacağı tutum ve davranışları kapsamaktadır. Bunları bugünden anlamaya çalışmak ve geliştirmeye başlamak zorundayız. Eğer biz yapamazsak bu yetkinlikleri daha hızlı geliştiren organizasyonların gerisinde kalır, pazardaki gücümüzü, gelecek güvencemizi önemli ölçüde yitiririz. Her şeyden önce tüm çalışanlar, bir takımın üyeleri olma bilinci ile birbirlerini içten selamlamayı öğrenmelidir.

Organizasyondaki enerjiyi, güven duygusunu arttıran ve bireylere önemli olduklarını gösteren davranış içten, samimi, coşkulu bir selamlamadır. Organizasyonda günlük yaşam böyle başlamalıdır. Bireyler dinlemeyi öğrenmeli, dinlemeye zaman ayırmalı, başkalarının fikirlerini, düşüncelerini, bakış açılarını anlamaya özel çaba göstermelidir. Herkes açık, doğrudan ve dürüst iletişim kurma becerisi geliştirmelidir. Belki günümüzde en önemli yetkinlik dinleme becerisidir ve gelecekte de böyle olacaktır. Yanlış anlamaların veya anlaşmazlıkların olabildiğince hızlı bir şekilde açıklığa kavuşturulması becerisi geliştirilmelidir. Yaratıcılığı uyardığı ölçüde çatışmalara izin verilmeli, anlamsız bir gerilim yaratmaya başladığı noktada çatışmacı ilişkiler ya da durumlar çözüme kavuşturulmalıdır. Her çalışan, grubun ve organizasyonun görevlerini ve sorumluluklarını anlamalı, organizasyonun vizyonunu ve misyonunu çok iyi bilmeli, yaptığı görevlerle misyon arasındaki bağlantıyı görebilmelidir.

Organizasyondaki her çalışanın yapabileceği önemli katkılar vardır. Bu katkıların en etkin şekilde ortaya konulmasına fırsat verilmeli, birey kendisini rahat ve etkili bir şekilde ifade edebilmelidir. Bireyler fikirlerine sahip çıkmayı ve onları uygulamaya taşımayı öğrenmelidirler. Aynı şekilde, diğerlerinin de fikirlerini savunmalarına yardımcı olmayı, uygulamada onları desteklemeyi de bilmelidirler. Her birey, takım içindeki arkadaşlarının zamanlarına, emeklerine ve fikirlerine saygı duymayı öğrenmelidir. Her çalışanın katkısı kritik önem taşır. Takımın başarısında her üyenin rolü ve önemi vardır. Bu anlamda toplantılar, grup çalışmaları iyi yönetilmeli, verimli sonuçlar alınması herkesin ortak amacı ve sorumluluğu olmalıdır.

Geliştirilmesi gereken bir yetkinlik de cesarettir. Yeni tutumlar ve davranışlar, riskler ve belirsizlikler içerir. Bazı hataların olmasına hazırlıklı olmak gerekir. Hatalar, başarısızlık değil, tüm ekip için öğrenme fırsatlarıdır. Alışılmış normlar, politikalar ve süreçlere direnmek yeni davranış biçimlerini denemek ve farklı biçimlerde çalışmak takdir edilen bir yetkinlik olmalıdır. Bir diğer yetkinlik ise farklılıkları anlamak ve etkin yönetmektir. Bireyler farklılıkları özendirmeyi, yönlendirmeyi, bu konuda koçluk yapmayı öğrendikleri oranda organizasyonun her düzeyinde yönetimin performansı artacaktır. Sosyal sorumluluk da günümüzde geliştirilmesi gereken bir yetkinlik olarak ortaya çıkmaktadır.

Bugüne kadar, çevrenin korunması, doğal kaynakların etkin ve bilinçli kullanılması, eğitim, sağlık çabalarının desteklenmesi şeklinde kurumsal anlamda algılanan sosyal sorumluluğun bireysel düzeye de indirgenmesi gerekir. Bireylerin toplumsal duyarlılıklarının geliştirilmesi ve bu yönde kişisel girişimlerinin özendirilmesi çalışana temel bir yetkinliğin kazandırılması olacaktır. Şüphesiz bu yeni yetkinlikler listesine başka başlıklar da eklenebilir ve liste genişletilebilir. Ancak, vurgulanmak istenen nokta organizasyonlarda başarılı olmak isteyenler için değişim zamanının geldiği ve değişmeyenlerin kısa bir süre sonra değiştirileceğinin akılda tutulması gerektiğidir.

Prof. Dr. İsmet BARUTÇUGİL