Yeni Başlangıçlar/Buket Özen

 

kartalACI SONLARIN İÇİNDE YEPYENİ BAŞLANGIÇLAR GİZLİDİR…

 Kartalın hikayesi, acılı sonların yepyeni başlangıçlara gebe olduğuna dair çok ibretli bir örnektir.  Kartal, kuş türlerinin içinde en uzun yaşayanıdır. Bazı kartallar 70 yıla kadar yaşayabilirler. Ancak bunun için 40 yaşına geldiklerinde çok zor bir seçim yapmak zorundadırlar.  Kartal bu yaşa vardığında  pençeleri sertleşir, avını tutamaz. Gagası uzar ve kıvrılır,  beslenmesi zorlaşır. Kanatları ağırlaşır, artık uçması imkansız hale gelir.

Bu noktada kartal iki büyük seçimden birisini yapmak zorundadır. Ya ölümü seçecek, ya da yeniden doğuş mücadelesine başlayacaktır. Eğer kararı mücadele etmek yönünde ise, çok yükseklerde kuytu bir yer bulur ve gagasını sert bir şekilde kayalara vurarak parçalar. Bu şekilde gagasını parçaladıktan sonra yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini söker ve yeni pençelerinin çıkmasını bekler. Yeni pençelere kavuştuğunda ise eski kalınlaşmış tüylerini yolmaya başlar. Bir süre sonra kartal, kendisine en az 20 yıl daha kazandıran yeniden doğuş anını kutlamak üzere zafer uçuşunu yapmaya hazırdır.

Şüphesiz bu hikayenin biz insanlara sağlayacağı pek çok katkı  var. Öncelikle yaşamımıza sağlıklı ve dinç bir şekilde devam edebilmek için bu güne kadar vazgeçilmez olarak gördüğümüz, vazgeçmekten korktuğumuz, ancak bize yük olan ve yaşam enerjimizi kısıtlayan şeylerden kurtulma cesaretinini verir. Değişime karar vermek ve hazır olmak noktasında bizi motive eder.

 

Hiç düşündünüz mü, neden değişimden korkarız? Şu anki halimiz çok mu mükemmeldir? Hayır! Yaşadığımız  şartlardan sürekli şikayet edip durduğumuz halde neden değişmek için hiç bir çaba gösteremeyiz? Kısır döngü denilen çarkların içinde o denli sıkışıp kalmışızdır ki, sanki bir hamlede öne atılıp çarkın dışına  atlasak  parçalanacağımızı zannederiz.

 

Oysa o atlayış hayatımızın atlayışı olabilir. Kendimizi bulma ve gerçekleştirme sürecini başlatabilir. İçinde bulunduğumuz şartlar ne kadar sıkıcı, ne kadar zor ve acımasız olursa olsun. ne kadar yakınırsak yakınalım aslında biz bu hayata, bu acılara, bu çaresizliklere bağımlı olmaya başlamışızdır. Başka türlü bir seçenek düşünemeyiz, deneyemeyiz, korkarız.

 

Mutsuzluk zamanla kimliğimiz haline gelmiştir. Çünkü mutsuz olmanın doğal gibi gözüktüğü, ama mutluluğun sorgulandığı bir dünyada yaşıyoruz. Sabah işe giderken gördüğümüz insanların tümü ciddi ve suratları asık. Çünkü doğal gözüken budur. Eğer  tebessüm ediyorsanız, o zaman tuhaf görünürsünüz. Eğer gün içinde çok mutlu ve coşkulu gözüküyorsanız, ‘neyin var?’ diye sorarlar. Ama asık suratlı iseniz sormazlar. Çünkü mutsuz olmak doğaldır. Bir çok insan böyledir. Sanki olması gereken buymuş gibi…

 

Ben bir hedonist değilim.  Hayattaki  tek amacın haz almak olduğunu söylemiyorum.  Mutluluk amaç değil ama bir ölçüdür. Eğer mutsuz isek yaptığımız her ne ise onda bir sorun var demektir. Bir şeyleri yanlış yapıyoruz demektir. Vicdanımız bize yol gösterir, yaşadığımız şey çok zor bile olsa manevi tatmin denen o duygu bizi mutlu eder. Eğer bunu hissedemiyorsak o alanda bir değişime ihtiyaç duyuyoruz demektir. Mutluluktan kastım anlık , geçici mutluluklar değil, kalıcı bir kişisel tatmin.  Anlık mutluluklar bizi kandırır, bir an için kendimizi unutturur, ama genel anlamda hayatımıza baktığımızda manevi tatmin duygumuz var mı? Önemli olan ve bizi mutluluğa götüren de budur. Bunu keşfetmek için kendi öz değerlerimizi gözden geçirmemiz gerekir. Yaşadığımız hayat ve yaptığımız iş değerlerimize uymuyorsa mutlu olamayız. Biz mutlu olamazsak, etrafımızı da mutlu edemeyiz. Sevdiklerimize de zarar veririz. Onun için öncelikle kendimize sormamız gereken bir kaç soru var:

 

1-Yaşadığım hayat hedefime, kişiliğime ve değerlerime hizmet ediyor mu?

2-Olmazsa olmaz  özdeğerlerim neler ve bunları hayatıma ne kadar yansıtabiliyorum?

3-Tatminkar bir hayat için hayatıma katmam gereken 3 şey nedir?

4-Tatminkar bir hayat için hayatımdan çıkartmam gereken 3 şey nedir?

5-Günlük rutin hayatımda sürekli olarak katlandığım , olaylar veya kişiler  var mı? Bunları hayatımdan nasıl çıkarabilirim?

6-Hayatımdan öncelikle çıkartmam gereken alışkanlıklar nelerdir? (düşünce alışkanlıkları da olabilir)

 

Bu soruları cevaplamakla değişime başlayabiliriz. Evet değişim zordur. Alışkanlıkları kırmak sancılıdır, özellikle de düşünce alışkanlıklarını…. Ama kartalın hikayesini hatırlayalım. Yepyeni başlangıçlar acılı sonlardan doğar. Ben bugün beyaz bir sayfa açıyorum. Bana bu konuda eşlik etmeye hazır mısınız?  Öyleyse değişim başlasın!

BUKET ÖZEN

 

PCC-Öğrenci ve Kariyer Koçu