Yaşam Amacı ve Doyum

İnsan yaradılışı gereği, doyumsuz bir varlık. Birşeye sahip olur, başka birşey daha ister ve çoğu kez de neden istediğini bilmez. Doyumsuzluk hissidir ona fazla yedirip kilo aldıran, gereksiz alışveriş yaptırarak para harcatan, ilişkilerinde ve kariyerinde  sorunlar yaşatan ve mutsuz olmasını sağlayan. İsteklerinin altında yatan neden genellikle geçici bir ego tatminidir.

İstediğin şeye sahip olduğunda ne olacak? diye sorduğumuzda “mutlu olacağım”der. Sahip olamadığında da mutsuz olur. Oysa mutluluk bir istasyon değil,  insanın içinde her zaman üretmesi gereken bir histir. İnsan ancak  mutlu olmayı öğrendiğinde istediği sonuçları elde edebilir.

İnsan, bir hedefi varsa mutludur, enerjiktir. Bu hedef, gelip geçici bir hevesle, tutkuyla değil , yaşam amacıyla yani varoluş nedenimizle, büyük resmimizle ilişkili olursa sürekli bir motivasyon kaynağı olur .

İnsanlar genellikle yaşam amaçlarını başka bir deyişle bu dünyada varoluş nedenlerini bilmezler. Bu çok normal , bilmeyebiliriz, bilmiyoruz da…Ben de bu kavramla sekiz yıl önce koçluk eğitiminde tanışmıştım. O zamana kadar hiç duymamıştım. Hep bir amacım , bir hedefim olmuştu, onu gerçekleştirip başka bir hedefe koşuyordum ancak bunlar beni nereye taşıyordu, o zamana kadar düşünmemiştim üzerinde.

En güzel tanımı Koç eğitmenlerimden birinden aldım: “Yaşam amacı, kişisel memnuniyetimizle evrensel açlığın buluştuğu yerdir. “ Etrafımıza dikkatli bakarsak ister insan olsun, ister hayvan,ister bitki canlı ya da cansız her varlığın bir amaç için orada olduğunu anlarız. Taş toprağa dönüşüyor, toprak bitkiye can veriyor, bitki de tüm canlılara hayat veriyor.

Yaşam amacımız kişisel misyonumuzdur ve evrensel bir boyuta sahiptir. İnsan önce kendini yetiştirecek sonra da tüm varlığı ile evrenin hizmetinde olacak.  Bu, “benmerkezli bakıştan “biz “ve “hepimiz” bakışına doğru bir gelişim ve ilerleme yolculuğudur.
Evrensel bütünlüğü sağlamakla ilişkili, insanı sonsuzluğa taşıyacak ulvi bir sorumluluktur.  Örneğin, toplumsal gelişime katkı sağlamak, çevreyi korumak, kimsesizlerin kimsesi olmak, açlığı, yoksulluğu, savaşları önlemek, hastalıklarla mücadele etmek…vb. Örnekler çoğaltılabilir.

Bunu öğrendiğimde, o ana kadar yapmış olduklarımı ve ne yaparken daha tatminkar olduğumu gözden geçirdim . Hep aynı sonuca ulaştım. Yaşam amacımı keşfetmem bana yaşamın kendisini armağan etti.

Yaşam amacını farketmek, insana öncelikle evrende yalnız olmadığını, herşeyin ulaşılabilir olduğunu farkettiriyor ve kıtlık bilincinden kurtarıyor Yüksek bir motivasyon yaratıyor. Tüm enerjinizle , o amaca uygun adımlar planlayarak harekete geçiyor , istediğimiz sonuçları alıyor ve tatmin duygusu yaşıyoruz.

Herkes yaşamındaki tatmin düzeyini yükseltmeye çalışıyor. Nirvana ‘yı deneyimlemek istiyor. Farkında olsun ya da olmasın, herkesin bir büyük resmi bir Olympos’u var. “Bilgeye, Olympos’a nasıl gideriz diye sormuşlar, o da “adımlarınızı o yöne çevirerek” demiş.  Yaşam amacımızı farkettiğimizde adımlarımızı o yöne çevirerek daha doyumlu yaşıyoruz.  Zorluklardan korkmuyoruz, karamsarlığa kapılmıyoruz, büyük resme odaklanıp o doğrultuda yürüyoruz. Yaşam amacı, bizim özümüzle bağımızdır, yaşam pusulamızdır

Bütünsel Gelişim Koçu olarak bizler danışanlarımızı Ben’den Biz’e ve Biz’den Hepimiz’e doğru bir gelişim yolculuğuna çıkarıyoruz.  Öncelikle danışanlarımızın yaşam amaçlarını farkettiriyor , ezberlerini bozmaları için cesaretlendiriyor, bilinçli adım atmaları için destekliyor ve süreç boyunca gelişimlerine tanıklık ediyoruz.

Daha doyumlu bir yaşam herkesin hakkı.  Anahtar koçlukta. Koçluk sayesinde sihir yaşanıyor. Siz de deneyimleyeceksiniz.

Hatice Yıldıran
PCC,MBA, Koçluk Eğitmeni