Vazgeçebilirseniz, Seçebilirsiniz! / Muazzez Ağca

Bundan dört-beş yıl önce izlediğim bir sinema filminde  geçen “vazgeçebilirseniz, seçebilirsiniz” cümlesini duyar duymaz kocaman bir ışık yanmıştı zihnimde. İzleyen günlerde, sık sık aklıma takılmış ve üzerinde düşünmüştüm.

Bir kaç gün önce kütüphanemi düzenlerken üzerine “vazgeçebilirseniz, seçebilirsiniz” yazdığım kağıdı buldum. O kocaman ışık yeniden yandı zihnimde ve başladım yazmaya.

Vazgeçmek” ne demek?

Eskiden beri yapmakta olduğumuz bir şeyi artık yapmaz olmak. Bunun yerine de başka şeyler yapar hale gelmek. Yani bir değişim, dönüşümden bahsediyoruz burada.

Peki, ne anlam taşıyor bu cümle?

Çoğumuz bir şeylerden vazgeçemediğimiz, hatta korkularımızın arkasına sığındığımız için yaşamdaki diğer seçenekleri göz ardı ediyor ve gerçekte istediğimiz, hayalini kurduğumuz hayatı yaşamak yerine bulunduğumuz yerde olmaya devam ediyoruz. Burada; bulunduğu konumdan memnun olan, kendi isteklerini gerçekleştiren kişileri bunun dışında tutuyorum. Vazgeçmemek de bir erdem; gerçekten yüreğimiz, zihnimiz, ruhumuz hem fikirse.

Benim burada sözünü ettiğim (vazgeçmeyi istediği halde) vazgeçemeyenler. Vazgeçemiyoruz, çünkü güvenli alanlar yaratıyoruz ve sonrasında kabullerimiz, alışkanlıklarımız bizi burada tutuyor. Bu bazen finansal konular, bazen statü, güç oluyor. Bildiğimiz, alışageldiğimiz görev ve sorumluluklarımızı  tıpkı Tatlı Cadı’daki Samantha gibi parmağımızı şıklatarak yapmak varken yeni şeyler öğrenmek, kendimizi önce kendimize, sonra başkalarına ispat etmek, kabul ettirmek kulağa pek de hoş gelmiyor, zorluyor bizi.

Elimizdekilerden vazgeçemeyerek, aslında nelerden vazgeçtiğimizi de bilmiyoruz!

Oysa, merak etmeye başlayınca beraberinde tatlı bir huzursuzluk da başlıyor. İşte bu değişimin başladığı an oluyor. Artık bir rahatsızlık alanımız var – güvenli alanımızın dışındayız – ve önemli bir değişim yaşamamız için aşmamız gereken bir durumla karşı karşıyayız. Bir yolculuk başlıyor kendi içimize doğru ve ardından aşağıdaki sorular geliyor.

Vazgeçerek nelere evet, nelere hayır diyoruz?

Vazgeçmeyerek nelere evet, nelere hayır diyoruz?

Kendi içinde geçişken yanıtlar barındırıyor bu sorular.

Biz genellemelerden giderek ilk aklımıza gelenleri sıralayabiliriz; elde ettiğimiz geliri korumak, güvenli alanlarımızda kalmak, statümüzü korumak, kalıplaşmış rollerimizi sürdürmek, hep yapmak istediğimiz işe kavuşmak, hep olmak istediğimiz kişi olmak, sahneye çıkmak, bir şirkete genel müdür olmak, çiftliğimizi kurmak, herkesin parmakla gösterdiği lider bir yönetici olmak, yeni bir ev sahibi olmak, arabamızı değiştirmek, yıllardır ertelediğiniz o yere seyahat etmek, yeni dostlar edinmek, iş değiştirmek, insanları daha çok sevmek, iyi bir ekip kurmak, güneyde bir kıyı kasabasına taşınmak…

Bunlardan herhangi biri bizi hep olmak istediğimiz kendimize doğru taşıyorsa o ilk adımı atarak harekete geçelim ve kendimizi gerçekleştirme yolunda emin adımlarla yürüyelim.

Her zaman bir mazeret bulabiliriz, öte yandan her zaman bir ilham da bulabiliriz.”diyor Shaa Wasmund Konuşmayı Kes Harekete Geç adlı kitabında.  Vazgeçebilidiğimizde seçebildiğimiz yeni şeyler öylesine geniş bir yelpaze sunuyor ki hepimize. Tıpkı tavuskuşunun çok büyük bir edayla açtığı kanatlarıyla  onu izleyenlerin meraklı bakışlarını hayranlık dolu bakışlara dönüştürdüğü gibi.

Düşüncelerimizi özgürleştirip özbenliğimizle buluştuğumuzda vazgeçebiliyor ve yeni bir enerji, yeni dostluklar, yeni iletişim kanalları, yeni işler, yeni alanlar, yeni ülkeler, yeni durumlar, yeni tatlar, yeni tarzlar, yeni bakış açıları, yeni duygular, yeni davranışlar, yeni duruşlar seçebiliyoruz. Yepyeni bir dünya açılıyor önümüze, kendimize dönüştüğümüz ve göğsümüzü gererek karşıladığımız.

Evet, vazgeçebilirseniz, seçebilirsiniz.

İzlediğim filmde bana ilham veren bu iki sözcük oldu. Sonrasında aldığım kararların baş tacı oldu. Ardından, vazgeçtikçe, özgürleştim. Özgürleştikçe seçeneklerim arttı. Seçeneklerim arttıkça, yeni işler, yeni deneyimler edindim. Bugün, çok uzun yıllar üst düzey yöneticilik yaptığım kurumsal iş hayatımdan şimdi profesyonel olarak yaptığım Koçluk’a beni taşıyan, cesaretlendiren de bu cümle olmuştu.

Biliyorum ki, her vazgeçiş bir seçiştir, her seçiş de bir vazgeçiş. 

Biliyorum ki, vazgeçebilirseniz seçebilirsiniz.

 

Yazar:  Muazzez AĞCA – Profesyonel Koç

1965 yılında Giresun’da dünyaya geldim. Kadıköy Anadolu Lisesi’nde başladığım ortaokul-lise eğitimimi  Bursa Anadolu Lisesi’nde tamamladım.

Marmara Üniversitesi-Kamu Yönetimi ve  ardından İstanbul Üniversitesi –İşletme İktisadı Enstitüsü’nde, International Management-MBA yüksek lisansımı tamamladım.

İş yaşamıma Sigortacılık sektöründe başladım . Pazarlama, teknik, hasar, tahsilat, dağıtım kanalları departmanları başta olamak üzere farklı departmanlarda çalıştım ve yöneticilik yaptım.  Şirketin yeniden yapılanma ve sektörün en büyük şirketlerinde biri olma sürecinde,  beyin takımında yer almak, bu başarıya imza atanlardan biri olmak çok geliştirici, anlamlı deneyimler kattı bana.  2013 Şubat ayında, kişisel gelişim yolculuğumda kendimi gerçekleştirmek ve farklı iş deneyimlerine izin vermek niyetiyle, Sigortacılık kariyerimi  bıraktım.

2013 yılından bu yana  kişisel gelişim konularında derinlik kazanırken bir yandan da CEO Danışmanlığı yaptım,Üniversite’de Satış Stratejileri-Teknikleri dersleri verdim.

İnsanlara iyi gelecek , farkındalık yaratacak,bütüne faydası olan bir iş yapma arayışım beni  ID Coaching’le buluşturdu. Bütünsel Koçluk Eğitimlerini tamamlayarak Profesyonel Koç’luk yapmaya başladım.

Koçluğun değdiği yaşamlardaki dönüşümü  deneyimlemeniz dileğiyle….

Sevgiyle, bütünlükle kalın….