Şehir merkezi mi? Merkeze uzak mı? Zeynep Mengi (Hürriyet İK)

Şehir merkezinde bir ofiste çalışmak mı, yoksa trafikten, gürültüden uzak bir yerde çalışmak mı cazip gelirdi? Merkezde çalışmak pek çok yönden cazip görünürken uzakta çalışanlar yemek, günlük işleri halletmek ve yol konusunda sıkıntı çekiyorlar. Fakat böyle yerlerde konumlanmış işyerleri de çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılamak adına servis, yemek, kafeterya, spor salonu, kuaför, terzi gibi hizmetler sunuyorlar.

Ev-işyeri arasında mesafe uzun olunca (özellikle İstanbul gibi kalabalık şehirlerde) bütün günü yolda geçen kişinin performansı düşebiliyor. Uzmanlar, iş görüşmelerinde benzer durumdaki adaylardan evi ofise yakın olanın seçilmesini normal karşılıyor. Bazı şirketler çalışanlarını sadece bulundukları bölgeden seçerken bazıları da trafikten etkilenmemek ve zamandan kazanmak için işe başlama saatini erkene çekiyor.

Birçok kişinin iş bulma sıkıntısı çektiği şu dönemlerde, işim evime yakın olsun düşüncesi artık lükse kaçıyor. Merkezi yerlerde çalışabilenler şanslı, evinden uzak, hele de İstanbul’un dışına doğru olan bölgelerde çalışanlar ise günlerinin çok büyük bir kısmını yollarda geçiriyor. Büyük şehirlerde buna bir de gündüz ve akşam saatlerindeki trafik eklenince işler iyice tatsız bir hal alıyor.

Yoldan, zamandan tasarruf için genelde evle işin yakın olması öneriliyor fakat bu ne yazık ki her zaman mümkün olmuyor. Şişli, Mecidiyeköy, Levent, Maslak gibi yerlerde çalışmak avantaj gibi görünse de bazı durumlarda çalışanları olumsuz etkileyebiliyor. Bunlardan en önemlileri de otopark ve servis. Merkezi yerlerde olan şirketler ulaşımın kolay olması nedeniyle servis koymayabiliyor.

Çalışma saatleri değiştirilebilir

Evin işyerine ya da işyerinin eve yakın olması çalışanı pek çok şekilde olumlu etkiliyor. Zamandan kazanılıyor, yolda az zaman geçirildiği için yorgunluk olmuyor, trafik stresi ortadan kalkıyor. Bütün bu olumsuzluklar elenince çalışan da işinde daha başarılı ve verimli oluyor.

Bu koşuşturmada en büyük çileyi belki de (İstanbul’da) köprüyü geçenler yaşıyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren sıkışık olan köprü yolunu toplu taşıma araçlarıyla geçmek zorunda olanlar da bu sıkış tıkış yolculuk nedeniyle işe gittiklerinde yorgun oluyorlar. Oxygen Consultancy Genel Müdürü Tolga Bilgin, bu konudaki en yaygın uygulamanın iş saatlerinde yapılan değişiklikler olduğunu söylüyor: “Birçok firma artık mesai saatlerini 8:00 – 17:00 arasında uygulamaya başladı. Ayrıca iş için karşı tarafta olanların artık uzaktan çalışma imkanları teknolojik gelişmelerle çok yaygınlaşmış durumda.”

Yellow Pages eİş Operasyonları Direktörü Yusuf Mert Yılmaz ise çalışanların trafikte geçirecekleri zamanı asgariye indirebilmek için aldıkları en büyük önlemin, çalışma saatlerini buna uygun olacak şekilde düzenlemek olduğunu söylüyor: “Ofis olarak çalışma saatlerimiz 08.30-17.30 arasında. Bu şekilde hem sabah hem de akşam yoğun trafik saatlerinden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyoruz. Firmaların ofislerini çalışanlarının yoğun olarak yaşadıkları yerlere yakın seçebilmeleri halinde avantajlı olacaklarını düşünüyorum. Bu şekilde hem işe gelmek hem de eve dönmek için harcanan zaman ve trafik yüzünden yaşanan stres minimize ediliyor. Çalışanların büyük bir çoğunluğu Anadolu yakasında ikamet ediyor. Bu yüzden Kavacık ofisimizin çalışanlarımız açısından avantajlı olduğunu düşünüyorum.”

Çalışanlar da evlerine yakın yerlerde çalışmayı tercih ediyor. İşyeri merkezden ya da evinden uzak olanlar zamandan kazanmak için işine yakın bir yere taşınabiliyor. Veya işini evine yakın yerlerden seçebiliyor. Bu durum trafiği, stresi, zaman kaybını engellese de, iş de ev de merkezden uzaksa sosyal hayat kısıtlı kalabiliyor.

Firma içi etkinlikler artırılıyor

Bilgin, işyeri lokasyonları konusunda firmalarda danışmanlık alma eğilimi olmadığını söylüyor: “Özellikle uzak lokasyonlarda kurulu firmalar için çalışanların iş yerinde daha çok ve keyifli zaman geçirmeleri için firma içi etkinlikleri arttırması yönünde tavsiyelerimiz oluyor. Firma içinde spor yapabilme, çeşitli etkinlik ve kulüp benzeri ilgi alanlarına yönelik sosyal aktiviteleri bunlara örnekler olabilir.”

Özellikle üretim firmalarının mavi yaka ile beyaz yakayı birbirine yakın yerlerde çalıştırabildiğini belirten Bilgin, kimyasal ürünler ve lojistik firmaların da uzak yerlerde konumlandığını söylüyor.

İşe geliş gidişlerin toplamda 2-3 saati bulmasının performansı olumsuz etkilediğini belirten Bilgin, ulaşımda tek yönde 45-50 dakika harcamak artık İstanbul’un normali haline geldi ve maalesef buna alıştık, diyor.

Üst düzey yöneticilerin artık yolda işiyle uğraşmak için özel şoförleri daha çok kullandığını belirten Bilgin, servislerde ise iş yerinde okunamayan bazı dökümanları okumanın ve cep telefonları ile gün içinde cevaplanamayan e-postaları cevaplamanın mümkün olduğunu söylüyor: “Ayrıca merkezden uzak çalışmak işinize çok daha fazla odaklanmanıza yardımcı olabilir, elbette dönüş için sizi uzun bir yol beklemiyorsa.” Bilgin, özellikle uzak lokasyonlarda kurulu firmalara, çalışanların işyerinde daha çok ve keyifli zaman geçirmeleri için firma içi etkinlikleri artırmalarını tavsiye ediyor. Türkiye’deki firmaların çalışanlarının mesai dışında harcadığı vakte çok önem göstermediğini söyleyen Bilgin, çalışanlara bu yönde gösterilecek olanakların onların firmalarına daha bağlı çalışmalarını sağlayacağını, bunun  da işten ayrılma sayılarında azalma ve performans artışı yaratacağını belirtiyor.

Yakın olan tercih ediliyor

İş başvurularında da adayın yaşadığı yerin ofise uzaklığı önemli olabiliyor. “Maltepe’de oturan birinin Çatalca’da çalışmaya hiç sıcak bakmaması çok anlaşılır bir şey” diyen Bilgin, herkes öncelikle evine yakın yerleri tercih ediyor, diyor: “Bu elbette her zaman mümkün değil. Çalıştığı yere göre imkanı varsa evini taşıyan çok aday da gördüm. Firmalar da elbette mekan tercihini kullanıyor. İki birbirine yakın özellikli aday varsa iş yerine daha yakın oturan tercih ediliyor. Firmaların merkezleri başka bir deyişle çalışanın çalışacağı mekan bazı durumlarda firmanın tercih edilmesini de sağlayabiliyor. Yetenekli bir çalışan benzer iki teklif arasında lokasyonu daha merkezi ve çalışma ortamı daha renkli iş yerlerini tercih ediyor.”

Seçimler kısıtlı

Çalışanların merkezde çalışmaktan farklı beslendiğini düşünen Stanton Chase Türkiye Yönetici Ortağı Çağrı Alkaya “Şehir merkezleri kişisel gelişimi tetikleyen bir dinamizme sahip. Kendi şirket merkezimizi şehir içinde tutmamızın sebebi de bu. Trafik, park vs sorunlar var ama şehrin enerjisinin hem yöneticiler olarak bize, hem de çalışanlarımıza faydalı olduğunu düşünüyorum. Üstelik de bunu, şehir merkezinden uzakta ikamet eden biri olarak söylüyorum. Merkezden uzak çalışmak bir süre sonra sizi bu enerjiden uzaklaştırıyor. Kısıtlı bir pencereden bakıyorsunuz dış dünyaya. Çalıştığınız şirket, kendi içinde spor salonu bile barındırıyor olsa yine de çerçeve içine alınmışlık duygusu hakim. Seçimler kısıtlı. İnsanlar işyerlerinde azımsanmayacak bir zaman geçiriyorlar. Bu zamanı, şehir dinamizminden uzak geçirmek kişisel beklentilere bağlı olarak avantajlı veya dezavantajlı olabilir. Kimisi için, merkezden uzak olmaz, daha temiz hava, daha gürültüsüz ortam, daha az trafik, daha kolay park vs nedenlerle cazip olabilir.”

Her açıdan birbirine eş özelliklerde iki çalışan arasında yakın oturanın seçilmesini her iki taraf açısından doğal ve sağlıklı bulan Alkaya, yöneticiler için aynı şeyi söylemek mümkün değil, çünkü üst düzey yöneticilerin her birinin eşsiz olmak gibi, onlara has bir özellikleri var, diyor.

Umur Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. İnsan Kaynakları Direktörü Işılay Okay merkez ofisten uzak bölgede çalışanların, bazen şirket hakkındaki gelişmelerden geç haberdar olduklarını ya da eğitim imkanlarından daha az yararlandıklarını düşünüp daha fazla destek talep edebildiklerini söylüyor: “Bölge müdürlüğü çalışanlarının bu tarz taleplerini karşılamakla beraber, genel merkez ile yakınlaşmalarını sağlamak amacıyla, farklı görev ve kademelerdeki merkez çalışanlarımız bölge ziyaretleri yapıyor. Diğer taraftan, belirli dönemlerde düzenlenen motivasyon amaçlı değerlendirme toplantıları ile merkez ile uzak bölge çalışanlarının yakınlaşması sağlanıyor.”

ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’nden Hatice Yıldıran, birlikte çalıştığı şirketlerin öncelikle lokasyon olarak işyerine yakın oturan adaylarla ilgilendiğini söylüyor: “Belli servis güzergahları var, oralardan seçiyorlar. Pozisyona göre araba verebiliyorlar. Çok uzaktan gelmeleri geliş-gidiş sırasında çalışanları da yorduğu için (araba ya da servis olsa bile) bir süre sonra yollar ayrılıyor.”

ARTISI-EKSİSİ

Merkezi yerde çalışmak
-Merkezi yerde çalışmak işe rahat gidip gelmeyi sağlıyor. Tek vasıta ile değil, birden fazla seçenek olabiliyor. Servis imkanı varsa, servisi kullanmadığınız, kaçırdığınız zamanlarda toplu taşıma araçlarıyla işyerine rahat bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.
-Uzun yol ve trafik problemi olmadığı için daha fazla uyuma ve işe dinç gelme şansı da var.
-Merkezi yerlerde çalışanlar işleri olduğunda daha kolay ve çabuk halledebilir, kısa sürede ofise dönebilir.
-Müşteri odaklı bir işte çalışılıyorsa, bu kişilere ulaşmak çok daha kolay olur.
-Öğle vakti dışarıya çıkılabilir, arkadaşlarınızla buluşup restoranlarda yemek yiyebilir, hava alabilirsiniz. Hatta yeterli zaman varsa birkaç işinizi de halledebilirsiniz. Böyle molalar motivasyonu artırır, iyi hissedilmesini sağlar.
-İş çıkışı arkadaşlarla plan yapılabilir, etkinliklere katılabilirsiniz. Merkezde çalışıldığı için kolay toplanılabilir, organizasyon yapılabilir.
-Toplantı, buluşma gibi etkinlikler genelde merkezi yerlerde yapılabiliyor.
-Çevrede ofis için gerekli olabilecek her şeye kısa sürede ulaşmak mümkün.
-Merkezdeki işyerine arabayla gidiyorsanız otopark problem olabilir.
-Birçok yere kısa sürede gitmek mümkün.
-Evden-işe-işten-eve bunalımı yaşamazsınız!

Uzak yerde çalışmak

-Merkezi yerde değilseniz, servisten başka çareniz yoktur. Servisi kaçırdığınız anda zorluklar başlar. Toplu taşıma aracı olsa bile tek bir hat olacağı için ulaşımda yine problem çekilebilir.
-Merkezi olmayan yerde çalışanlar işlerini halletmek için izin almakta zorlanabilir. Merkezi yerlere gitmek zaman alacağı için önemli bir kayba neden olabilir. Şirket böyle durumlar için genelde çalışana araç vermeyeceği için yollarda harcanan zaman gittikçe uzayabilir.
-Yemek konusunda neredeyse seçenek yoktur. Civarda yemek yapan yer, restoran bulunmadığı için şirketin yemekhanesinde yemek yenir ve ofise geri dönülür. Bütün gün bina içinde geçer. Farklı bir yerde yemek isteyenlerin gidecekleri yolu hesaba katmaları da gerekiyor.
-Uzak yerlerde oturanlar merkezi bir yere gitmek için epey zaman harcamak zorunda. Bunun bir de eve dönüşü var.
-Yolda geçirdiğiniz vakit de aslında sizin için mesainizin bir parçasıdır. İşten çabuk bıkarsınız.

En ekolojik ulaşım Japonya’da

Regus’un 75 ülkeyle yaptığı araştırmaya göre ev-işyeri arası dünya ortalaması 24,9 dakika. Regus Güney Afrika Müdürü Olivier de Lavalette: “Son yapılan tıbbi araştırmalar işe giderken yolda geçirilen zamanın strese ve sağlık problemlerine neden olduğunu gösteriyor. Bu da çalışanların entelektüel performansını etkiliyor ve şirklet verimliliğini de etkiliyor. Yöneticiler bunu dikkate almalı” diyor.

Araştırmaya göre en ekolojik taşımacılık ise Japonya’da yapılıyor. Japonlar’ın yüzde 41’i trenle, yüzde 14’ü yürüyerek, yüzde 13’ü metroyla, yüzde 3’ü bisikletle işe gidiyor. Araba ise sadece yüzde 24.
Japonya’da çalışanların yüzde 32’si günde en az 1,5 saatlerini yolda geçiriyorlar. Dünyada bu oran yüzde 20. Amerika’da işine kendi arabasıyla gidenlerin oranı yüzde 85. Dünya ortalamasına bakıldığında bisikleti kullananlar yüzde 2 iken, Hollanda’da bisikleti tercih edenlerin oranı yüzde 8.

Ulaştırmanın maddi bir masrafı da var tabii. Dünyada ortalama olarak yol içinde dönen para, çalışan ücretinin yüzde 3,3’ü. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 7’si gelirlerin yüzde 10’undan fazlasını yol parasına ayırıyor. Yola en çok para verenler ise yüzde 4,8 ile Güney Afrikalılar.

http://www.yenibiris.com/HurriyetIK/Oku.aspx?ArticleID=8580