Sahi, Mutluluk Neydi? / Zeynep Kurtuluş

Mutluluk ; yaşamımızı sürdürebilme  amaçlarından biridir ve bu yüzden mutluluğu elde etmek için çaba sarf ederiz. Mutluluk ; kimi insan için yemek yemek, kimi insan için gezmek, eğlenmek, kimi insan için para kazanmak, kimi insan için dost meclislerinde bulunmak, kimi insan için ibadet etmek,  kimi insan için  hedefleri doğrultusunda  ilerlemek, kimi insan için kendinden kendine içsel yolculuk yaparak sürekli gelişmek , kimi insan için bir çocuğun gülüşü ve bazen de bir kedinin mırıltısı olabilir. Tüm bu davranışlarımızın  bize hissettirdiği duygunun adı mutluluktur. Sadece olumlu davranışlar değil, olumsuz görünen davranışlar ve yaşantılar da mutluluk amacına hizmet eder. Taziye görevini yerine getirmek, hastaya bakmak, inancı ya da düşüncesi için zorluklara katlanmak vb. gibi.

Davranışlarımızdan bazıları doğrudan bazıları ise dolaylı olarak bizi mutlu edebilir. Güzel bir yemek yemek direkt mutlu ederken, bir  canlıya yardım etmek ise sorumluluk duygumuzun tatmin edilmesi nedeniyle dolaylı olarak bizi mutlu eder.

Aristo’ya göre “Mutluluk, insan yaşamının biricik amacıdır. Hayatımız boyunca harcadığımız tüm çabalar mutlu olmak içindir ve mutluluk, ancak erdeme ve kusursuz bir karaktere ulaşarak yakalanabilir. Kişi ancak hayatının bütününü soylu bir biçimde yaşarsa mutlu olabilir.”

Epikür’e  göre : Mutlu olmak için insanın üç şeye ihtiyacı vardır: Dostluk, Özgürlük ve Düşünmek.

Descartes, mutluluğu bir ruh memnunluğu ve iç hoşnutluğu olarak tanımlar. Ona göre mutluluk erdeme, erdem de aklın iyi kullanılmasına bağlıdır.

Nörolog Nancy Etcoff beynimizin evrimsel olarak mutluluk ve acıyı azaltmaya odaklı olduğunu söyler. Şekerli şeylerin tadını doğuştan sevmemiz ve acı olanları da reddetmemiz, mutluluk arayışının içgüdüsel olduğu görüşünü destekler niteliktedir.

Mutluluk anlayışı günümüzde biraz maddiyat ile ilişkilendirilmektedir. Gündemdeki  bazı Türk dizilerine baktığımda evler o kadar güzel ki;  bahçeli, havuzlu , içinde yardımcıları , bahçıvanı ve şoförü olan, her zaman şık giyimli , bakımlı insanlar, son model arabalar, son model telefonlar, yakışıklı adamlar ve çekici kadınlar… Sanki mutluluk bunlar ile özdeşleştirilmiş ve yine sanki  tüm bu olanaklara sahip olunca kendisinin çok mutlu olacağını zanneden bir güruh var. Şunu diyebilir miyiz:  İmkanları geniş olan insanlar mutlu,  imkanları kısıtlı olan insanlar mutsuz ?

Mutluluk imkanlar dahilindedir diyenlere şu olayı anlatmak istiyorum :

16 Ekim 2014 tarihinde Facebook üzerinden paylaşım yapıp intihar eden Mehmet Pişkin vakası  beni derinden etkilemişti. Mehmet ölmeden önce yayınladığı videosunda  çok iyi bir üniversitede okuduğunu , maddi olarak tatmin edici bir işte çalıştığını ifade etmişti.  Baktığınızda görsel olarak hoş bir çocuk , ilişkilerinde sorun yaşamayan birisi, kız arkadaşları var, ev var, araba var , çoğu insanın sahip olmak için çaba sarf ettiği, arzuladığı bir hayata sahip , buna rağmen mutlu değilim diye hayatına son vermişti, üstelik kendini asarak….

Acaba hayatında sahip olduğu güzel bir evi, arabası, işi ve kız arkadaşı olduğu halde neden hayatını sonlandırmıştı ? Demek ki bunlar mutlu olabilmek için yeterli değil… Para bize, mutlu olmak için imkan, güvenlik, sağlık ve konfor verebilir fakat paranın bir noktadan sonra bizi mutlu etmesi mümkün değildir. İstediğimiz kadar, aktivitelere katılalım, harcayalım, yiyelim, içelim, gezelim. Aslında bunların tümü hayattaki mutluluğu arama çabasının denemeleridir ve akşam olup başımızı yastığa koyunca bütün sihri bozulur .

Sihrin bozulmaması ve hayatımızın her anında bütün hücrelerimize kadar , mutluluğu hissedebilmemiz için öncelikle varoluş amacımızı bulmak ve onu gerçekleştirmek yolunda adımlar atmak gerekir. Sabah uyandığımızda bizleri yataktan kaldıracak,  heyecanlandıracak bir  yaşam amacımız olmalı, kendimiz ve bütünün hayrına işleyen…  Yapılan araştırmalarda başkasına yardım etmek isteyen insanların beyninde mutluluk hormonu salgılanıyor.  İşte tam burada sosyal proje konularından bahsetmek istiyorum.

Alkollü iken araç kullanmayın, emniyet kemerinizi bağlayın, asla araç kullanırken telefon ile konuşmayın !

Daha az kağıt havlu , daha çok dünya…

Hava kirliliği yılda 60.000 kişinin ölümüne neden oluyor …

Her 60 saniyede bir tür kayboluyor ve kaybedecek zamanımız yok…

Pedofoli, çocuk istismarı, hava kirliliği, şiddet ve buna benzer bir çok konu var ..

Mesela sokakta yaşayan kedi ve köpekler: Arabamıza atlayıp köpekler için mama alıp terk edildikleri ormana gidip karınlarını doyursak, hasta olanları tedavi etsek, onların sığınmaları için evler yapsak ve çevremizi de teşvik etsek.

Ya da kimsesiz çocuklar yurduna gitsek, bir çocuğun hayatına dokunsak, abisi, ablası ya da annesi babası olsak, onunla ilgilenip hayatına yarenlik yapsak , hafta sonu alıp parka götürsek, beraber bisiklete binsek, akşam olunca birbirimize sarılıp yatsak.

Ya da huzur evine gidip oradaki insanlara yalnız olmadıklarını hissettirsek.

Bence mutluluk kendimizden çok başkalarının hayatına ne kadar dokunduğumuz ile alakalı, Yaşatmak için yaşamalıyız. Şu günü, şu saati, şu dakikayı, her anımızı bir kez daha yaşama şansımız yok. Her anımızın kıymetini bilmeliyiz.

Yapılan bir başka araştırmaya göre başkasının mutluluğu için çalışan insanların mutluluk hissinin daha fazla olduğu gözlemlenmiş. Şunu bilmeliyiz ki başkalarının mutluluğu , bizim kendi mutluluğumuz için önemlidir neticede hepimiz aynı geminin yolcularıyız eğer birbirimizin mutluluğu için çabalarsak hepimizin mutlu olma ihtimali daha fazla olur.

Mutluluk için yazılacak çok fazla şey olmakla birlikte,  ben sahip olduğumuz şeylerin dışında , bütünün hayrına yaptığımız şeylerin bize daimi mutluluk getireceği kanısındayım. Hayat felsefemiz ‘‘Yaşatmak için Yaşamak’’ olmalı ve bir an önce “biz bu dünyaya neden geldik, bizim varoluş gayemiz ne?” bunu tespit etmeliyiz.

Gülümcül Kalınız

Zeynep Kurtuluş, Profesyonel Koç

YAZAR: Zeynep Kurtuluş

1972 İstanbul’da doğdum. 1989 yılında Üsküdar Ticaret Lisesinden mezun oldum . Mezun olduktan sonra MEF dershanesinde daha sonra da Milliyet Gazetesi ilan servisinde çalıştım. Daha sonra Marmara Üniversitesi Muhasebe Bölümünü kazandım. Birinci sınıfta iken evlendim. Evlilik  hayatımın bir döneminde karşılaştığım Zafer Akıncı, bir görüşmemizde bana “Zeynep hanım kendinizi geliştirmek için bu zamana kadar ne yaptınız? ” diye  sorduğunda şöyle bir duraksadım ve kendimi geliştirmek adına bir şey yapmadığım ile yüzleştim. Kendisinin yönlendirmesi ile 2004 yılında “NLP ” eğitimi aldım ve Kişisel Gelişim konusunda sürekli okuyarak kendimi geliştirdim. Hocamız eğitim boyunca bize sürekli “Sen kimsin?, Sen kimsin?” diye soruyordu ben de içimden Zeynep Kurtuluş ‘um diyordum tekrar soruyordu “Sen Kimsin?” Zeynep Kurtuluş ‘um diyordum tekrar tekrar soruyor ben de “kim olacağım Allah’ın kuluyum” diyordum. Yıllar sonra kendimi bu soruyu kendime sorarken buldum. “Zeynep sen kimsin, kimsin sen?” diyordum, çünkü hayatımda yolunda gitmeyen bir şeyler vardı , bir şeyler eksikti ve böyle olmamalı diyordum. Bu düşünceler ile 41 yaşında İstanbul Üniversitesi  Sosyoloji Bölümünde okumaya karar verdim. Şu an Sosyoloji bölümü dördüncü sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda İkinci Üniversite olarak Erzurum Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümünü bitirdim. 2016 yılının sonunda ID Coaching International’dan Bütünsel Yaşam Koçluğu Eğitimi (ACTP) aldım. Şu anda koçluk yaparak bu meslekte tecrübe kazanıyorum. Yolculuğum halen devam ediyor bundan sonra da yolda olmaya devam edeceğim.