Pozitif Düşünmek Yetmiyor! / Meryem Şanlı

“Şu an yaşadığın problemlerin tek sebebi sahip olduğun negatif düşünceler… Pozitif düşün, günlük olumlamalar yap… Hayatın değişecek göreceksin…”

“Sahiden mi? Gerçekten bu kadar kolay mı?”

“Kolay elbette… Sen yeter ki iste…”

Kişisel gelişim dünyasına ilk adım attığımda beni oldukça şaşırtmıştı pozitif düşünerek, olumlama yaparak hayatımı değiştirebileceğim konusu…

Her gün ayna karşısında olumlama yaparak, negatif düşüncelerimden kurtulabileceğimi ve böylece istediğim gibi bir hayat inşa edebileceğimi anlatıyordu okuduğum kitaplar, katıldığım seminerler…

İstediğim hayatı bu kadar kolay inşa edebilecek olmanın mutluluğu ve heyecanıyla günlük olumlamalar yapmaya ve öğrendiğim tekniklerle zihnimde at koşturan negatif düşünceleri birer birer yakalayıp pozitife çevirmeye başladım.

Bir süre sonra hayatımda istediğim değişikliklerin olacağından emindim ama bir şeyler ters gidiyordu. İç sesim “Olmuyor, işe yaramıyor” diye isyan bayrağını çekmişti bile… Pozitif düşünmeye ve olumlama yapmaya duyduğum heyecan kuş olup uçmuştu. Bana kalansa “Bende bir problem olduğu” düşüncesinden başka bir şey değildi.

Son bir umut diyerek kişisel gelişimle ilgilenen arkadaşlarımın kapısını çaldığımda, bazılarının da aynı dertten muzdarip olduğunu gördüm.

Pozitif düşünmek, olumlama yapmak işe yaramıyor muydu yoksa?

Nasıl oluyor da bazı kişiler pozitif düşüncenin işe yaramadığını düşünürken, bazıları pozitif düşünce ve olumlamaların gücüyle hayatını baştan aşağı değiştirebiliyordu?

Hem zaten bu kadar kişisel gelişim uzmanı yanılıyor olamazdı ya?

Bunun bir sebebi vardı ama ne?

Bu sorular zihnimi kemirirken…

Her sorumun cevabını bilen birine danıştım. Google’a… ☺

Ve hiç beklemediğim bir sürprizle karşılaştım.

Newyork Üniversitesi’nden psikolog Gabriele Oettingen ve arkadaşları pozitif düşünmenin gerçekten işe yarayıp yaramadığıyla ilgili bilimsel bir araştırma yapmıştı. Araştırma sonuçlarına göre; pozitif düşünmek, hayallerimizi gerçekleştirmemize ve istediğimiz gibi bir yaşam kurmamıza tek başına yetmiyordu.

Peki ama neden?

Çünkü, Freud’un benzetmesinden yola çıkarsak zihnimiz bir buzdağına benzer. Düşüncelerimiz, buzdağının görünen kısmında yani bilinç düzeyinde cirit atarken; o düşüncelerin asıl kaynağı olan inançlarımız, buzdağının görünmeyen kısmı yani bilinçaltı düzeyde saklanır. Çocukluk döneminde veya geçmiş deneyimlerimiz sonucu geliştirdiğimiz ve bilinçaltında sakladığımız bu inançların ne olduğu; “Hayatla ve kendimle ilgili nasıl bir bakış açısına sahibim?” sorusunun cevabında gizlidir.

Yaptığımız olumlamalar, negatiften pozitife çevirdiğimiz düşünceler buzdağının görünen kısmında kalırken, buzdağının altından çıkıp gelen ve bize adeta “Hadi oradan” diyen negatif inançlarımız var.

Örneğin;

Kendimizle ilgili “Yeteri kadar iyi değilim”, “Beceriksizin biriyim” gibi inançlara sahipken, zihnimizde dönüp duran “Bu yeni projede başarısız olacağım” düşüncesini “Ben başarılıyım” olumlamasıyla değiştirmeye çalıştığımızda bilinçaltımız bize daha önce başarılı olamadığımız deneyimlerimizi hatırlatarak “Emin misin?” diye sorabilir.

“Beni sevmiyor ki…” düşüncesini “Ben sevilmeye layık biriyim” olumlamasıyla pozitife çevirmeye çalışırken, bilinçaltımız kulağımıza “Erkeklere güven olmaz.” diye fısıldayabilir.

Kısaca, bizi bizden daha iyi tanıyan bilinçaltımıza yalan söylemek pek de mümkün olmaz… Bir de karşımıza bizi ikna edecek kanıtlarla çıkarsa… Bırakın onu kandırmayı, o bizi kendine inandırır.

Ve maalesef, bilinçaltında sakladığımız olumsuz inançları değiştirmediğimiz sürece, pozitif düşüncelerle ya da olumlamalarla hayatımızı istediğimiz noktaya taşıyabilmek mümkün görünmüyor.

Hayatımızı istediğimiz gibi şekillendirebilmek ve hayallerimize giden yolda kendimizi motive edebilmek için önce negatif inançlarımızı pozitife dönüştürmeye ihtiyacımız var.

İyi de bunu nasıl yapacağız?

Southern Mississippi Üniversitesi ve Illinois Üniversitesi işbirliğiyle yapılan araştırmalar, böyle bir değişim için kendimize talimat vermek yerine soru sormanın daha etkili olduğunu gösteriyor.

Şimdi iç sesinize kulak verin… Size verdiği bütün talimatları soru cümleleriyle değiştirin.

Örneğin;

Kendinize “Ben bunu yaparım.” diyerek talimat vermek yerine, “Bunu nasıl yapabilirim?” diye sorabilirsiniz.

Böylece bilinçaltınızın neyi neden yapamayacağınızla ilgili açıklamalarıyla savaşmak yerine; bilinçaltınızla el birliği içinde geçmiş deneyimlerinizden de faydalanarak alternatif çözüm yollarının ve farklı olasılıkların kapısını çalabilirsiniz.

 

Yazar: Meryem ŞANLI – Profesyonel Koç

1987 yılında sıcak bir yaz günü dünyaya geldim ama mevsimlerden en çok baharı severim.

Lise eğitimimi tamamlayana kadar 5 farklı okul, 3 farklı şehir gördüm. Aynı topraklarda birbirlerinden çok farklı kültürlere sahip insanlarla birlikte yaşadım. Şimdi fark ediyorum da yeni ve farklı olana merakımın temellerini atmış küçücük yaşta bir çocuk için oldukça zor olan bu değişimler…

2004 yılında liseden mezun olup üniversiteye başladığımda gördüm ki yıllarca bir fanusun içinde yaşamışım… Ve bugün geriye dönüp üniversite yıllarıma baktığımda zoraki yaşanmış zamanlar görüyorum sadece…

2009 yılında ODTÜ Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümü mezunu idealleri ve hayalleri olan genç bir öğretmen olarak hayata atıldım. Öğretmenlik zor ama bir o kadar da keyifliydi benim için… Öğrencilerimin gözünden hayata bakmak, ihtiyaçlarını keşfetmek ve onlara sadece fen değil, hayatı da öğretmek için emek harcamak… Bana kendimi harika hissettiriyordu.

Hayallerle ve idealist bir ruhla başladığım öğretmenlik yolculuğum iki yıl sürdü. Çünkü sancılı bir sürece girmiştim. İşte bu sancılı süreçte koçlukla tanıştım. Kendi kişisel gelişimim için çıktığım yolun sonunda koç olmaya karar verdim ve 2011 yılında ID International Coaching’de koçluk ve NLP eğitimleri aldım.

Koçluk eğitimlerini tamamladıktan sonra kendini daha iyi tanıyan ve ne istediğini bilen biri olarak farklı bir sektör tanımaya ve kurumsal iş tecrübesi edinmeye karar verdim. Bu kararla birlikte özel bir bankada eğitim uzmanı olarak işe başladım.  Bankada hizmet verdiğim dört yıl boyunca yetişkinlerin dünyasını daha yakından tanıdım. Aynı dönemde üniversiteden mezun olduğum günden beri hayalini kurduğum Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalında yüksek lisansa başladım ve yetişkin Öğrenmesi – Dönüştürücü Öğrenme Kuramı üzerine hazırladığım tez çalışmasıyla yüksek lisansımı tamamladım.

Yüksek lisanstan sonra Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı koçluk eğitimlerine devam ederek akreditasyon sürecini tamamladım.

Şu an profesyonel olarak koçluk yapıyorum ve hemen her gün birilerinin hayatına dokunabildiğim, onların yaşadıkları değişimlere şahit olabildiğim ve onlar kendi geleceklerini inşa ederken onlara destek olma şansına sahip olabildiğim için şükrediyorum.