Niye Yardım Edelim ki?

Kültürümüzde, ihtiyacı olana yardım etmek bir erdemdir. Ancak bir yetişkine yardım etmek , eşitsizlik yaratan bir durumdur. Yardım edebiliyorsunuz, çünkü siz ondan güçlüsünüz. Egonuzu beslersiniz. Bir çocuğa, bir yaşlıya, bir hayvana yaşam desteği verebilirsiniz, ancak bir yetişkine yardım etmek hiyerarşik bir olgudur. Daha güzeli, dayanışmaktır. Dayanışmak yan yana bir ilişkidir ve yardım etmekten çok daha asildir. Çıkar yoktur. Sizi bolluk zihniyetinde tutar.Yardım etmek bağımlılık yaratır. Dayanışmak ise paylaşarak yaşamak, paylaştıkça çoğalmaktır.

İnsanın gelişimiyle ilgili umut vaat eden çok değerli bir ilke var:   “İnsan, ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara sahiptir.” Bütünsel Gelişim Koçluğu’ nun da ön kabullerinden biri olan bu ilke, diğerleriyle ilişkimize yön vermektedir. Atatürk de Kurtuluş Savaşı’nda bu ilkeyi hayata geçirmiş,” Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur !”diyerek kendimize güvenimizi artırmıştır.

Etrafımızda doğrudan tüketilecek şekilde sunduğunuz destekler , insanların yaşam becerilerini köreltmektedir. Örneğin çocuğunuza kendi yapabileceği bir şeyi onun hayatını kolaylaştırmak üzere siz yaptığınızda ne oluyor? Siz olmadığınızda başının çaresine bakamayacak , zorlanacak bir kişi ortaya çıkıyor. İnsanlar , kolaycılığa çabuk alışıyorlar. Üretkenlikleri, yaratıcılıkları köreliyor, Yaşamak için birilerine bağımlı hale geliyorlar. Sonra da bağımlılığın bedelini köle haline gelerek ödüyor ve kendilerine saygıyı yitiriyorlar. Kendilerine saygıları yittiğinde, başkalarına da duymuyorlar, şiddet tohumları serpiyorlar dört bir yana.

Yardım ederken artık iki kere düşünelim:

Bütünsel Gelişim Koçluğu’nun hedefi, insan potansiyelini üst noktaya taşımaktır. İnsanı başkasına bağımlı hale getiren tüm inançları sorgular. Hedefi bireyi benlik, kültür ve doğa içinde yetiştirmektir. Ebeveynlere, yöneticilere, öğretmenlere , işverenlere ve bireyin gelişiminden sorumlu herkese duyurulur.

Kuan-Tzu’nun

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek,

Ağaç dik on yıl sonrası ise tasarladığın,

Ama yüz yıl sonrası ise düşündüğün, halkı eğit.

Bir kez ürün verir ekersen tohum,

Bir kez ağaç dikersen on kez ürün verir

Yüz kez olur bu ürün eğitirsen halkı.

Balık verirsen bir kez doyurursun halkı,

Öğretirsen balık tutmasını hep doyar karnı.

Dizelerinde olduğu gibi.

Dayanışan bir dünya olmak özlemiyle…

 

Hatice Yıldıran, PCC, MBA, Koçluk Eğitmeni

Dönüşüm Rehberi, 14 Ocak 2015