“Ne Olacak Bu Çocuğun Hali?” Diye Sormadan Önce… / Meryem Şanlı

Yetişkinler olarak gençleri genellikle bir ideale veya hayale sahip olmamakla suçluyoruz.
Hepimizin aklını aynı soru kurcalıyor: “İdeal yok, hedef yok, gayret yok… Ne olacak bu çocuğun hali?”
Özellikle ebeveynlerden oluşan toplantı meclislerinin ana gündem maddesi gayretsiz gençler…
Tüm yetişkinler el birliğiyle gençler gittikleri yanlış yolu fark etsinler, doğru yolu bulsunlar diye canla başla çalışıyoruz.
Sonuç?
Hepimiz bu durumdan şikâyetçi olduğumuza göre, çalışmalarımız henüz sonuç vermedi diye anlıyorum ben. Ve işin aslı bu şekilde devam edersek de olumlu bir sonuç alacağımızı düşünmüyorum.
Beni böyle düşünmeye iten, deneyimlerime ve gözlemlerime dayanarak belirlediğim iki sebep var.
İlk sebep; anne babaların ve yakın çevredeki diğer yetişkinlerin davranışları…
İşin ucunun size dokunmasından hoşlanmamış olabilirsiniz ama lütfen sakin olun Sevgili Anne Babalar, Amcalar, Dayılar, Teyzeler, Halalar… Madem tüm çocuk gelişimi uzmanlarının söylediği gibi çocuklar başta anne baba olmak üzere çevresindeki yetişkinleri taklit ediyor; o zaman bu konuda da onlara örnek olmak boynumuzun borcu…
Bu farkındalığı oluşturmak adına sormak istediğim ilk soru…
Biz onların yaşındayken gerçekten bir hayalimiz ya da idealimiz var mıydı?
Bu soruya büyük çoğunluğumuzun vereceği cevap “Hayır”dır.
“Ben onun yaşından doktor/avukat olacağım diye gece gündüz çalıştım. Bu bir ideal değil mi?” de diyebilirsiniz.
Lütfen kendinize karşı dürüst olun. “Bu gerçekten sizin hayaliniz miydi? Yoksa başkalarının dayattığı hayalleri(!) mi gerçekleştirmeye çalıştınız?”
Şimdi gelin biraz da bugünkü yaşantımıza kafa yoralım.
Bir yetişkin olarak kendimizle, işimizle, hayatımızla, ailemizle … ilgili bizim bir hayalimiz, idealimiz var mı?
Çocuklarımız bizi, hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için tutkuyla çalışırken görüyorlar mı?
Çocuklarımıza hedef belirleme, bu hedefi gerçeğe dönüştürme gibi konularda örnek olabiliyor muyuz?
Onlara nasıl hedef belirleyeceklerini ve hedeflerine nasıl ulaşabileceklerini öğretebiliyor muyuz?
Bugün atacakları küçük adımların hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştıracağını fark etmelerini sağlayabiliyor muyuz?
Onların gözünde nasıl bir anne babayız? (Tembel, azimli, gayretli, keyif düşkünü, çalışmayı sevmeyen, kendini geliştiren, geri kalmış, dünyadan haberi yok, güncel… siz sıfatları çoğaltabilirsiniz.)
Bu sorulara hepimizin vereceği cevaplar farklıdır elbette… Ama ben bazen yakından bazen uzaktan gözlemlediğim kadarıyla maalesef çok parlak bir tablo göremiyorum.

Biz TV karşısında keyifle otururken gençlerden ders çalışmasını bekliyoruz…
Gençleri, onlara uygun olup olmadığına bakmadan belirlediğimiz hedefleri(!) gerçekleştirmeye zorluyoruz.
Yeteneklerini, becerilerini, ilgi alanlarını hiçe sayarak fen lisesini kazanmaları; avukat, doktor, öğretmen, mühendis olmaları gerektiğini söylüyoruz her fırsatta…
Ve çocuklarımız taleplerimize cevap veremediğinde onları sorumlu tutuyoruz.
Şimdi lütfen tekrar düşünelim: Bu durumun gerçek sorumlusu çocuklar mı sahiden?
İkinci sebep; Yine bizzat yetişkinler tarafından çocukların ve gençlerin tek tipleştirilmeye çalışılması…
Size göre; üniversite sınavına girecek kızınız, oğlunuz, yeğeniniz hangi bölümü okumalı, hangi meslek grubuna dâhil olmalı?
Kadına en uygun meslek öğretmenlik… Tatili de bol… Öğretmen olsun…
Bizim bir arkadaşın oğlu doktor oldu… İyi kazanıyor… Doktor olsun…
Filancanın oğlu avukat olmuş bana nispet yapıyor… Bizimkini de avukat yapayım da görsün öyle havalı havalı konuşmayı…
Ben lisedeyken Bilgisayar Mühendisi olmayı istemiştim ama olmadı kısmet… Bizim çocuk Bilgisayar Mühendisi olsa ne yakışır ama…
Gitsin memur olsun… Kafası rahat eder…
Bu cevabı neye göre verdiniz?
Peki; kızınız, oğlunuz ya da yeğeniniz için doğru mesleği belirlemeden önce onun yeteneklerini, ilgi alanlarını, neyi iyi yapabildiğini düşünmek aklınıza geldi mi?
Büyük olasılıkla cevap “Hayır”…
İyi de ya çocuğunuz başka bir alana ilgi duyuyorsa, farklı kabiliyet ve yeteneklere sahipse ne olacak?
Ve henüz bunları fark edemediyse…
Çocuğunuzu onun için anlamlı olmayan ya da henüz anlamını keşfedemediği bir hayatı yaşamaya zorlamak ve kendi hayallerinizi ona dayatmak, başınız sıkıştığında “Biz senin yaşındayken…” diye başlayan cümleler kurmak, “Tek yapman gereken ders çalışmak… Senden başka beklentimiz yok… Onu da yapmıyorsun…” gibi cümlelerle onu suçlamak, “Hiç gayret etmiyorsun” diye onu yargılamak yerine;
Çocuğunuzun ilgi alanlarını ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmaya,
Kendi hedeflerini belirlemesine destek olmaya,
Hayallerini gerçeğe dönüştürebilmesi için ona yol göstermeye,
Yaşamını keyifli bir yolculuğa dönüştürmesi için ona doğru bir şekilde yaklaşmaya,
Ve “İyi ki”lerle başlayan cümlelerle dolduracakları yetişkin yaşamlarının mimarı olmaya ne dersiniz?
Sevgiler,

 

Yazar: Meryem Şanlı – Profesyonel Koç

1987 yılında sıcak bir yaz günü dünyaya geldim ama mevsimlerden en çok baharı severim.

Lise eğitimimi tamamlayana kadar 5 farklı okul, 3 farklı şehir gördüm. Aynı topraklarda birbirlerinden çok farklı kültürlere sahip insanlarla birlikte yaşadım. Şimdi fark ediyorum da yeni ve farklı olana merakımın temellerini atmış küçücük yaşta bir çocuk için oldukça zor olan bu değişimler…

2004 yılında liseden mezun olup üniversiteye başladığımda gördüm ki yıllarca bir fanusun içinde yaşamışım… Ve bugün geriye dönüp üniversite yıllarıma baktığımda zoraki yaşanmış zamanlar görüyorum sadece…

2009 yılında ODTÜ Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümü mezunu idealleri ve hayalleri olan genç bir öğretmen olarak hayata atıldım. Öğretmenlik zor ama bir o kadar da keyifliydi benim için… Öğrencilerimin gözünden hayata bakmak, ihtiyaçlarını keşfetmek ve onlara sadece fen değil, hayatı da öğretmek için emek harcamak… Bana kendimi harika hissettiriyordu.

Hayallerle ve idealist bir ruhla başladığım öğretmenlik yolculuğum iki yıl sürdü. Çünkü sancılı bir sürece girmiştim. İşte bu sancılı süreçte koçlukla tanıştım. Kendi kişisel gelişimim için çıktığım yolun sonunda koç olmaya karar verdim ve 2011 yılında ID International Coaching’de koçluk ve NLP eğitimleri aldım.

Koçluk eğitimlerini tamamladıktan sonra kendini daha iyi tanıyan ve ne istediğini bilen biri olarak farklı bir sektör tanımaya ve kurumsal iş tecrübesi edinmeye karar verdim. Bu kararla birlikte özel bir bankada eğitim uzmanı olarak işe başladım. Bankada hizmet verdiğim dört yıl boyunca yetişkinlerin dünyasını daha yakından tanıdım. Aynı dönemde üniversiteden mezun olduğum günden beri hayalini kurduğum Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalında yüksek lisansa başladım ve yetişkin Öğrenmesi – Dönüştürücü Öğrenme Kuramı üzerine hazırladığım tez çalışmasıyla yüksek lisansımı tamamladım.

Yüksek lisanstan sonra Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı koçluk eğitimlerine devam ederek akreditasyon sürecini tamamladım.

Şu an profesyonel olarak koçluk yapıyorum ve hemen her gün birilerinin hayatına dokunabildiğim, onların yaşadıkları değişimlere şahit olabildiğim ve onlar kendi geleceklerini inşa ederken onlara destek olma şansına sahip olabildiğim için şükrediyorum.