Mutluluk Bulaşıcıdır

Bizler duygusal varlıklarız. Değerlerimiz onurlandırıldığında mutlu oluyoruz. Mutlu olduğumuz zaman da yaratıcı oluyoruz. Mutluluk merkezli İşletmelerde “ ben ” ler “ biz ”e ve “biz” ler de “ hepimiz ” e dönüşüyor. Böylece kurum kültürüyle hizalanmış yüksek performanslı bir ekip ortaya çıkıyor ve bu ekip iş sonuçları açısından harikalar yaratıyor.

Bir sure önce, ihtiyacım olan resmi bir evrağı düzenletmek üzere sabah erkenden notere gittim. İlk müşteri bendim. “Oh yasasın,beş dakikada işim bitecek ” dedim, İçerde henüz daha kendilerine gelememiş, yüzleri asık üç çalışan vardı ve “beni rahatsız etme” der gibi duruyorlardı. Acelem olduğunu söyledim, onlar da biraz beklememi söylediler. Bir oturdum, bir kalktım, bir dışarı çıktım, bir içeri girdim sonra ne kadar daha bekleyeceğimi sordum, “teknik arıza var, az daha bekle” dediler.Beş dakikalık iş için yarım saattir bekliyordum ve bir yarım saat daha beklemeye tahammül edemedim. Hiçbir şey söylemeden oradan çıktım.

Merkezde bir başka noteri farkettim. Oraya gittiğimde bir kahkaha koptu. Sekiz kişinin hizmeti verdiği bir ofisti. Müşteri sayısı da fazlaydı.Bir sure sonra bu kahkaha içeridekilere bulaştı. Herkes gülmeye başladı. Bir müşteri geldi, bir paket lokum getirdi ve ben dahil herkese lokum ikram etmeye başladı. Ben lokumu yerken işim tamamlanmıştı bile. Oradan ayrılmak istemedim, görevli kişiye resmi bir kouda bir soru yönelttim, benim lehime olacak bilgiler aldım ve sonra oradan ayrıldım.

Birbirinin zıddı bu iki kuruluşu düşündüm. Ikinci noterde çalışan kişiler çok mutluydular. Bir ekip ruhu vardı.Birbirleriyle çok güzel iletişim kuruyorlar, espri yapıyorlardı. Müşterinin işini de kısa sürede tamamlıyorlardı. Bana ne kadar değerli olduğumu hissettirmişlerdi. Aklıma Dr.Paddi Lund’in “Mutluluk Merkezli İş Kurma (Building the Happiness – Centred Business)” adlı kitabı geldi. İşte ikinci işletmede tam da bu kitapta bahsedilen iklim vardı. Bugün noter gerekli olduğunda tanıdıklarımı ikinci işletmeye yönlendirmekteyim.

Rekabetçi piyasa koşullarında işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri için sektor ortalamalarının üstünde kar etmeleri gerekiyor. Bunun yolu da mutlu çalışanlardan ve memnun müşterilerden geçiyor. Büyük bütçeler ayırarak işletme yönetimi konusunda öğrendiklerimizi uygulamayıp rafa kaldırırken bazen bir noterden, bazen bir simitçiden ya da bir çilingirden basit ve uygulanabilir yönetim dersleri alıyoruz.

Mesaj oldukça kısa : “İnsan değerlidir.” Çalışanların müşterileri değerli hissettirmeleri için kendilerinin değerli olduklarını hissetmeye ihtiyaçları var. Bunun için de işletmelerde insanı kaynak olarak gören zihniyetten değer olarak gören bir zihniyete geçilmesi gerekiyor. İşletmelerin başlıca rekabet gücü, taklit edilemez, nadir bulunan varlıklarıdır. Taklit edilemeyen tek varlık ise “insan”dır.

“Stratejik planımızı bir uçakta bırakabilirdim ve hiçbir şey olmazdı. Kimse onuuygulayamazdı. Başarımız planlamayla ilgili değil. uygulamayla ilgili.”
Dick Kovacevich CEO Norwest

Dünyanın en son teknolojisine sahip olabiliriz, en üst düzey sistemleri kurabiliriz, ancak bu teknolojileri ve sistemi çalıştıracak gücü, yani insanı geliştirmediğimiz sürece, yatırımlarımız cope gidecektir. Bizler duygusal varlıklarız. Değerlerimiz onurlandırıldığında mutlu oluyoruz. Mutlu olduğumuz zaman da yaratıcı oluyoruz. Mutluluk merkezli İşletmelerde “ ben ” ler “ biz ”e ve “biz” ler de “ hepimiz ” e dönüşüyor. Böylece kurum kültürüyle hizalanmış yüksek performanslı bir ekip ortaya çıkıyor ve bu ekip iş sonuçları açısından harikalar yaratıyor.

Global şirketlerde çalışanlar dahil çok sayıda kişiyle yaptığım koçluk görüşmelerinde, danışanlarımın kendilerini değersiz hissetmeleri başta olmak üzere yeni bir şey öğrenmemeleri, güvensiz hissetmeleri gibi nedenlerle iş arayışına girdiklerini gözlemledim. Bu yeteneklerin kaybedilmesinin şirkete maliyetini , işletme sahipleri çok daha iyi bilirler. İnsanlar, mutlu oldukları ortamdan neden ayrılmak istesinler ki?

Mutluluk merkezli işletme olabilmenin en basit yolu, koçluk sunan bir külture sahip olmak. Koçluk , öğrenilen becerilerin uygulanabilirliğini sağlayan, işbirlikçi bir ortam yarattığı için ekip ruhu oluşturan , kişiye özgü bir disiplindir ve yaşayan bir sistem. Koçluk sunan bir kültürde insan kendini değerli hissediyor, potansiyelini üst noktaya çıkarıyor, öğrenme ve doyum sağlayarak performansı artırıyor. Yönetim gurularından Peter Senge “İşleri yönetir, insanlara koçluk ederiz” derken bizlere yüksek performans kültürünün de anahtarını veriyor.

Koçluk hizmeti verdiğimiz şirketlerin İnsan Kaynakları Profesyonelleri, koçluk sunan bir ortam yaratmaya yöneldiklerinde, bütünsel performansın da kısa sürede katlanarak arttığına tanık oluyorlar. Koçluk kısa sürede nasıl bu kadar etkili olabiliyor? Çünkü bireyi görev anlayışından sorumluluk anlayışına geçiriyor, yaşam boyu öğrenmeye yöneltiyor, pozitif ortam oluşturarak yaratıcılığın fitilini ateşliyor , iç motivasyonu artırıyor, ve mutlu ediyor.

Dikkat ! Mutluluk bulaşıcıdır.

Hatice Yıldıran (PCC, MBA)

Kurum Koçu ve Koçluk Eğitmeni

ID Coaching International