Meslek Sektör İş Kariyer : Hangileri Bizim Seçimimiz?

Hiç merak ettiniz mi bilmem ama yapılan araştırmalardan bir kısmı geldiği noktayı planlayarak gelenlerin sayısının yüksek olmadığını göstermektedir. Gerçekten de yaşamımız için çok önemli olan mesleki kararları alırken bilinçlilik düzeyimizin yüksek olmadığını çevremizden de gözlemlemekteyiz. Son 5-6 yıldır daha bilinçli bir  olsa da geniş kitlelere ulaşmış bir bilinçlilik düzeyinden söz edemeyiz.

Kariyer kuramlarında 0-25 yaş arası işe hazırlık, 18-25 örgüte girme, 25-40 kariyer başlangıcı, 40 -55 kariyer ortası, 55 üstü kariyer sonu olarak belirlenen yaş aralıklarını görüyoruz. Bu yaş aralıklarını göre ülkemiz gerçeklileri ile örtüştürerek şöyle bir saptama yapabiliriz; okul çağındaki çocukların dikkatlerini topladığı iki belirleyici sınav dönemi 0-25 aralığına denk gelmekte ve gerçekten de ilköğretimin tamamlanması, ortaöğretime geçiş de tam bu dönemde yaşanmaktadır.Ortaöğretim kurumları ise çeşitlilik göstermektedir; yükseköğretime öğrenci yetiştiren lise programlarının dışında mesleki teknik eğitim veren ortaöğretim kurumlarına yöneliş ve belki örgütegirme bu döneme rastlamaktadır.

Bu geçiş dönemini biraz daha irdeleyecek olursak karar verilen bir dönem olmasına rağmen karar verme kriterleri ve belirleyicileri öğrenci-genç dışındadır. Mesleki veya teknik eğitime gitme kararını, “kısa yoldan bir meslek sahibi olsun , hayata atılsın, eli ekmek tutsun” mantığı ile ya ebeveyn vermekte ya da “notları düşük normal lisede başarılı olamaz,meslek okuluna gitsin” şeklinde öğretmenlerin ya da çevrenin verdiği kararlarla başlanılan ortaöğrenim vardır.

Öğrenci-genç kendini tanımadan, gelecekle ilgili beklentilerini ve yapabilirliklerini sorgulamadan son derce spesifik bir yaklaşımla kendini bir okulda bulabilmektedir.

Bu normal liseye devam eden öğrenciler-gençler için de böyledir.  Aynı durumda onlarda gelecekle ilgili sorgulamalarını yapmaksızın “üniversiteye gitmeliyim, herkes gidiyor,ailem gitmemi istiyor,annem okuyamamış ben okuyayım” şeklinde yüzeysel verilen kararlarla  ve kendi dışındaki nedenlerle  başlanılan  okullar çoğu kez zorlamayla bitirilebilmekte, bazen bitirilememektedir.

Aynı yaklaşım üniversiteye giriş sürecinde de yaşanmakta ve gençler “bu sıkıntılı ortamdan kurtulayım da sonra bakarız bir çaresine” diye düşünerek tercih kullanmaktadırlar.

Yıllarca çok yakından yaşadığım bu süreçte gençler gelecekle ilgili beklentilerini oluşturduktan sonra bir mesleğe yöneliş sergilemekten çok “puanının yettiği bir yere yerleşmek “,sonra da “Allah kerim” şeklinde balıkçının ağ atması gibi iş yaşantısına körleme dalmaktadırlar.
Elbette kimisi şanslı olup zaman içinde kendine uygun bir yol bularak yaşantısını sevdiği ,severek yaptığı bir meslekte sürdürmektedir. Ancak büyük çoğunluğu ise buldukları işte mutsuz ve mesleki tatminden uzak yaşamaktadırlar. Bu saptamalardan da anlaşılacağı üzere hemen hemen tüm sektörlerdeki pek çok çalışan yaşam içinde planlama olmasızın o noktada bulunarak yaşamlarını sürdürmek durumdadırlar.

En zor koşullarda olanlar, sevmedikleri işi-mesleği zorunlu olarak geçim nedeniyle yapmak durumunda olanlardır. Bu kişilerin yaşantıları bir çeşit sıkıntı , işkence gibi geçmektedir.

Bu noktada olmamak için kariyer adımlarını planlamak, bilinçli olarak hareket etmek ve adım atmak gerekmektedir. Basit görülen adımlar önemli sonuçlara yol açmakta hatta tüm yaşamı etkileyebilmektedir.

Özellikle gençlerin bu aşamalardaki karalarının ileriki yıllarda mutsuzluk ile sonuçlanmaması için maksimum çaba göstermek biz kıdemli mutsuzlara düşmektedir.

Bu aşamadaki gençlerin durup bir daha düşünmeleri,sorup öğrenmeleri,danışmaları ileride yaşanacak pek çok sıkıntının ortadan kaldırılması demek olmaktadır.
Neslihan Erdoğdu
Kariyer Danışmanı ve Yaşam Koçu