Makasın Gücü / Zeynep Balaban

Ofis hayatım boyunca beni en rahatsız eden şeylerden biri, her ay ufak ufak aldığım üç-beş parça kıyafetin dolabımı bir süre sonra tıka basa doldurmaya başlamasıydı. Çevreme ve ihtiyaç sahiplerine verdiğini bildiğim kuruluşlara dağıtmama rağmen, bir şekilde sığamıyordum. Ve almaya devam ediyordum. Aynı anda birçok yerde birçok şekilde olmak gerekliliği, büründüğüm çeşitli kimliklerin farklı varyasyonları…

Dolabımın sıkış tıkış olma durumu, bütünümdeki sıkışıklığın somut bir yansıması olabilir miydi?

Ve bir gün öğrencilik yıllarımdan beri bana hala hizmet eden makasımı elime aldım. Dolabımın önünde geçtim. Amacım aldığım her şeyi lime lime ederek parçalamak değildi, hayır 🙂  Onlar benim, bir zamanlar alırken ve daha sonra da giyerken kendimi iyi, belki de güvende hissettiren, deneyimlerimi yaşarken benimle birlikte olan arkadaşlarımdı. Bununla beraber hayatımın bu döneminde yeniden şekillendirilmeye, “şimdiki ben”e hizmet etmeye ihtiyaçları vardı.

Bir tasarımcı olarak benim için makasın özel bir anlamı vardır. Kumaşta fazla gelen parçaları atmaya yarar. Kurtulursun… Ve elindekini, ihtiyacın olan ne ise ona göre tekrar şekillendirirsin.

“Eskiden gelen” önümdeydi. Tıpkı deneyimlerim gibi…Yapılacak ufak tefek hamlelerle, onları tekrar yorumlayabilirdim. Yaşanmışlıklara yeni bakış açıları katmaktı bu benim için. Boğazlı bir kazağı boynundan hafifçe kesersin, artık boğazını sıkmaz; birbirine benzeyen iki tişörtün birinin sırtında bir pencere açarsın, diğerinden farklılaşır, arkadaş ortamlarında severek kullanırsın; çok uzun geldiği için ayaklarına takılan eteği diz boyunda kesiverirsin, günlük kullanıma kazandırırsın.
Makasınla geçmişten gelen biriktirdiklerini bugün ihtiyaç duyduğun farklı seçenekler için tekrar şekillendirirsin.
Bir bakarsın ortaya, birçok sen çıkmış.

Bu açıdan bakıldığında, makas, aslında koçluk alırken de kullandığın bir araçtır: Elindekiler ne ise, onları ortaya dökersin. Artık işine çok da fazla yaramayan eskilerini, yeniden şekillendirerek, beden-zihin-kalp-ruh dörtlüne uyumlarsın ve kendi tuttuğun aynada birçok senle karşılaşırsın. Bu birçok sen, geçmişini ve potansiyelini birleştirecek olan “yepyeni sen”lere açılır:

Bedenin (yani davranışların) işte bu yeni modellerde kendini gösterir. Boğazlı kazağın artık “kayık yaka”dır.
Zihnin, yere attığın o parçaya bakıp, “artık kendimi açıyorum” der.
Kalbinin söylediklerini duyarsın: “Artık kendimi daha rahat hissediyorum”.
Ruhunun ta en başından beri değişmeyen değerleri, elindeki yeni kazağının üzerinden ışıl ışıl sana bakar:
“Özgürlük benim için her zaman en önemli şeydir.”

Makası kullanma cesaretinin hepimize ilham olması dileklerimle.

Zeynep Balaban (Profesyonel Koç)  / 4 Şubat 2017

YAZAR HAKKINDA:
1976 yılında İzmir’de doğdum.

Galatasaray Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi mezunu olduktan sonra Sorbonne Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve İletişimi bölümünde Master yaptım.

Bir süre mezun olduğum alanlarda çalıştıktan sonra Tasarım eğitimi alarak Moda ve Grafik Tasarımcısı oldum ve yaklaşık bir yıldır sadece özel projelerde yer alıyorum.

Profesyonel öğrenci olarak baktığım hayatımın bu döneminde, ID Coaching ile tanıştım ve Bütünsel Yaşam Koçluğu eğitimimi de tamamlayarak Profesyonel Koçluk yapmaya başladım.

Hayatımdaki herkesten ve her şeyden öğrenmeye devam ediyorum.