Kim Olduğunuzu Sanıyorsunuz?

Dünkü derste gülmenin dönüştürücü etkisinden bahsetmiştik. Yazımı okuyanlardan biri, “Gülüyorum ağlanacak halimize” dedi. Karşılıklı gülüştük. Ağlanacak halinden biraz bahsetmek ister misin diye sorduğumda,”elim kolum bağlı hissediyorum”dedi. Elin kolun bağlı hissetmeseydin, hayatın nasıl değişirdi diye sorduğumda, özgür ve mutlu olacağını, kendini daha iyi ifade edeceğini belirtti.Elini kolunu kim bağladı diye sorduğumda da “Sen bu ülkede yaşamıyor musun?” dedi. Karşımdaki, varoluşu, özgürlüğü ve mutluluğu dış koşullardan beklemeyi seçmiş bir kişiydi.

Ona dillere destan “Kurtuluş Savaşı”nı ve 20.yy’ ın en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlattım.

İnsan , kendine ve çevreye güven duymuyorsa, ne yöne gideceğini bilmiyorsa, güvenliğini tehdit eden durumlara karşı yeterince cesareti ve tutkusu yoksa, risk almaya değer bir kazanım görmüyorsa, durumu değiştirebileceğine dair inancı yoksa eylemsizliği yani “ yok olmayı “ seçiyor.

İnsan davranışı, kişisel benliğinin ve dünya görüşünün etkisindedir. Benlik bilinci, kendiniz hakkında neye inandığınızla , kim olduğunuzu sandığınızla ilgilidir. O kimlikle de dünyayı algılarsınız. Başka bir ifadeyle davranışlarınız inançlarınızın etkisindedir.

İnançlarınızın kaynağı, içinde yetiştiğiniz kültürdür. Ebeveynlerinizin, sosyal çevrenizin size tuttuğu ayna ile kendiniz hakkında bir fikriniz olur. Onlar size temiz (objektif) bir ayna tutmamışsa, siskin ya da düşük benlikler oluşturursunuz. Olduğunuzu sandığınız kişi olarak da eylemi, ya da eylemsizliği seçersiniz.

Bir başka kültürde yetişseydiniz, bugün kim olurdunuz ve davranışlarınız ne yönde değişirdi?

İnsanların gözden kaçırdığı bir detay var: Başarı. Siz iki nedenle çok başarılısınız. Birincisi dünyaya gelmek ki bunu başarmak için milyonlarca spermin önüne geçtiniz.İkincisi ise, yaşamda kalmak ki bunun için de sayısız badireler atlattınız ve hepsinin de üstesinden geldiniz.

Şu soruları yanıtlayın: Bugüne dek karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? Bu zorluğu nasıl aştınız? Bu zorluk karşısında eliniz kolunuz bağlı olarak beklemeyi seçmiş olsaydınız sonuç ne olurdu? Bugün benzeri bir zorlukla karşılaşırsanız bunu nasıl aşabilirsiniz? Bu size ne söylüyor?

Çok sevdiğim bir söz var : “ Tanrı insana hediyesini, sorun kağıdına sarıp da verirmiş” Böyle baktığınızda , karşılaştığınız zorlukların hepsinden bir hediye aldığınız ortada. Bir öğrenmeyle çıktınız tümünden. Bu da sizi bir üst kimliğe taşıdı. Üst kimlik , üst bakış açısıdır. Bakış açınız yükseldiğinde, bugün canınızı sıkan detaylardan uzaklaşıp büyük resminize odaklanırsınız.

Siz büyük resminizin tohumunu ektiniz. Onu “güle güle” büyüteceksiniz. İçinizde sınırsız bir gücün olduğunu farkedin. Onu tanımaya gerçekten değer. Bir kez tanıştıktan sonra asla ondan vazgeçemeyeceksiniz. Sizi her koşulda destekleyen, koşulsuz seven , zorluklara göğüs germenizi ve çözüm üretmenizi sağlayan sizin doğuştan getirdiğiniz gücünüz  diyor ki: Bir yıldız olmak için kendi ışığını yakmalı, kendi yolunu izlemeli ve karanlıktan korkmamalısın. Çünkü yıldızlar en çok karanlıkta parlar”

Bugün, elinizi kolunuzu çözüp ayağa kalkın, içinizdeki güçle sizi tanıştıracak ve size objektif olarak ayna tutacak bir koç bulun ve kendi gücünüze adım atın.Kendi gücünüze adım attığınızda, hayata gülümseyebilirsiniz.

Hatice Yıldıran, PCC, MBA, Koçluk Eğitmeni

Dönüşüm Rehberiniz,  4 Ocak 2015