Kalp Gözü / Buket Özen

Beden-zihin ve ruh bir bütündür ve bedenimiz bizimle çok özel bir şekilde iletişim kurar. Çoğunlukla ona kulak vermeyiz. Herhangi bir yerimizdeki ağrı, sızı veya rahatsızlık için doktora başvurmadan önce bedenin bilgeliğine başvurmak gerekir. Bedenimizde her bir duygu ve inancın temsil ettiği bir yer vardır. Bu ağrı bana ne söylüyor? Beni ne konuda uyarıyor? Ben neyi gözden kaçırıyorum? Bu soruları kendimize sorduğumuzda beden-zihin ve ruh arasındaki bağı kurmuş ve içsel farkındalığımızı arttırmış olacağız. Kim bilir?  Belki bu soruları cevapladığımızda doktora bile gerek kalmayacak. Çünkü, iç dünyamızın temsilcisi olan bu rahatsızlık, artık misyonunu tamamlamış olacak. Yakınlarda bu konu ile ilgili yaşadığım bir tecrübeyi paylaşmak istiyorum.

Geçen ay gözlerimle ilgili yaşadığım sorun beni hem çok üzmüş, hem de korkutmuştu. Çünkü işim gereği hem çok okumam, hem de bilgisayar başında uzun zaman geçirmem gerekir. Yaşadığım sorun basit bir göz rahatsızlığı değildi. Gözlerinizin numarası yükseldiyse gözlüğünüzü değiştirirsiniz hallolur. Ancak bu öyle bir şey değildi. Önce sol gözüm seğirmeye başladı. Hani biri beni anıyor dersiniz ya, onun gibi bir şey… Daha sonra bu seğirmeler sıklaştı ve arada bir olan bu kasılmalar her saniye olmaya başladı. Sonrasında çok daha şiddetli vurmaya başladı. Sol gözümün içinde sanki bir kalp atıyormuş gibiydi. Kalbim, hem de gözümün içinde çok şiddetli atıyordu. Hiçbir şeye dikkatimi veremiyordum, her an aklım gözümdeydi. Nasıl rahatsız edici bir duygu olduğunu anlatamam. En sonunda gittiğim bir göz doktoru göz tansiyonumun normal değerlerin çok üzerine çıktığını tespit etti. Aslında göz tansiyonu birçok insanda göz kaybına sebep olan ve son ana kadar da fark edilemeyen sinsi bir hastalıkmış. Doktor bana “siz şanslısınız, çünkü bu hastalığı göz seğirmeleriniz sayesinde tesadüfen fark ettik. Aslında göz tansiyonu göz kasılması yapmaz. Bu kasılmalar strese veya yorgunluğa bağlı olabilir” dedi. Hem sevindim, hem üzüldüm. Evet, bir göz hastalığımı erken teşhis etmiştik. İyi de benim bu göz kasılmalarım bunun yüzünden değilse neden oluyordu ve nasıl geçecekti?

Bu sorular beynimi meşgul ederken aynı zamanda beni kendimle bir içsel yüzleşmeye davet etti. Bu kasılmalar neden gözümde? Göremediğim bazı gerçekler mi var? Ya da görmek istemediğim… Bunlara başka hangi açılardan bakabilirim? Olaylara çok mu yüzeysel bakıyorum? Daha derinlemesine nasıl bakabilirim? Son zamanlarda neyi görmek beni rahatsız ediyor? Neyi görmek istiyorum?

Tüm bu soruların cevaplarını düşünürken birden şunu fark ettim: Uzun süredir sadece beden gözümü kullanmışım. Bazı şeylere kalp gözüyle bakmayı ihmal etmişim. Ben gözlerimi kalbime indirmeyince, kalbim de kendini hatırlatmak için gözüme çıkmış. Bu yüzden bir aydır kalbim gözümde atar olmuş. Sanki gör artık beni der gibi…

Bu farkındalık üzerine görmem gereken ne varsa bunları düşündüm ve arkasından gözlerime bir takım olumlamalar yaptım:

Sevgi ve şefkatle bakıyorum.
Tüm güzellikleri görüyorum.
Güvende olduğumu görüyorum.
Görmekten hoşlanacağım şeylere bakıyorum.
Görmekten hoşlanmadığım şeyleri kabulleniyorum.
Geleceğe güvenle bakıyorum.

Bu olumlamaları yaptıktan sonra güzel bir uyku çektim. Ertesi sabah kalktığımda beni bir aydır rahatsız eden kasılmalardan eser yoktu. Kalbim bana söylemek istediğini söylemiş, bana söylemem gerekenleri söyletmiş ve huzurla göğsümdeki yerini almıştı sanki.

Aslında sadece bedenimizi değil, tüm evreni ve olayları bu şekilde gözlemleyebilsek, yaşadığımız her olayın ne misyon üstlendiğini anlamaya çalışsak, her bir tecrübeye bu bakış açısıyla yaklaşabilsek ne güzel olurdu değil mi?

Güzellik baktığın şeyde değil, bakışında olmalı. Güzel olan;  beden gözünün gördüğü değil, gönül gözünün gördüğüdür.

Mevlana

 

YAZAR: Buket Özen, Kariyer Koçu (PCC), ID Coaching’de Eğitmen, Mentör

1991 Yılında Marmara Üniversitesi İngilizce öğretmenliği Bölümünden mezun oldum, Beşiktaş Anadolu Lisesinde başladığım İngilizce öğretmenliği görevini özel liselerde sürdürdüm. 2001-2003 yılları arasında California Los Angeles’ta bir devlet okulunda (Bethune Middle School) öğretmenlik yaptım. 2003 yılında Türkiye’ye dönerek bir vakıf üniversitesinin Yabancı Diller Fakültesinde okutmanlık yaptım. Hem Türk hem de yabancı öğrencilerle çalışırken hangi kültürden olursa olsun günümüz gençlerinin okul eğitiminin yanında yaşam yönetimi, duygu yönetimi ve ilişki yönetimi konularında da gelişmeye olan ihtiyaçlarını fark ettim. Gençlerin gelişmesine daha fazla katkıda bulunabilmek amacıyla 2011 yılında ID Coaching International’ dan Bütünsel Koçluk eğitimi alarak kişisel gelişim dünyasına adım attım. Bir yandan okutmanlık yaparken bir yandan da üniversitenin kariyer merkezinde öğrenci koçluğu, kariyer koçluğu ve kariyer uzmanlığı yaptım. Sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonunu benimseyerek, gelecek nesillere ışık tutmak amacıyla kendimi her an yenilemeye ve güncellemeye devam ettim. 2016 Yılında üniversiteden ayrıldım ve ID Coaching International’da tam zamanlı olarak çalışmaya başladım.
Kişisel Gelişim, Profesyonel Koçluk, Öğrenci Koçluğu, Ebeveyn Koçluğu, Kariyer Planlama, İletişim Teknikleri, Sınav Başarısı, Stres ve Öfke Yönetimi alanlarında yüzlerce seminer ve eğitime imza attım, toplamda 2000 saati aşkın bireysel koçluk seansı yaptım. Şu anda ID Coaching International’da eğitmen ve koordinatör olarak görev yapmakta ve aynı zamanda bireysel ve kurumsal koçluğa devam ediyorum.