İş Hayatında Başarı İçin Minimalist Olmanın 4 Yolu / Neval Altınel

Minimalizm denince aklınıza ne geliyor?

Mimaride ve sanatta öne çıkan bir akım mı, daha azla yetinmek mi, daha sade bir yaşam tarzı mı, yoksa Minimalizmi daha da yaygın bir kavram haline getiren Colin Wright’ın sahip olduğu 55 adet eşyası mı?

Aklınıza gelenler bunlarsa, fazlası da olmakla birlikte, hepsi doğru.

Kendi öz değerimizi artırmak ve “iyi hissetmek” adına tüketim alışkanlıklarımızı sürekli körükleyen pazarlama stratejilerine ters düşen bir kavram gibi görünse de, Minimalizm bugünün iş dünyasında kabul görmüş ve yaygınlaşmaya başlamış bir uygulama şeklidir.

Daha az iş yapmak neden aslında işinizi büyütür?

Minimalizm sadeliği ve azı temsil ediyorsa, onu iş hayatıyla nasıl bağdaştırabiliriz? Sonuçta, iş yapmanın iki temel amacı vardır: başarı ve para kazanmak. Oysaki Minimalizm, ilk bakışta her ikisiyle de çelişmektedir.

Bu bakış açısıyla, Minimalist bir yaklaşımın başarıya ve paraya nasıl destek vereceğini merak edebilirsiniz. Ben de uzun yıllar çalışan ve büyük ekipler yöneten biri olarak, Minimalizmi “İŞ” kavramıyla bağdaştırmakta zorluk çekmiştim. Ta ki kendimde uygulamaya başlayana kadar…

Minimalist bir tutumla işinizde nasıl daha başarılı olabileceğinizi anlatmadan evvel, şunu açıklığa kavuşturmama izin verin lütfen;

Minimalizm bir mindset‘tir.

Kendinizle, işinizle, dünya görüşünüzle ilgili yaklaşımınız ve davranış biçiminizdir. Minimalizmi daha iyi anlatmak için, onu bir “özgürlük arayışı ve takibi” olarak tanımlayabiliriz.

Finansal sıkıntılardan özgürlük, kendinizden çok nesnelerle ilgilenmekten özgürlük, yapmaktan hoşlanmadığınız, ama kendinizi zorunlu hissettiğiniz şeylerden özgürlük, uzun ve verimsiz çalışmalardan özgürlük, korkularınızdan ve endişelerinizden özgürlük…

Liste sonsuza kadar devam edebilir, ama temelde bahsettiğim şey, başarılı olmak ve para kazanmak için sizi kısıtlayan ve zamanınızı çalan her şeyden özgür kalmaktır.

Bu özgürlük alanını yaratmak için;

1. Yaşam alanınızı arındırın

Yaşam kalitenizi yükseltmek ve hayatınızdaki enerji seviyesini artırmak için yaşadığınız alanı gereksiz eşyalardan arındırmanız gerektiğini söyleyenlerin tavsiyesine uymak, atacağınız ilk adım olabilir.

Evinizde, ofisinizde, dolaplarınızda, çekmecelerimizde kullanmadığımız, gereksiz ne varsa kurtulun.

Kullanılmayacak durumda olanları atın, iyi olanları ihtiyacı olabileceklere verin. Aynı işlemi bilgisayarınızdaki gereksiz dosyalara da uygulayabilirsiniz. Etrafınızdaki tıkanıklığı ne kadar azaltırsanız, zihninizdeki tıkanıklık da o kadar azalacaktır.

Pek çok kişi bir sürü gereksiz şeyi ya hatıra olarak, ya da bir gün gerekirse diye biriktirerek yaşamakta. Oysaki fazlalık olan her şey, gereksiz zaman, alan ve enerji tüketimi demek. Bu enerjiyi işinizde veya sizi mutlu eden aktivitelerde kullandığınızı bir düşünsenize!
Bu öneriler kulağa “Yeni Çağ” felsefe akımı gibi gelebilir, ama yaşam alanınızı arındırarak daha iyi odaklanabilir ve daha kolay karar verebilirsiniz. Etrafınızda olan ve dikkatinizi dağıtan faktörleri ne kadar azaltırsanız, işteki performansınıza o kadar katkı sağlamış olursunuz.

2. İşin büyümesine karşı kişisel özgürlük

İş sahibi olan herkes işini büyütmek, daha çok alanda faaliyet göstermek, daha fazla kişiye ulaşmak ister. Ancak, büyümek her zaman iyi değildir. Pek çok şirket hızlı büyümenin sonucunda başarısız olarak küçülmek zorunda kalmıştır. Bunun için her şeyden önce alt yapısının uygun olması gerekir, ama bu başka bir konunun detayıdır.

Biz şimdi Minimalizme geri dönerek, onu işimizin olumsuz şekilde hızlı büyümesine karşı nasıl kullanacağımızı inceleyelim;

Faaliyet alanlarınızı genişleterek yatay büyümek yerine, en başarılı ve en karlı alanlarınıza odaklanabilirsiniz. Böyle davranmak (özellikle işiniz kolay büyümeye uygun değilse) sizi hem bir konunun uzmanı haline getirir, hem de kar marjınızı artırmanızı sağlar. Kısacası, daha çok para kazanırsınız!

Daha az alana odaklanmak, size ayrıca özgürlük de sağlar. Kişisel olarak kendinizi daha özgür hissetmeniz, gücünüzü ve enerjinizi belirli noktalarda toplamanıza yardımcı olacaktır.

En karlı ve başarılı alanlarınıza odaklanmak, beraberinde finansal başarıyı ve sektörel tanınırlığı getirecektir.

3. Daha az sorumluluk, daha mutlu Girişimci ve Küçük İşletme Sahibi

Özellikle Start-up aşamasında olan işletmelerde sıkça görülen sorun, her şeyi kendilerinin yapmayı istemesidir. Aynı durum pek çok küçük işletmede de gözlemlenmektedir. Bütün yetkiyi ve sorumluluğu tek yerde toplamak her ne kadar kontrolü kolaylaştırıyor gibi görünse de, aslında sizi yavaşlatmakta ve manevra kabiliyetinizi azaltmaktadır. Sorumluluk alanınızı genişletmeniz, küçük veya büyük bir sürü günlük problemle uğraşmanıza neden olacaktır. Bunun üstesinden gelmek için başkalarını görevlendirin ve sorumluluk yükleyin!

İşiniz gereği yapmanız gereken şeylerin listesini çıkartın. Bunların içinden hangilerinde başarılı olduğunuzu ve yapmayı sevdiğinizi belirleyin. Bu görevleri kendinize ayırın, geri kalanlardan hangilerini delege edebileceklerinize karar verin.

4. Daha az Sosyal Medya faaliyeti

İşimizi kurarken veya büyütürken, yaşadığımız teknolojik çağın nimetlerinden faydalanarak, olabildiğince geniş kitlelere ulaşmayı ve müşteri portföyümüzü genişletmeyi hedefleriz. Bu alanda gözlemlediğim genel eğilim, bilinen ne kadar çok sosyal mecra veya aplikasyon varsa kullanmaktan yanadır. Bu mecralar ve uygulamalar o kadar hızla artmakta ki, insan doğal olarak hangisini tercih edeceğini ve hepsiyle aynı anda nasıl başa çıkacağını bilememekte. Ben de kendi web sitemi ve işimi kurarken aynı süreçten geçtim, dolayısıyla bu duyguyu bizzat yaşadım..

Sosyal Medya, tüketiciler ve endüstri liderleri ile bağlantı kurmak (ve onlardan öğrenmek) açısından en iyi araçtır! Doğru kullanırsanız, sosyal medya sizi güçlendirecek ve ulaşmak istediğiniz kitleyle gerçek bir ilişki kurmanıza yardımcı olacaktır.

Sosyal Medya ile olan ilişkimizdeki kilit nokta işte tam burasıdır: Doğru kullanırsanız…

İşinizde sosyal medya mecralarını kullanırken “Less is More” (Az daha çoktur) deyimini hatırlayın lütfen! Yönetebileceğiniz ve aktif olduğunuz mecraları tercih ederek kendinizi gereksiz stresten ve yükten kurtarmış olursunuz. Düzgün görünürlük sağlayamayacağınız her mecra, aslında kendiniz ve işiniz için olumsuz bir referans olacaktır. Kendi işini kim baltalamak ister ki?

Bu nedenle, işiniz için doğru Sosyal Medya kanallarını seçerek, hedef kitlenize göre belirleyeceğiniz iletişimle, genel bilinirlik ve saygınlığınızı artırma ve potansiyel müşterilerinize ulaşma fırsatını yakalayabilirsiniz.

Gereksiz yüklerden sıyrılarak, kendinizi nispeten özgürleştirebilmek için kullanabileceğiniz bu yöntemleri paylaşmamın amacı işinize ve iş yapma şeklinize farklı bir bakış açısı sunmaktır. Zamanınızı ve enerjinizi daha doğru kullanırken, işinizde ve hayatınızda sadeleşerek büyümenize yardımcı olacak bu tavsiyelerle ilgili görüş ve tecrübelerinizi paylaşmanız, sağlayacağınız katkıdan dolayı beni mutlu edecektir.

 

Yazar:  Neval ALTINEL – Profesyonel Koç

Lise eğitimimi yurtdışında, üniversite eğitimimi İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesinde tamamladım. İş hayatıma o dönemde Anakent Belediye Başkanı olan Bedrettin Dalan’ın ev sahipliğini yaptığı Uluslararası Zirve Konferansı’nın organizasyonu ile başladım.

Devamında, aralarında Koç Holging’in bünyesinde olan Divan Oteli ve Turyap A.Ş., Coopers&Lybrand, Has Gıda A.Ş. gibi şirketlerin bulunduğu, pek çok yerli ve yabancı kurumda çalıştım. Yirmi beş yıllık kurumsal iş hayatımın son dört yılında üst düzey yöneticilik görevini üstlendim ve 350 kişilik ekip yönettim.

Meslek hayatım süresince farklı kültürleri ve iş yapma modellerini tanıma fırsatını buldum. Kariyer merdivenlerini tırmanırken, bir çalışan ve üst düzey yönetici olarak birlikte çalıştığım girişimcilerden edindiğim tecrübeler sonucunda, sorunlara çözüm üretme aşamasında iş stratejisini bilgi ve ilham ile güçlendirmek için “sezgisel düşünme”nin ne kadar önemli olduğunu anladım.

Bir süre sonra hayatın içinde farklı bir yerde olmam gerektiğini ve hayatıma daha fazla anlam katmak istediğimi fark ettim. Bu farkındalık, kişisel gelişim yöntemleri ile tanışmama vesile oldu. Böylece kendimi keşfetmek ve yeni ufuklara açılmak üzere radikal bir kararla kurumsal iş hayatımı sonlandırdım.

İçsel yolculuğum esnasında Koçluk Sistemi, insan beyninin nasıl çalıştığını, düşüncemizi ve davranışımızı nasıl etkilediğini inceleyen Nörobilim (Neuroscience), Kuantum teorisi, NLP (Neuro Linguistic Programming) ve Psikoloji ile tanıştım.

Hayatımın son 12 yılı süresince incelediğim ve uyguladığım kişisel gelişim yöntemleri ile ilgili bilgilerimi, NLP, ICF onaylı Bütünsel Gelişim Koçluğu, ve Psikoloji eğitimleri ile güçlendirdim.

Halen, Türkiye’de ICF tarafından onaylanmış 12 kurumdan ilk üçünün arasında bulunan ID Coaching International’ın proje geliştirme grubunda görev almakta ve bir yandan da koçluk/mentorluk hizmeti vermekteyim.

Siz de hayatınızla ilgili vizyonunuzu gerçekleştirmek ve istediğiniz yaşama doğru harekete geçmek isterseniz, arzu ettiğiniz hayatı birlikte kurgularken rehberlik etmeye hazırım.

Sizi tanımak ve yol arkadaşınız olmak beni çok mutlu edecek.