Integral Düşünce Nedir?

” Integral “sözcüğü, bütüne ait olan, bütünsel anlamına gelir. İntegral yaklaşım insan ve evreni anlamak için bilimsel ve ruhsal bakış açılarını bir araya getiren yeni ve gelişen bir harekettir. En ünlü sözcülerinden biri filozof ve psikolog Ken Wilber olan İntegral düşünce ,“beden, zihin, kalp ve ruh ile ilişkili olan” anlamına gelmektedir.

İntegral düşünce temsilcileri rasyonalizm ve materyalizmin ötesine geçerek ve ruhsallığı/maneviyatı reddetmeden veya ona kayıtsız kalmadan daha evrensel ve bütünsel perspektif  ile insanı anlama çabasındadırlar.

İntegral düşünürler mistik deneyimin gerçekliğini reddetmemekte, tarihin her döneminde ve her kültürde insanların tecrübe ettiği bu tip deneyimleri patolojik değil değerli, evren ve insanı anlamak için üzerinde durulması ve araştırılması gereken bir alan olarak kabul etmektedirler.

Aslında insanlık tarihi boyunca yarattığı değerleri ve yararlı olan tüm seçenekleri ve bilgileri sentezleyen ve tüm bunlardan yararlanmak isteyen bir anlayış olarak kucaklayıcı bir felsefe olan integral felsefe yaşamın her alanında kullanılabilecek bir bakış açısını temsil eder.

İnsanlığı üst bilince davet eden integral koçluk, yaşayan sistemler yaklaşımıyla çalışır. Evrensel bilgiyi, bilgelikle kullanarak değişimde düzeni, düzende değişimi yönetmeyi kolaylaştırır. Bunu, bütünü oluşturan parçalar arasındaki ilişkilere odaklanarak yapar.

Neden Integral Düşünmeliyiz?

Küreselleşmeyle birlikte dünyada herşey integral oldu. integral bir dünyada yaşıyoruz. İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle, son 30-40 yıldır dünya üzerindeki kültürel sınırlar ortadan kalkarak tüm kültürler birbirine açıldı.

Enformasyon çağı da dediğimiz bu iletişim çağı, bilginin hızla yayılmasına, öte yandan bir o kadar da kafaların karışmasına neden oldu. Her yerde kaos yaşanıyor. Kaosla yaşamak tıpkı sisli havada araba kullanmaya benziyor.

Öte yandan günümüzde bir o kadar da hızlı olmak zorundayız.

Bunu nasıl yapabiliriz?
Integral düşünce, yaşayan sistemler yaklaşımından dolayısıyla “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz” ilkesinden beslenir.
Midemizde sorun olduğunda diğer sistemlerimiz de bundan etkilenmektedir. İşletmede pazarlama departmanı verimsizse diğer departmanlar da bundan olumsuz etkilenir. Üretim için hammadde beklediğiniz tedarikçi işini aksatırsa tüm işletme bundan etkilenir. Sınıfta uyumsuz bir öğrenci varsa, tüm sınıf bundan etkilenir. Nihayet toplumda dezavantajlı bir grup varsa, tüm toplum bundan etkilenir. Hiç bir parçayı yok sayamayız. Hepsi bir araya gelerek o bütünü oluşturduğuna göre, en zayıf halkamız kadar güçlüyüz.

Bu nedenle iş ve özel yaşamımızda integral düşünmeli, hayatımızı zorlaştıran, gelişimimize engel olan parçaları gözden geçirerek değiştirmeli ve dönüştürülmeliyiz. Bu dönüşüm, başka biri olma değil, kendi gücümüze adım atma, yaratıcı özümüzle bağlantıya geçme  yolculuğudur.