İlişkilerinizi Dönüştürmeye Ne Dersiniz?

Evren, mikrodan makroya iç içe geçmiş sistemler bütünüdür. Biyosfer, atmosfer, hidrosfer, pedosfer…vb. Yaşayan sistemler, davranış birlikteliğine sahip öğelerden oluşur. Örneğin insan da bir sistemdir ve yaşaması için sindirim, solunum, dolaşım, boşaltım vb. bedensel sistemlerinin yanı sıra, zihinsel, duygusal ve ruhsal sistemleri arasında uyumlu bir etkileşime ihtiyacı vardır.

Yaşam amacınız yani kendinizi gerçekleştirme alanınız sizin ruhsal yönünüzdür. Yaşam amacınızın farkında olmanız duygusal yönünüzü pozitif etkiler. Zihniniz bu doğrultuda bedeninizle iletişime geçer ve bedensel sistemleriniz bu doğrultuda işlevini yerine getirir.

İlişkinizde de aynı kural geçerlidir. Bir ilişkinin doğrudan etkileşimde olduğu en az iki öğe vardır. Siz ve  diğer kişi. İlişkinizi bir sistem olarak ele alacak olursanız, artık siz ya da diğer kişi ayrı ayrı ele alınamaz. “ Biz” diyebileceğiniz farklı bir sistem ortaya çıkar. Bu sistemi yaşatmak için davranış birlikteliğine , bunun için de sistemin var olma amacının bilinmesine gereksinim vardır.

İlişkinizin ruhu, neden birlikte olduğunuz sorusuna verdiğiniz yanıttır. Bu yanıt ilişkinizin anlamını ifade eder. İlişkinizin ruhu varsa, hoş bir şarkı dinlersiniz. Görünmez güçlü bağlara sahipsiniz demektir. İlişkinizin vizyonu, misyonu, prensipleri , ilişkinizin düzeni kendiliğinden oluşur. Uyum ve güven tamdır.

Biz olabilmek için ruhsal özgürlüğe ihtiyaç vardır. Ruhsal özgürlük, bağımlılığa değil, bağlılığa yönlendirir. Bağlılık bir seçimdir. Bağımlılık ise bir ihtiyaçtır. İlişki sisteminizi ihtiyaçlar üzerine kurmuşsanız, ihtiyaçlar karşılandığında sistem yıkılır, ilişkiniz anlamsız hale gelir. Bağlılıkta, koşullar ne olursa olsun sadakat ve adanmışlık vardır.

İlişkinizin zihni geçmiş, şimdi ve gelecek konusunda size bir harita sunar. İlişki sisteminde siz de diğer kişi de farklı bir geçmişe , farklı haritalara sahip olduğunuz için zaman zaman “ benler çarpışması “ ortaya çıkar. Bu durumda ” Neden birlikteyiz ?” sorusuna döner de niyeti sorgularsanız ilişkinizin ruhunu bir kez daha farkedebilirsiniz. Anlamlı geliyorsa, o zaman zihinsel haritalarınızı ilişki haritasına dönüştürebilirsiniz. Şems-i Tebrizi “ Ben “ben”i bırakayım, sen “sen”i bırak, “bir” olalım! ” derken tam da bundan söz ediyor.

Anlamlı bir ilişkinin kalbi güçlüdür. Gün geçtikçe çoğalan, koşulsuz  ve çıkarsız sevgi , öze saygı vardır. Kıskançlık yoktur, tahakküm yoktur. Tamamlanma değil, çoğalma vardır. İlişkinizin enerjisi güçlüdür. Bu güç, sizi üretken ve yaratıcı bir dönüşüme yönlendirir.

Anlamlı bir ilişki ahenkli bir dans gibidir. Birbirinizin ayağına basmazsınız, yolunuzu kesmezsiniz. Zorunluluklar yoktur, sorumluluklar vardır. Büyük resminiz net olduğu için bilinçli adımlar atar ve ilişkinizi ileriye taşırsınız.

Kısaca nasıl ki bir insanın dört boyutu (Ruh, Zihin, Kalp, Beden) varsa, ilişki sisteminin de dört boyutu vardır. İlişkinizi dönüştürdüğünüzde, dört boyutta uyumlu bir etkileşim yakalamış ve sağlıklı bir sistem oluşturmuş olursunuz.

Sistemin dönüştürücü gücü açık iletişimdir (Sözlü-sözsüz). Açık iletişimle sistemi besler, parazitlerden arındırır, nefes aldırır ve sisteme can verirsiniz. Açık iletişimde, saygı ve yargısız bir dinleme  gereği vardır. Yargısız olmak bir aşkınlık bilincidir. Aşkınlığın rehberliğindeki derin hoşgörü ,  evrendeki her sistemle ilişkimizi dönüştüren ve sevgiyle beslenen bir kaynaktır.

Bu kaynağa sahip olmak için öncelikle kendinizle ilişkinizi gözden geçirmelisiniz, kendinizi dönüştürmelisiniz. Evrendeki tüm sistemlerin kesişim kümesi olarak kendinizle nasıl bir ilişki kurduğunuzun farkında mısınız?

Şu dizelerle bitirmek istiyorum.

Öğrendik ki ,

Yaşam bir ilişki,

İlişki bir uyum,

Uyum bir empati,

Empati bir anlama

Anlama bir idrak,

İdrak bir aydınlanma

Aydınlanma bir olma yolculuğudur. (Hatice Yıldıran)

Aydınlık kalın.

Hatice Yıldıran, PCC, MBA, Koçluk Eğitmeni

Dönüşüm Rehberiniz, 12 Ocak 2015