Hayat Bir Oyundur / Buket Özen

HAYAT BİR OYUNDUR, YA OYUNCU OLURSUNUZ YA DA OYUNCAK

Hayat bir oyundur. Ya kazanırsınız, ya kaybedersiniz. Ancak kaybetme korkusunun oyuna girmenizi engellemesine izin vermeyin. ” Lailah Gifty Akita

Çoğumuzun hayatı tanımlamak için kullandığı bir metaforu vardır, ve bu metafor onun hislerini, davranışları ve hayata olan yaklaşımını belirlemekte önemli rol oynar. Bazıları yaşamı hayatta kalmak için sürekli mücadele edecekleri bir savaşa benzetir. Bazıları yaşamı özel bir amaca hizmet eden bir misyon olarak görür. Yaşadıkları her şey bu amaca ulaşmak için bir vasıtadır. Bazıları yaşamı çok değerli bir armağan olarak görür. O kadar değerlidir ki asla boşa harcanmaması gerekir.
Ancak şu da bir gerçektir ki; hayat bizim onu nasıl gördüğümüze ve tanımladığımıza bağlı olarak şekillenir. Biz onu bir şeye benzetiriz, o da karşımıza bizim beklentimize  uygun durumlar çıkartır. Örneğin; hayat bir savaştır diyorsanız, karşınıza sürekli mücadele etmek zorunda kalacağınız zorluklar çıkacaktır. Eğer hayat bir bilmecedir diyorsanız, ömür boyu cevaplarını aradığınız sorular, çözümleyemediğiniz gizemler ile uğraşmak durumunda kalırsınız. Eğer hayat bir trajedi diyorsanız, onu bir trajedi olarak yaşarsınız. Baş rolde ise bizzat siz olursunuz. Burada önemli soru şu: Sadece sizin için yazılan senaryoyu ezberleyip mi oynuyorsunuz? Yani, sizin kendi hayatınız üzerinde yaptırım gücünüz var mı, yoksa hayatınız başkaları tarafından mı şekillendiriliyor. Hayat bir film gibi diyorsanız sakınca yok, evet güzel bir benzetme. Önemli olan  bazen oyuncu, bazen yönetmen bazen de senarist koltuğunda oturabilmek. İşte o zaman  muhteşem bir sanat eseri çıkar ortaya.
Ben  hayatı tanımlamak için oyun metaforunu kullanıyorum. Ama öyle tiyatro oyunu falan değil. Hani bazen eğlenmek, bazen öğrenmek, bazen kendimizi geliştirmek, bazen de sadece stres atmak için oynadığımız oyunlar….Hani kendimizi bilmeye başladığımızda ilk yaptığımız şey…. OYUN.

Hayatı neden oyun gibi görmeyi seçtiğimi açıklayayım. Yaşadıkları problemler ve sıkıntılar olmasa ne kadar mutlu olacaklarını söylediğini duyarsınız bazılarının.  Bu insanlar başarısız veya mutsuz olmalarının sebebini her zaman dışarıda ararlar. Bazıları daha pozitif baksalar da karşılaştıkları zorluk ve engeller caydırıcı rol oynar. Oysa hayatı bir oyun olarak gördüğümüzde tüm bu zorluk ve problemler yepyeni bir kılığa bürünür. Çünkü bir oyunu oynamamız için en büyük motivasyonumuz  bu mücadele ve meydan okuma hissini yaşamak değil midir? Oyunu zevkli yapan da bu değil midir? Ne oyunu olursa olsun, ister iskambil, ister video, ister scrabble, ister satranç… Bizi eğlendiren meydan okumalar ve zorluklar değil midir? Bir oyundan tüm zorlukları çıkartın. O zaman oynamaya hevesiniz kalır mı?
Evet oyun metaforu hayata yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Zorluk ve sıkıntılar mutlu ve tatminkar bir hayat yaşamaya engel değil.  Yaşadıklarınız ne kadar zor olursa olsun, şikayet etmeyin.  Bu hayat oyununu oynamaya değer kılanın onlar olduğunu farkedin sadece. Bu sorunlar olmasa hayat çok monoton, sıkıcı ve anlamsız olurdu.

Hayata bu bakış açısını benimsemek problemlere yaklaşımınızı tamamen değiştirecek. Onlardan kaçmak yerine yüzleşmeyi tercih edeceksiniz.  Söylemek istediğim, tek yapmamız gereken gelişmek. Hayat oyununu harika bir gelişim imkanı olarak değerlendirebiliriz.  Mutluluk ve tatmin ancak biz gelişirken yaşayacağımız bir duygudur.  Zorlukları bir parçamız olarak görüp hayatın bize bu tecrübeleri yaşamı daha anlamlı kılmak için verdiğini düşünebiliriz.

Tabii ki, her oyun gibi hayat oyununun da belirli kuralları vardır. Oysa bir çok insan hayatı tesadüfi bir süreç olarak görür. Daha da kötüsü bir çok insan bu kuralları keşfedilemez veya farkedilemez olarak düşünür. Hayatın tamamıyla kendi kontrolleri dışında, başededemeyecekleri dış güçler tarafından yönetildiğini düşünür. Halbuki hayat bir seri mantıklı kurallardan oluşur.  Hayatımızı şekillendiren bu temel kuralları anlamak, onlardan faydalanmamızı ve istediklerimize kavuşmamızı sağlar. Bu kuralların bazıları çok açıkça görünebilir.

Temel kurallardan bir tanesi sebep sonuç yasasıdır. Her bir sonucun bir sebebi vardır. Bunu anlarsak kendi yararımıza kullanabiliriz. Şans ve koşulların hayatımızı yönettiğini söylemek yerine şu an yaşadığımız duruma neden olan şartları bulup değiştirebiliriz.

Hayatı zihnimizde bir oyun olarak çerçevelemenin öğreteceği en önemli ders, varılacak yere değil, yolculuğa odaklanmaktır. Neden oyun oynarız? Zevk almak ve eğlenmek için… Bu nedenle şu anı yaşamak ve değerlendirmenin önemi büyüktür. Aynı oyundaki gibi..

Bazıları oyun oynamanın tek amacının kazanmak olduğunu düşünür. Oyunun amacı kazanmak değil, kazandığınızda yaşayacağınız duyguyu tecrübe etmektir.
Çoğu insan tüm enerjisini gelecekte yaşayacaklarını hayal ettikleri  mutlu hayat için sarfeder. Başarılı olmak  için kendilerini unuturcasına çalışır. Ancak geleceğe aşırı odaklanmak hayatı doya doya yaşamaktan alıkoyar.

Hayatınızda güçlü bir amaç olması oyunu oynamak için motivasyon sağlar ancak oyundan zevk almayı da engellememesi gerekir. Bu hayat oyunu acı, üzüntü, fedakarlık gerektirebilir. Ama tüm bu zorlukların oyunu daha anlamlı kıldığını  ve amacımıza hizmet ettiğini unutmamak gerekir.
Herkese iyi oyunlar diliyorum!

Buket Özen

PCC, Eğitmen
02.09.2016
Save