Dünyayı Mutlu İnsanlar Değiştirebilir

İletişim araçlarının gelişmesiyle son 40 yıldır adeta mesaj bombardımanı yaşıyoruz. Değişim o kadar hızlı ki, bir mesajı anlamadan diğeriyle karşılaşıyoruz. Yalnızlaşan insanların  sosyalleşme ve olanı biteni anlama meraklarına alternatif olarak yöneldiği sosyal medyadan ve görsel medyadan gelen haberlere bakıyoruz. Savaşlar, hayvan katliamları, afetler, yolsuzluklar, fuhuş, yozlaşma, kazalar , tutuklamalar…vb akıl tutulması örneği olan bir yığın haber.

Bilinçli zihnimizin bunları kısa sürede indekslemesi olanaksız ama bilinçdışı zihnimiz , gelen tüm mesajları depoluyor ve sistemimizde kaos yaratıyor. Öfke, korku ve nefret tohumları her tarafa yayılıyor. İnsanları mutsuzlaştırıyor.

Bu olumsuzluklar karşısında tek yol göstericimiz evrensel gerçekliktir. Önceki yazılarımızda, yaşamımız süresince karşılaştığımız durumları, beynimizdeki ayna nöronlar sayesinde kendimize çektiğimizi ifade etmiştik. Bu çok önemli bir öğreti. Hepimizin duyarlı olduğu farklı konular var. Doğal olarak odağımızı, duyarlı olduğumuz alanlarda  tutuyoruz.

Bilinçlendirme amaçlı yayılan olumsuz haberler, insanları nefrete ve çaresizliğe itiyor. Duyduğunuz ve görselleştirdiğiniz haberler, ayna nöronlar sayesinde sorunu ortadan kaldırmıyor tersine büyütüyor.Yapılması gereken, sorunları yaymak yerine çözümleri yaymak. Bunun için, bu sorunların çözümüne yönelik örnekleri paylaşmak bizi arzu ettiğimiz pozitif duygulara daha hızlı geçirerek negatiften kurtarır.

Biz hangi zihinde olursak, o dünyayı yaratırız. Yaratmak istediğimiz dünyayı daha büyük kitlelerin hayal etmesi açısından , çözüm sunan pozitif haber kaynaklarını çoğaltmak ve kurban zihniyetinden çıkmak, kişisel liderliğimizin gereğidir. Kamuoyunu bu davranış modeline yönlendirmek de sorumluluğumuzdur.Böylece daha mutlu insanlardan oluşan bir topluluk yaratabiliriz.

Bu durum başımızı devekuşu misali kuma gömmek değildir. İçimizdeki yaratıcı kaynakla bağlantıya geçip “farklı bir dünya mümkün” mesajı vermektir. Einstein “Sorunu yaratan zihinle çözüme ulaşamazsınız” diyor.

Nasıl ki negatif zihin dünyayı bilinmezliğe, karamsarlığa, kargaşaya sürüklüyorsa ve her geçen gün bu durum katlanarak çoğalıyorsa, pozitif zihne geçmek de mutlu ve çözüm odaklı insanları artıracak; sevgiyi, barışı ve  güveni çoğaltacaktır.

Buradan hareketle mutlu olmak, pozitif olmak bizim  insani sorumluluğumuzdur. Prof. Dr. Ahmet İnam, “Mutsuzluk Ahlaksızlıktır” başlıklı  makalesinde  “ Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir sorumluluğudur.” derken , bize de pozitif zihne geçme konusunda ilham veriyor ve devam ediyor:

“ Mutlu insan dünyayı değiştirecek insandır: Yaşamaya, kavgaya, düşünmeye, üretmeye hazır bir insandır. Mutluluk bir haz hali değildir. Bir karakterdir. Mutlu insan bu ahlâki karakteriyle, başına gelmiş ve gelecek olanları yaşar. Mutlu insan, zulüm çekmiş, işkence görmüş biri de olabilir. Mutlu insan yerinde duramaz, etkindir; sorumludur: Mutlu insanlardan söz ediyorum. Dünyaya bir bakış biçimi, bir yaşam biçimi oluveren mutluluk, ağır bir sorumluluk taşır. Çünkü, mutluluk “hazır olma” durumudur; mutlu insan, gerçekleştireceği tasarılarının altında ezilmez. Gelip geçici bir hâl değil de bir karakter oluveren mutluluk, bize yaşam boyu destek oluverecek bir güçtür.”

Mutlu Olun !

Hatice Yıldıran, PCC, MBA, Koçluk Eğitmeni

Dönüşüm Rehberiniz, 15 Ocak 2015