Benzer Vizyonlar, Mutlu Sevgililer

“Sevgililer Günü” geliyor.

Kimileri ticari bir pazarlama aracı, kimileri ise romantik geçmesi şart bir gün olarak değerlendiriyorlar 14 Şubat’ı. Yine de gözlemlerime göre her geçen sene daha fazla kırmızı gül, özel organizasyon ve hediye alternatifleri uçuşuyor ortalarda. Demek ki sevgililer günü bilinci giderek yayılıyor toplumumuzda.

Hatırlarsanız geçen yazımda bir kuruma CV göndermeden önce o kurumun vizyonunu araştırmalı ve kişisel vizyonunuzla ne derece örtüştüğüne bakmalısınız demiştim. Vizyon, basit bir tanımlama ile baktığımız yön aslında. Hepimiz özeliz ve gelecekten farklı beklentilere sahibiz. Değerlerimiz var, o güne dek yaşadıklarımız çerçevesinde şekillenmiş. Ve bize özel duygularımız ve onları ifade ediş tarzımız var, değil mi?

Duygular demişken…

Yoğun duygularla birbirine doğru çekilen, birlikte geçen her andan zevk alan, sevgilerini şarkılarla, şiir gibi sms’lerle besleyen çiftler nasıl oluyor da kavga kıyamet ayrı düşüyorlar?

Evli olup boşananların sayısındaki artış bir yana, sevgililer de uzun süreli ilişki götürmekte zorlanır oldular. Yalnız ve güçlü bir kadınlar ordusu var çevremde bu sıralar… Hatta bazıları evli ancak ümidini kesmiş geleceğe dair, tamamen başka başka sebeplerle sürdürüyorlar evliliklerini.

Bir ilişkinin çıkış noktası “aşk”tır çoğu kez. Alev gibi sarmalar beyni, bedeni ve kararlar alırız o sarhoşlukla geleceğe dair. Ya uzun vadeli ilişkilerin, ya da evliliklerin temeli atılır kafamızda o esnada. Bazen de “güven” ihtiyacıdır ilişkinin çıkış noktası. Güveni o güne dek sürekli sarsılmış kişi, güvenebileceğini hissettiğinde sorgulamadan teslim eder kendisini. Yenilik arayışı, yalnızlık duygusu, aile kurma ihtiyacı ve bunlara benzer bambaşka sebepler de olabilir bir ilişkiye başlamak için. Sebep ne olursa olsun, bir gün bir şeyler ters gitmeye başlayabilir. En aşık, gözü aşktan kör olmuş kişiler bile Türk filmlerindeki gibi aniden görmeye başlayıp haykırabilirler gerçekleri. Kırmızı kalpler ortadan ikiye çatlayabilir, havada “Sen çok değiştin, ilk tanıdığımda böyle değildin!”, “Bana çalışmak istediğini söylememiştin!”, “Yurtdışına okumaya mı gideceksin? Buna ne zaman karar verdin?” gibi cümleler uçuşabilir.

 

Baktığınız yönü, yani vizyonunuzu ne kadar geç paylaşırsanız sevgilinizle, ilişkinizin gelecekte zarar görme olasılığı o kadar artar. “Seni Seviyorum” cümlesinin hakkını verirken, gelecekle ilgili hayalleriniz, başarmak istedikleriniz hakkında ne kadar dürüstsünüz sevdiğinize?

Bir gün karşılıklı tutkunuzun dozu azaldığında, sevginin devamı için en önemli ortak paydanız, vizyonlarınızın kesişim kümesidir. Yoksa, A kapsar B’yi!!! Bir de bakmışsınız ki, sevdiğiniz, canım cicim diye kucakladığınız kişi, vizyonunuzu yutuvermiş! Karşınızdaki kişiyi ne kadar iyi tanır, gelecekten beklentisini ve yürümekte olduğu yönü ne derece bilirseniz kendi yönünüzle kıyaslama şansınız da o kadar artar. Ortak beklentileriniz üzerine gidebilir, birlikte mutlu bir geleceğe yürüyebilirsiniz. Ya da onun yürüdüğü yolun sizinkinden bambaşka beklentiler içerdiğini fark eder, çok geç olmadan ve durum tatsızlaşmadan kendi yönünüze doğru ilerleme kararı verirsiniz.

Ortak vizyona sahip, aynı yöne yürüyen çiftler mutlular. Hayalleri benzer, varış noktaları aynı rakımda. Keyifle ilerliyorlar el ele. Ve eminim onlar için her gün “Sevgililer Günü”.

Dilediğiniz gibi geçireceğiniz bir Sevgililer Günü diliyor, gerçek sevgi ve gerçek mutluluk için vizyonunuza sahip çıkmanızı rica ediyorum.

Beril Atakul
Business and Personal Life Coach