2020’den Mektup / Fatmanur Bakal

Selam Küçük Kız…
Diye başlamak istedim nedense… Öylesin çünkü, geriye dönüp baktığım zaman hiç büyümemiş, ama çok yol almış bir sen görmek ve seni ilk defa bu kadar kararlı görmek beni çok mutlu ediyor. Bu yolculuğun başlangıcına gitmek değil amacım, geçirdiğim süreci kısaca bir özetlemek de istemiyorum sana. Çünkü henüz olmak yolculuğunun çok başındasın. Yaşa ve gör.
Özellikle bugün yazmak istedim bu mektubu…Ah be şaşkın unuttun mu? Bak bakalım ajandanda ne yazmışsın…Gördün mü şimdi?…Okulumuz açıldı nihayet. Gözün aydın…Hı bu arada hani şu denize bakan, hep istediğin iki katlı, bahçesi olan, beyaz ahşap kaplamalı bina vardı ya oradan yazıyorum sana, yılların özlemiyle mis gibi yosun kokusunu içime çekerek … Ne çok özlemişim bir bilsen…
Rahat ol, bırak zamanla yarışmayı. Bak sana koskoca bir üç yıl veriyorum doyasıya yaşa diye. Biliyorum çok isteklisin ve yapmak istediğin çok şey var. Tek bir şey istiyorum senden hayallerine sımsıkı sarıl ve ne olursa olsun vazgeçme. Ben buradayım nasıl olsa, bekliyorum seni, ama biraz yorgun, çok yormuşsun beni… Kitabın arka kapağındaki resmine bakınca anladım. Derdin hep her yeni güne başlarken bir öncekiyle vedalaşıyorum, silkeleyip atıyorum üzerimden tüm tozları çünkü biliyorum ki , zamanla insan da bu dünyanın tozundan nasibini alır. Bırak silkelenmeyi yapacak çok iş var, vakit kaybetmeden gel buraya. Merak etme arka bahçede de çok yer var, koşup oynarken, çamura bulanıp tozun toprağa karışırken, mutlu annelerin gözyaşlarıyla akıp gider kirin pasın… Sonra,
Yıldızları süpürürsün, farkında olmazsın,
Güneş kucağındadır, bilemezsin,
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yapmakta olduğun, anlamazsın.
Uzar gider, koşsan da tutamazsın.
William Shakespare
Az önce bir seminerden çıktım biliyor musun? Evet, evet senin seminerin. Yanlış duymadın; ne çok şey biriktirmişsin öyle o küçücük yüreğinde… Dinle dinle bitmedi, hangisini not alacağımı, hangisinden başlayacağımı şaşırdım ve şöyle bir baktım sımsıkı tutan ellere, dedim kendi kendime mutlu olmak ne kadar da kolaymış. Anladım şimdi neden büyümek istemediğini, çünkü küçük bir kız çocuğunu mutlu etmek kadar kolaydır bir kadını mutlu etmek… Bu arada hani şu arka bahçeden gülerek izlediğimiz, sabahtan akşama kadar camdan aşağı kendi de dahil ne var ne yok silkeleyip duran teyze vardı ya, silkelenmeyi bırakmış, eşiyle de çoook mutluymuş.
Hani hep derdin ya mutluluk mu arıyorsun, yaşama tutunmak, huzur bulmak mı istiyorsun; bir çocuk bul ve yüzüne bak… Baktım ve dedim çocuk sen ne güzel şeysin… Dolaştım ardından okulun koridorlarında tüm duyularımı harekete geçirerek ve hiçbir anı kaçırmadan soluyarak, hissederek, bakarak değil gerçekten görerek yaşadım beni ben yapan deneyimlerimi. Yargılayarak değil merakla ama incitmeden yönelttim tüm sorularımı. Kendimi değil karşımdakini değerli kıldım; benimle tüm sırlarını paylaşarak beni değerli kılan annelere teşekkürümü de sunmuş oldum; gönül borcum kalmadan rahat bir vicdanla el sıkıştım böylece.
Şu an aldığım her nefesin hakkını vererek yaşıyorum hayatı, çünkü nefes almanın kıymetini daha çok küçük yaşta anladım. Özgürce koşuyorum hedeflerime doğru çünkü koşmanın ne büyük bir özgürlük olduğunu yine çok erken anladım. Ne kadar meraklı diyenlere inat daha bir merakla açıyorum gözlerimi ta ki mavinin her tonunu bulana kadar… Gündüzün aydınlığında yürüyorum, gecenin karanlığında dinlenebilmek için; ertelemiyorum hayatı. Kendimi bu kadar güçlü ve özgür hissedebiliyorsam borçluyum sana küçük kız. Varsın olsun çarkında tahsil edilmemiş çekler, senetler kalsın ama sadece seni taşıyan aracın tekerinde izi kalsın… Biraz sarsılırsın belki ama yol alırsın daha ağır ve kendinden emin…
Şimdi çıkmam lazım küçük kız biraz tozlanmak ve çamura bulanmak istiyorum ve unutma arka bahçede seni bekliyorum.

2020’den sevgiler…
Fatmanur Bakal, Profesyonel Koç

 

YAZAR HAKKINDA:
Benim Hikayem
Tanımak istersiniz diye düşünerek kendimi kısaca anlatmak istedim sizlere. 1980’li yılların ortasında bir kış günü masmavi penceremden meraklı bakışlarla merhaba dedim hayata… Hoş geldin dedi hayat da, sana da merhaba… Bu sıcak karşılama bir hayli meraklandırdı beni. Daha ilk günden garantiye almıştım kendimi, aramı sıkı tutmuştum yaşamla. Ondan mıdır bilmiyorum.. Bağlılık, sadakat, samimiyet en temel değerlerim. Bize sunulan mükemmel bir dünya var ve eğer farkına varabilirsek sahip olduğumuz yeteneklerle mükemmele çevirebileceğimiz bir yaşam da var. Bu yüzden tüm insanlığın da bunun farkına varması, kendi güçlü temelleri üzerinde yükselerek, yaşamı bir kutlamaya çevirmesi en büyük hedefim. Bir insanın zihnen, bedenen ve ruhen değişimini ve bu değişimin zamanla harikaya dönüşümünü gerçekleştirirken orada bulunabilme ayrıcalığına sahip olduğum mükemmel bir işim var.
Sakarya Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olduktan sonra aile şirketimizde ve İnsan Kaynakları sektöründe farklı kademelerde deneyimlerim oldu. Çalışma hayatına devam ederken yaratıcılığımın ilham perileri, kış bahçemin çiçekleri oğlum ve kızımı da yaşamıma katarak annelik rolünü de üstlendim. Bu arada iç seslerim karışmaya başladı ve tamam dedim, aldım karşıma onları, bir süre sessizce uzaktan izledim aralarındaki çatışmayı ; ta ki kalbimin sesi mantığımın sesine ağır basana kadar. Baktım bu böyle olmayacak bir konuda karar vermem gerektiğini düşünerek tercihimi kış bahçemi süslemekten yana kullandım ve iş hayatına ara verdim. Sen beni beslersen ben sende yeşeririm dedi biri; dedim yeşert beni hadi…Çocuklarımla geçirdiğim bu dönemden sonra yeşerdim, yeşillendim ve tüm renklerimle farklı bir arayışa girdim. Kişisel gelişime merakım ve yeniliklere açık olmamın etkisi ile farklı insanların yaşamlarına dokunabilme ayrıcalığı edinebileceğimi düşünerek koçlukla tanıştım ve bu samimiyeti daha da ilerleterek Bütünsel Gelişim Koçluğu Programı’na katılıp kapsamlı bir koçluk eğitimi aldım ve koçluk yapmaya başladım.
İçinizdeki potansiyelinizi gösterecek bir ayna olmak ve farklılıkların zenginliklerini yaşayabilmek için bir yola çıktım, yollarımızın kesişmesi dileğiyle…